Yeni Ufuklar

BM İstanbul Bölgesel Merkezi

Podcast 134

Bu bölümde, Nisan ayında açılan Birleşmiş Milletler’in İstanbul Bölgesel Merkezi hakkında konuşacağız.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Nisan ayında açılan Birleşmiş Milletler’in İstanbul Bölgesel Merkezi hakkında konuşacağız. Birleşmiş Milletler ve Türkiye Cumhuriyeti, UNDP’nin Avrupa ve Bağımsız Devletler Bölgesi’nde çalıştığı ülke ve bölgelerde yerele yönelik kalkınma desteği sağlayan yeni İstanbul Bölgesel Merkezi’nin açılışını 23 Nisan’da resmi olarak yaptı. Merkez, aynı zamanda, UNICEF ve BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (BM Kadın Birimi – UN Women) ofislerine de ev sahipliği yapıyor. Açılışta konuşan UNDP Başkanı Helen Clark bir hayalin gerçekleştiğini belirtiyordu:

Helen Clark: Sanıyorum pek çoğumuzun UNDP’nin bölgesel çalışmaları için modern bir ofisin İstanbul’da kurulması hayali bugün gerçekleşmiş oldu. Çok güçlü destekçilerimiz, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yıllar süren çok verimli müzakereler yaptık. Destekçilerimizin pek çoğu bugün bu açılışta yerlerini aldı. Onlar olmasaydı bölgesel merkezimizin açılması imkânsız olurdu. Sizler her zaman Batı ve Doğu’nun bir araya geldiği bu eşsiz şehirde bizleri çok iyi misafir ettiniz. Yüzyıllardır, İstanbul’un vizyonu insanları bir araya getirmek oldu. Ve bizler de burada UNDP olarak insanları insani ilerleme için bir araya getirmeyi amaçlıyoruz.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. BM ambleminin üzerindeki örtünün kaldırıldığı İstanbul Şişli’deki yeni Bölgesel Merkezin açılışında BM Kalkınma Grubu ve UNDP’nin Başkanı Helen Clark’a Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş eşlik etti. Açılışta bir konuşma yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Bölgesel Merkezin kendileri için niye önemli olduğunu şöyle anlattı:

Mevlüt Çavuşoğlu: Bu merkezin İstanbul’da Türkiye’de açılmasının bizim için farklı anlamları var. Her şeyden önce bizim çok boyutlu ve aktif dış politikamızın bir yansımasıdır. Ve bu çok boyutlu, aktif dış politikamızın en önemli unsurlarından bir tanesi de Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel örgütlere verdiği destek ve buralarda aktif rol oynamasıdır. Bugün Türkiye, Birleşmiş Milletler’in orada aldığı görevlerin dışında çok önemli inisiyatiflerine eş başkanlığı yapıyor. Medeniyetler arası ittifakın İspanya’yla birlikte eş başkanlığını yürütmektedir, aynı şekilde Finlandiya ile beraber Barış için Arabuluculuk girişiminin de eş başkanlığını sürdürmektedir. Diğer taraftan, Terörle Mücadele Küresel Forumu’nun da Amerika’yla beraber, Amerika Birleşik Devletleri ile beraber eş başkanlığını yapmaktadır.

Faik Uyanık: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu. Türkiye Cumhuriyeti ile UNDP’nin stratejik ortaklığının bir sonucu olan İstanbul’daki yeni BM merkezi, küresel kalkınma konularının şekillenmesinde ve bu konulara katkı sağlanmasında Türkiye’nin artan rolünü ve taahhüdünü yansıtıyor. Merkez, UNDP’nin Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesi’nde çalıştığı 22 ülke ve bölgeye kaliteli, erişilebilir ve yerele yönelik hizmetler veren bir çerçeve içinde faaliyet gösteriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Bölgesel Merkezin açılmasının İstanbul için tarihi bir an olduğunu söylerken konuşmasında İstanbul için merkezin öneminin altını çizdi:

Kadir Topbaş: Biz İstanbul Belediyesi yerel yönetimi olarak bu kentin bulunduğu coğrafik konum itibariyle, geçmiş tarihi itibariyle, bölgede önemli bir yere sahip olması itibariyle Birleşmiş Milletler’in birçok temsilciliklerinin İstanbul’da olabileceğini hep dile getirmeye çalıştık. Ve istedik ki İstanbul, adeta İstanbul’da bir Birleşmiş Milletler adası olsun. Bugün burada Birleşmiş Milletler İstanbul Bölgesel Merkezi’nin açılışı da bizim niyetlerimizin, temennilerimizin bir yansıması olduğunu ve sonucu olduğunu görmekten duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.

Faik Uyanık: UNDP’nin yakın zamanda açıkladığı verilere göre, Avrupa ve Orta Asya’nın gelişmekte olan ve geçiş dönemi ekonomilerinde, hatta bazı üst orta gelirli ülkelerde de, yoksulluk ve eşitsizlikler görülüyor. UNDP’nin bu yılın başında açıkladığı “Avrupa ve Orta Asya’nın Geçiş Dönemi ve Gelişmekte olan Ekonomilerinde Yoksulluk, Eşitsizlik ve Kırılganlık” raporuna göre, bu ülkelerde beklenen yaşam süresi de diğer ülkelerin küresel ortalamalarına göre giderek azalıyor. Değişen iklim ve afet riskine giderek daha fazla maruz kalınması nedeniyle bölgede bir yandan mevcut güçlükler süregiderken bir yandan da yenileri ortaya çıkıyor. İstanbul Bölgesel Merkezi’nin desteği, ülkelerin bu güçlüklere ve sürdürülebilir kalkınma, yönetişim ve barışın inşası, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi, enerji, afetlere karşı dayanıklılık ve iklim değişikliği ayrıca çocuk haklarının korunması gibi konulara ve diğer benzer alanlara duyarlı bir kalkınma yolunu izlemelerini sağlayacak. UNDP Başkanı Helen Clark:

Helen Clark: Şu anda, merkezimizde UNDP’den ve kardeş kuruluşumuz BM Kadın Birimi-UN Women’dan 135 kişi çalışıyor. Buradaki çalışanlarımız UNDP’nin tüm çalışma alanları ile ilgili politika ve program desteği veriyor. Sürdürülebilir kalkınma, afet riski azaltımı, iklim değişikliği, hukukun üstünlüğü, yönetişim gibi birçok konuda Avrupa ve Orta Asya Bölgesi’ndeki ülke ofislerimizi ve paydaş hükümetleri desteklemeye hazırız.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. İstanbul Bölgesel Merkezi ve Türkiye Cumhuriyeti, Güney-Güney işbirliğinin teşvik edilmesi ve Türkiye’nin önemli kalkınma deneyimlerini diğer ülkelerle paylaşması için ortak çalışmalarını artıracak. Taraflar arasındaki stratejik ortaklık, Türkiye’nin dünya genelinde kalkınma işbirliğinde yükselen bir donör olduğunu da vurguluyor. UNDP Başkanı Helen Clark, konuşmasında Türkiye ile UNDP’nin stratejik ortaklığından şöyle bahsetti:

Helen Clark: Bize her anlamda destek veren Türkiye ile eşi benzeri olmayan bir işbirliğimiz var. Ülke seviyesinde Türkiye’deki program çalışmalarımız giderek artıyor. Bölge seviyesinde de İstanbul’a taşınmamız Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin kolaylaştırıcılığında oldu. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bölgesel programımıza da katkı sağlıyor. İstanbul’da kurulan Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi için de bizlere destek oldular. Ayrıca Türkiye, UNDP’nin finansman konusunda da ana paydaşlarından biri oldu ve küresel kalkınmadaki önemli konularda yapılan tartışmalara ve diyaloglara da aktif bir şekilde katıldı. Geçen sene çalışmalarına başlayan bu bölgesel merkez, pek çok bölgesel ve küresel Birleşmiş Milletler etkinliğine ev sahipliği yaptı. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin güçlü desteği ve buradaki tüm çalışma arkadaşlarımızın çalışma azmi ile İstanbul Bölgesel Merkezi Mükemmeliyet ve Kalkınma Merkezi olacaktır. Merkez, bu bölgedeki ve dünyanın diğer bölgelerindeki ülkeler için de çok önemli bir paydaş olarak görülecektir.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin UNDP ile işbirliğinin güçlü bir şekilde devam edeceğini belirtiyor ve şunları ekliyor:

Mevlüt Çavuşoğlu: İstanbul, artık dünyada diplomatik merkezler ya da ofisler bakımından New York’tan sonra ikinci sırada, yani Ankara ile yarışmıyor. 184 yabancı temsilcilik ve uluslararası kuruluşla bugün İstanbul New York’tan sonra en fazla diplomatik temsilciğin bulunduğu şehir oluyor. UNDP’nin aslında Türkiye’de ve İstanbul’da bu ofisini açması kalkınma projeleri ve programlarına birlikte verdiğimiz önemin göstergesidir ve birbiriyle örtüşüyor. Biz hem Dışişleri Bakanlığı olarak hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak Birleşmiş Milletlerin İstanbul’da ofis açması için her türlü lojistik desteği de veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Ve buradaki UNDP’nin bugün açacağımız merkezin de başarılı olabilmesi için maddi destek vermeye de devam edeceğiz. Önümüzdeki beş yıl süresince her yıl 3 milyon dolar gönüllü olarak katkı sağlayacağız diğer yaptığımız katkılardan başka sadece projelerin harekete geçebilmesi için. Yani önümüzdeki süreçte 15 milyon dolarlık ilave bir katkıyı da gönüllü olarak UNDP’ye sağlamış olacağız.

Faik Uyanık: Ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bu sözleriyle bu bölümün de sonuna gelmiş oluyoruz. Bu bölümde, Nisan ayında açılan Birleşmiş Milletler’in İstanbul Bölgesel Merkezi hakkında konuştuk. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef’te hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, TuneIn, Pure Connect, Yodiviki, Audioboo ve TTNET Müzik üzerinden, ayrıca http://tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuklar:

Mevlüt Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanı

Helen Clark, UNDP Başkanı

Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı

 

Standart
Yeni Ufuklar

GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi

Podcast 133

Bu bölümde, Nisan ayında Gaziantep’te açılışı yapılan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi hakkında konuşacağız.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Nisan ayında Gaziantep’te açılışı yapılan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi hakkında konuşacağız. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde enerji verimliliğinin sürdürülebilir bir şekilde artırılması amacıyla kurulan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’nin açılışını, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve Birleşmiş Milletker Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark birlikte yaptı. Törene, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Sadrettin Karahocagil ev sahipliği yaptı. Kuluçka Merkezi, “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı ve Enerji Verimliliğinin Artırılması” projesi kapsamında kuruldu. Proje, T.C. Kalkınma Bakanlığı Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (GAP BKİ) tarafından, UNDP’nin teknik desteği ile yürütülüyor. Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketleri tarafından kullanılacak olan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi, projenin en önemli faaliyetlerinden biri ve merkez, Gaziantep Sanayi Odası ve Gaziantep Üniversitesi’nin işbirliği ile kuruldu. 22 Nisan’da düzenlenen açılış töreninde konuşan UNDP Başkanı Helen Clark, UNDP’nin paydaşlarıyla birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaptığı çalışmalardan şöyle söz ediyordu:

Helen Clark: UNDP, Türkiye’nin bu bölgesinde paydaşları ile 15 yıldan fazla bir süredir birlikte çalışıyor ve Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi ile 1990’ların ortasından bu yana var olan güçlü ortaklığımıza büyük bir değer veriyoruz. GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Türkiye’deki en önemli paydaşlardan biri.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi için Rekabet Gündemi vizyonunu paylaşıyoruz. Bu vizyon, bölgenin ‘Bereketli Hilal’ ya da ‘Medeniyetlerin Beşiği’ olarak bilinen bölümünü Sürdürülebilir Medeniyetlerin Beşiği olarak dönüştürmeyi amaçlıyor. Yıllardır rekabet gündemini destekleyen pek çok proje yürütüyoruz ve rekabet gündemini destekliyoruz. Bu yüzden, GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve diğer paydaşlarla birlikte, bölgenin verimli topraklarından yararlanarak organik tarım ve kırsal rekabet edebilirliği teşvik eden çalışmaların bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz.

İlk bölgesel enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji stratejisi ve eylem planının yakın zamanda kabul edilmesinden sonra, güneş enerjisinin kullanılmasıyla yerel ekonominin daha yeşil olmasının rekabet edebilirliği artırmaya nasıl yardımcı olduğunu gösteren çalışmaların bir parçası olduk ve şimdi de tüm sektörlerde yenilenebilir enerjinin kullanılmasını destekliyoruz. Aynı zamanda, geleneksel kumaşlarla yerelde üretilen ve ulusal pazarlarda kendine yer bulan ürünleri teşvik ederek kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesini de birlikte destekledik.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark’ı dinliyorduk. Clark konuşmasında UNDP’nin GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’ni bölgede sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınmanın desteklenmesi için yapılan bu önemli çalışmaların bir parçası olarak gördüğünün de altını çiziyordu. Açılış töreninde konuşma yapan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da, 10. Beş Yıllık Kalkınma Planında belirlenen 25 kritik alandan birinin enerji verimliliği olduğunu belirtti ve merkezin neden kurulduğunu şöyle anlattı:

Cevdet Yılmaz: GAP bölgemizde de enerji verimliliğini ve yenilenebilir enerjiyi çok önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde, önümüzdeki eylem plânında yenilenebilir enerjiyi çok önemsediğimiz gibi enerji verimliliği açısından da GAP bölgemizin örnek bir bölge haline gelmesini istiyoruz. Bu kapsamda GAP Bölge Kalkınma İdaremizin 2009’da başlattığı Enerji Verimliliği projesinin 2. safhası 2012’de başladı ve bu yıl devam ediyor. Burada özellikle sanayide ve binalarda enerji verimliliğini artırmayı öngörüyoruz. Yine Gaziantep bu açıdan önemli bir ilimiz, sanayinin yoğun olduğu bir il. Özellikle Gaziantep’te bu enerji verimliliği projelerimizin hayata geçmesiyle hem sanayimizin rekabet gücü artmış olacak hem çevreyi daha az kirletmiş olacağız hem de [enerjide] dışa bağımlılığımızı azaltmış olacağız. Yalnız bütün bunların yapılması için yerelde, mahallinde enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin gelişmesi çok çok önemli. İşte bu İnkübatör bu anlamda çok değerli. Bu İnkübatör vesilesiyle Gaziantep’te yerelde inşallah daha fazla enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin gelişmesini hem kendileri açısından hem de bütün sanayi açısından önemli faydalar üretmelerini bekliyoruz.

Faik Uyanık: Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz. GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’nde, sanayide ve binalarda enerji verimliliği uygulamalarının doğru ve çağdaş teknik ve yaklaşımlarla yapılması için gereken test ve ölçüm cihazlarının bulunduğu bir laboratuvar da yer alacak. Helen Clark, Kuluçka Merkezi’nin özelliklerinden şöyle söz ediyor:

Helen Clark: Kuluçka Merkezi’nin iş modeli ve hizmetleri yerel ihtiyaçlara ve gerekliliklere tamamen uygun hale getirildi ve yerel paydaşlar tarafından tam anlamıyla sahiplenildi: Gaziantep Sanayi Odası ve Gaziantep Üniversitesi. Merkez, bölgede enerji verimliği danışmanlık hizmetlerinin ve denetimlerinin gelişmesi için teknik kapasite sağlayacak ve böylece bölge sanayisinin daha enerji verimli olmasına katkıda bulunacak.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. Gaziantep Sanayi Odası tarafından tahsis edilen Merkez binası Alman Pasif Ev Enstitüsü’nün EnerPHit kriterlerine göre tasarlandı ve tadilatı buna göre yapıldı. GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi binası, Türkiye’de tadilat görmüş bina kategorisinde EnerPHit sertifikasına sahip ilk ve tek enerji etkin bina olacak. Pasif Ev, Alman Pasif Ev Enstitüsü’nün saptadığı ve uluslararası anlamda tanınan enerji verimli bina standardı anlamına geliyor. Pasif Evler güneşi, iç ısı kaynaklarını ve ısı kazanımını verimli bir şekilde kullanıyor ve en soğuk kış mevsimlerinde bile geleneksel ısıtma sistemlerine ihtiyaç duymuyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz:

Cevdet Yılmaz: Binada özellikle bu binada yılda %74 oranında enerji tasarrufu sağlanmasını öngörüyoruz. Bu öncü projeye emeği geçen herkese ben huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bu vesile ile bu bölgelerimizde bu projelerin her bakımdan anlamlı olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum.

Faik Uyanık: Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ı dinliyorduk. UNDP Başkanı Helen Clark da konuşmasında bu merkezin örnek bir çalışma olduğunu vurguladı ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkürlerini iletti:

Helen Clark: Bence bu merkez, UNDP’nin yeşil ve kapsayıcı büyümeye geçmeleri için paydaşlarını nasıl desteklediğini gösteren harika bir örnek. GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’nin deneyimlerini sadece bu ülkenin diğer bölgeleri ile değil, çalıştığımız diğer bölgelerle ve diğer ülkelerle de paylaşıyor olacağız. Bu projede ve Türkiye’nin bu bölgesinde bize oldukça yakın olan tüm paydaşlarımıza ve Gaziantep Sanayi Odası’na, Gaziantep Üniversitesi’ne, diğer yerel paydaşlara ve mühendislere bu merkezin yapılması için sağladıkları katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Ve uzun süreli işbirliğimiz için Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi’ne teşekkür ediyoruz ve sizlere GAP Eylem Planı’nın uygulanmasında başarılar diliyoruz. Yoksulluğun daha az, yaşam koşullarının daha iyi, gelirin yüksek olduğu, çevrenin ve ekonominin sürdürülebilir olduğu, hepimiz için daha iyi bir geleceğe giden yolun yerelde düşünmekle ve yerelden hareket etmekle başladığına inanıyorum. Gaziantep’te sizler yerelde harekete geçip küresel düşünerek bu yolu takip ediyorsunuz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark’ın bu sözleriyle bu bölümün de sonuna gelmiş oluyoruz. Bu bölümde, Nisan ayında Gaziantep’te açılışı yapılan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi hakkında konuştuk. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef ile hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, Tuneİn, Pure Connect, Yodiviki ve Audioboo üzerinden, ayrıca http://tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuklar:

Cevdet Yılmaz, Kalkınma Bakanı

Helen Clark, UNDP Başkanı

Standart
Yeni Ufuklar

Afet Riskinin Azaltılması Sürdürülebilir Kalkınma için Neden Önemli?

Podcast 127

Bu bölümde, 2015 yılında uluslararası topluluğun önemle üzerinde duracağı ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için en önemli gerekliliklerden biri olan afet riskinin azaltılması konusunu konuşuyoruz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, 2015 yılında uluslararası topluluğun önemle üzerinde duracağı ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için en önemli gerekliliklerden biri olan afet riskinin azaltılması konusunu konuşuyoruz. Bu hafta Japonya’nın Sendai kentinde afet riskinin azaltılması konusunda çok önemli bir konferans düzenleniyor. Afet riskinin azaltılması ve gereken adımların atılması çok önemli çünkü son 20 yıl içinde tüm dünyada yaşanan afetlerde 1,3 milyonu aşkın kişi öldü, 4 milyarı aşkın yaşam etkilendi. Maliyet ise 2 trilyon dolar düzeyinde oldu. Afetlere karşı önlem alınmadığı müddetçe küresel yoksulluğu yok etmek ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak da mümkün değil. UNDP’nin İstanbul Bölgesel Merkezi Yöneticisi Rastislav Vrbensky afet riskinin azaltılması kavramını şöyle açıklıyor:

Rastislav Vrbensky: Hepimiz afetlerin her çeşidini biliyoruz, anlıyoruz, yaşıyoruz. Deprem… Siz, sizin ülkeniz, birkaç kez yıkıcı deprem olayları yaşadınız. Hepimiz sellere, kuraklıklara maruz kalıyoruz. Hepimiz farklı türlerde afetleri yaşıyoruz. Afetleri iki kategoriye ayırmak mümkün. Birincisi güçlükle kontrol edebildiğimiz ‘doğal afetler’ ve ikincisi ise insanın, insanların bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde yaptıklarıyla sebep olduğu ‘insan kökenli afetler’.

Hepimiz biliyoruz ki afetlere hazırlık için yapılan yatırım, afet sonrası iyileştirme için yapılan yatırımdan çok daha iyidir. Yapılan pek çok çalışmanın da gösterdiği gibi, hazırlıklı olmak için yapılan yatırımlar 1’e 10, 1’e 20 oranında daha akıllı yatırımlar. Aksi halde, eğer hazırlıklı olmaya 1 dolar yatırım yapmazsanız, iyileştirme için 10, 20, 30 dolar yatırım yapmanız gerekir.

Faik Uyanık: Peki, afet riskinin azaltılması sürdürülebilir kalkınma ve insani gelişme için neden önemli? Rastislav Vrbensky:

Rastislav Vrbensky: UNDP bir kalkınma örgütü. Ülkelere daha hızlı kalkınmaları için yardımcı oluyoruz ama giderek daha da iyi anlıyoruz ki çatışma ve afet gibi huzur bozucu faktörlerle baş edemezsek, kalkınmayı sağlayamayız. Yıllar süren kalkınma çabalarının meyveleri bir gecede bir doğal afet sonucunda tamamen yok olabilir. Toplumların ve bireylerin güçlendirilmesi sağlanmadan kalkınmanın başarılı olmayacağını biliyoruz. Kalkınma, her zaman, kazanımları yok edebilecek afetlerin olabileceğini hesaba katmalıdır ve risklerle ilgili bilgiye sahip olmalıdır ve dayanıklılığın inşa edilmesini de kapsamalıdır. Bu yüzden, afet riskinin azaltılması ve sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişki gittikçe daha iyi anlaşılıyor ve bir kalkınma kuruluşu olarak biz, uzun dönemli ve başarılı bir sürdürülebilir kalkınma ile afetlerin üstesinden gelme yeteneği arasındaki önemli ilişkiyi çok iyi anladığımız için afet riskinin azaltılmasını faaliyetlerimizin merkezine koyuyoruz.

Faik Uyanık: Bu bölüme katkıda bulunmak isteyen dinleyicilerimiz konuştuğumuz konuya ilişkin görüş ve katkılarını #yeniufuklar etiketiyle Twitter üzerinden bizlere aktarabilir. Japonya’nın Sendai kentinde 14 Mart’ta başlayan Birleşmiş Milletler Dünya Afet Riskinin Azaltılması Konferansı 18 Mart’a kadar devam ediyor. Konferansta, 2005 yılında Hyogo’da 168 ülke tarafından imzalanan Hyogo Çerçeve Eylem Planı’nın son 10 yılda nasıl uygulandığı gözden geçirilecek ve 2015 sonrası için afet riskinin azaltılması ile ilgili kapsamlı bir yol haritası sunulacak. UNDP’nin İstanbul Bölgesel Merkezi Yöneticisi Rastislav Vrbensky, Hyogo Zirvesi’nden beri son 10 yıl içinde afet riskinin azaltılması konusunda yapılanları şöyle değerlendiriyor:

Rastislav Vrbensky: On yıl önce ülkeler, afetlerin etkisini azaltmak için yapılması gerekenleri tartışmak amacıyla yine Japonya’da bir araya geldi. Ve bahsettiğiniz bu konferansa katılan ülkeler, afetlerin kimseye karşı ayrımcılık yapmadığını açık bir şekilde ifade etti. Afetler tüm ülkelerde yaşanıyor ve işte tam da bu yüzden ülkeler ve insanlar bu konuyu ve bu konuda ne yapılacağı ile ilgili küresel antlaşmaları çok ciddiye alıyor. Şimdi, son on yılda neler yapıldığını ve nelerin başarıldığını gözden geçireceğiz. Hyogo Çerçeve Eylem Planı, afet riskinin azaltılması ve özellikle afetlere hazırlık konularında hükümetlerin ve ülkelerin dikkatini çekmede çok başarılı oldu. Fakat yeni dünya için çerçeveyi yeniden tanımlamamız gerekiyor. ‘İklimin neden olduğu afetler’ olarak adlandırdığımız, muhtemelen iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan afetleri artık daha çok görüyoruz. Aynı zamanda, artık daha çok şey biliyoruz. Bu yüzden geriye bakmamız ve afetlere nasıl daha iyi hazırlanılacağı ve olası afetlerin neden olacağı etkilerin nasıl daha çabuk iyileştirileceğiyle ilgili yeni bir küresel anlaşmaya karar vermemiz çok büyük bir önem arz ediyor.

Faik Uyanık: Afet riskinin azaltılması konusu sadece Sendai’de süren konferansta ele alınmıyor. Bu konu 2015 yılı boyunca çok önemli uluslararası konferanslarda konuşulacak. Yeniden Rastislav Vrbensky:

Rastislav Vrbensk (03:49- 05:26): Bu yıl oldukça önemli bir yıl çünkü Sendai Afet Riskinin Azaltılması Konferansı’nın yanı sıra üç önemli konferans da bu sene düzenleniyor. Eylül ayında, 2015 sonrası kalkınma gündeminin belirleneceği küresel bir konferans düzenlenecek. Tüm dünyanın önümüzdeki 15 yıl içinde 2030’a kadar kalkınma anlamında neler yapacağını belirleyecek ve büyük bir ihtimalle tüm ülkeler tarafından Eylül ayında kabul edilecek 17 evrensel Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi var. Bunun yanında, iki tane de çok önemli toplantımız var. Yine ülkelerin bir araya geleceği ve iklim değişikliğine dair nelerin yapılabileceğini ve iklim değişikliğiyle ilgili küresel anlaşmanın ne olacağını tartışacağı İklim Zirvesi bu sene Aralık ayında Paris’te düzenlenecek. Diğer bir önemli konferans ise Temmuz ayında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da düzenlenecek.  Bu konferansta, 2015’te düzenlenen üç konferans sonucunda afet riskinin azaltılması, sürdürülebilir kalkınma ve iklim konularında verilen taahhütlerin nasıl finanse edileceği tartışılacak. Her şeyin bir arada değerlendirilmesi oldukça önemli. Afet riskinin azaltılması konusu, tüm bu konferanslarda gündemin ön sıralarında olacak. Yani, afet riskinin azaltılmasını özel olarak ele alacak olan konferans sadece Sendai Konferansı değil. Diğer konferanslarda da afet riskinin azaltılması konusu ele alınacak ve tartışmalar sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve iklim değişikliği konularıyla ilişkili bir şekilde sürdürülecek.

Faik Uyanık: İklim değişikliğinin olumsuz etkileri giderek artıyor, afetler artık daha fazla yerde ve daha çok yaşanıyor ve risk de giderek artıyor. Peki, bu riski azaltmak ve kalkınma çabalarımızın sonuçlarını sürdürülebilir kılmak için neler yapmalıyız? UNDP’nin İstanbul Bölgesel Merkezi Yöneticisi Rastislav Vrbensky:

Rastislav Vrbensky: Biz uluslararası bir kuruluşuz ama afetler konusu tamamen ulusal hükümetlerin sorumluluğunda. Hyogo Konferansı’nın sonuçlarından biri de hükümetlerin bu konuda birincil rol oynaması gerektiği yönündeydi. Örneğin, Türkiye’de afet riskinin azaltılmasından sorumlu devlet kurumu olan AFAD ile çok iyi bir işbirliğimiz olduğunu söylemekten memnuniyet duyuyorum. Yani, biz hükümetlerin çabalarını desteklemek için varız. Sendai’de karar verilecek yeni çerçevenin hükümetler arasında görüşülüyor olmasının nedeni de tam olarak budur. İklim değişikliği ve afet riskinin azaltılması arasındaki ilişki çok açık. İklim değişikliğinin neden olduğu afetleri çok daha sık görmeye başladık. Artık ülkelerin kalkınmalarını çok önemli bir şekilde etkileyen sel olaylarına, kuraklıklara ve toprak kaymalarına daha sık ve daha çok yerde şahit oluyoruz. Bu nedenle iklim değişikliğiyle ilgili bir şeyler yapmalıyız ve iklim değişikliği ile afet riskinin azaltılması arasındaki bağlantıyı dikkate almalıyız.

İklim değişikliği hakkında yapabileceğiniz iki temel şey vardır. Ya sera gazlarının üretimini azaltırsınız ki buna küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltma diyoruz. Yani, ekonomilerin düşük karbonlu olması için önlemler alırsınız. Ama, aynı zamanda, sıcaklık zaten arttığı için ve sera gazlarının yoğunluğu zaten yüksek olduğu için iklim değişikliğini tamamen azaltamayız ya da en aza indirgeyemeyiz. Yani uyum sağlama konusuna da odaklanmanız gerekir. Biz ülkelere, toplumlara, insanlara iklim değişikliğine ve iklim değişikliğinden kaynaklanan afetlere uyum sağlayabilmeleri için yardımcı oluyoruz. Yani biz toplumların, sellere karşı dayanıklı olmaları ve kuraklığın üstesinden gelebilmeleri için destek oluyoruz.  Örneğin, eğer tarımsal üretime dayalı bir toplum var ise, kuraklığa karşı dirençli olan sebze ve meyveler üretmeleri için onlara yardımcı oluyoruz. Sellerden, toprak kaymalarından etkilenmeyecekleri yerleşim yerleri inşa etmelerine destek oluyoruz. Diğer bir deyişle, sadece iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması konusunda değil aynı zamanda ülkelerin, toplumların ve insanların olası doğal afetlerle başa çıkabilmelerini sağlamak amacıyla da onlara yardımcı oluyoruz çünkü doğal afetlerden kaçış olmadığını hepimiz biliyoruz.

Faik Uyanık: UNDP’nin İstanbul Bölgesel Merkezi Yöneticisi Rastislav Vrbensky’nin sözleriyle bu bölümün de sonuna gelmiş oluyoruz. Bu hafta, 2015 yılında uluslararası topluluğun önemle üzerinde duracağı ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için en önemli gerekliliklerden biri olan afet riskinin azaltılması konusunu konuştuk. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef’de hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, TuneIn, Pure Connect, Yodiviki ve Audioboo üzerinden, ayrıca http://tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuk:

Rastislav Vrbensky, UNDP İstanbul Bölgesel Merkezi Yöneticisi

Standart
Yeni Ufuklar

Gençler Paralarını Yönetebiliyor

Podcast 126

Bu bölümde 2009 yılında başlayan ve gençlerin finansal bilincini artırmayı amaçlayan ‘Paramı Yönetebiliyorum’ projesi hakkında konuşuyoruz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programıyla karşınızdayız. Bu bölümde 2009 yılında başlayan ve gençlerin finansal bilincini artırmayı amaçlayan ‘Paramı Yönetebiliyorum’ projesi hakkında konuşuyoruz ve konuğum da Paramı Yönetebiliyorum Projesi’nin Koordinatörü Sait Çetin. Hoş geldiniz.

Sait Çetin: Hoşbulduk, teşekkür ederim.

Faik Uyanık: Şimdi bu proje 2009 yılında Kalkınma Bakanlığı, UNDP, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ve Visa Europe Türkiye ile üye bankalarının katılımıyla başlatılmıştı. Proje 15-30 yaş arası gençlerin kişisel mali kaynaklarını bütçelemelerine ve finans hizmetlerini doğru kullanmalarına destek olacak bir eğitim olanağı sunuyor. 2009 yılından bugüne kadar projeyle neler yapıldı diye soracağım ama öncelikle şunu sorayım, neden böyle bir proje geliştirildi, arka planındaki gerekçeler nelerdi?

Sait Çetin: Teşekkür ederim. Şimdi 2009 yılında bir araştırma başlattık, biliyorsunuz ki 2008’de bir finansal kriz gerçekleşti. 2009 yılında 15 ilde bir araştırma yaptık. Bu araştırma bize gençlerin özellikle finansal açıdan çok dezavantajlı bir grup olduğu bilgisini verdi. Gençlerin kıt kaynakları var ve bu kaynakları yönetmeyi de bilmiyorlar; bu verileri aldık. Projemizin en temel gerekçesi aslında bu. Özellikle lisedeyken harçlığımızla geçiniriz, üniversitedeyken burslar vs. gibi şeyler. Paranın ne kadar az veya çok olduğu önemli değil, ama doğru yönetmek önemli. Bu bilinci Tükiye’de gençlere kazandırabilmek adına böyle bir projeye başladık.

Faik Uyanık: Şimdi 6 yıl geride kaldı, 2009 yılından bu yana süren bir proje. Epeyce çıktısı var, epeyce görünür sonuçları var. Bunlardan da biraz bahsedebilir miyiz?

Sait Çetin: İlk önce 15 ilde başladık biz projeye. İlk yılki hedefimiz 6,000 gence ulaşabilmekti. Ve projemiz çok başarılı başladı. Ve zaman içerisinde, ilerleyen yıllar içerisinde hep gelişerek, büyüyerek devam etti. Hem projenin Türkiye’de yayıldığı il sayısını arttırdık, hem de ulaşmayı hedeflediğimiz genç sayısını artırdık. 5. yılını tamamladığımız 2015 yılında görüyoruz ki projemiz şu anda yüz yüze eğitimlerle 62 bin gence ulaşmış, online eğitimlerle beraber de 88 bin kişiye ulaşmışız; online olarak da 26 bin kişi. 26 bin, ağırlıklı genç olmak üzere bu projenin eğitimlerinden faydalanmış.

Faik Uyanık: 62 bin gence ulaşıldı ve online eğitimler hesaba katıldığında 88 bine kadar ulaşan bir etki var. Bu kadar kişinin hayatına dokunan bir proje. http://paramiyonetebiliyorum.net adresi üzerinden ulaşılabilen çevrimiçi eğitimler olduğunu vurgulayalım. Belki bizi dinleyenler de projeye ilişkin daha ayrıntılı bilgileri http://paramiyonetebiliyorum.net üzerinden alabilirler. Bu eğitimleri kimler veriyor acaba ve eğitimi alan gençlerde yaşanan değişimi nasıl tanımlayabiliriz?

Sait Çetin: Öncelikle bu gönüllülükle yürüyen bir proje. Projemizin 700’e yakın gönüllü eğitmeni var. Bu gönüllü arkadaşlar Ulusal Gençlik Parlamentosu denen bir network içerisindeler, bir iletişim ağının bir parçası ve kendi illerinde üniversite kulübü veya bir dernek veya bir gençlik meclisinin üyesi gençler. Biz bir duyuru yapıyoruz, başvurularımızı alıyoruz, bu başvuruları değerlendirip gönüllü eğitmenlerimizi belirliyoruz ve onlara 4 gün boyunca bir eğitim veriyoruz finansal bilinç konularında. Eğitim müfredatımız içerisinde de ‘Bütçem’, ‘Harcamalarım’, ‘Borçlarım’, ‘Birikimim’ gibi başlıklar var. Eğitmen eğitimini alan gençler kendi illerine gidiyorlar ve dezavantajlı gruplara, ağırlıklı gençler olmak üzere, eğitimlerini veriyorlar. Bu eğitimler yalnızca gençlere değil kadınlara, işte orta yaş grubu insanlara da verilebiliyor. Hatta çok değişik örnekler var. Tutuk evlerinde gerçekleştirilen eğitimler var, sonra engellilere yönelik gerçekleştirilen eğitimler var. Ve çok önemli sonuçlar alıyoruz eğitimlerimizden. Eğitimlerin etkisini ölçebilmek adına bir araştırma yapıyoruz. Ve bu araştırmada gördük ki eğitim alan insanların bütçe yapma oranı, finansal hedefler koyup bu hedeflere ulaşma oranı giderek yükseliyor. Bütçe yapan gençlerin oranı yüzde 50’lerdeyken, eğitim aldıktan 3-4 ay sonra yaptığımız anketlerle görüyoruz ki bu oran yüzde 80’lere, yüzde 90’lara çıkabiliyor.

Faik Uyanık: Şimdi biraz da isterseniz bu eğitimlerin içeriğinden bahsedelim. ‘Paramı Yönetebiliyorum’ projesine katılan gençler veya diğer hedef grupta yer alan kişiler nasıl bir eğitimden geçiyorlar, nasıl bir müfredat var? Katıldığında ne beklemeli acaba bir katılımcı bu eğitimlere?

Sait Çetin: Gün içinde bir sürü harcama kararı veriyoruz ve paramız cebimizden biz farkında olmadan uçup gidiyor. Aslında proje temel olarak bundan bahsediyor: Paranızı kontrol edin. Çünkü paranızı yönetebilirseniz hayatınızı da yönetebiliyorsunuz. Böyle bir bakış açısıyla eğitimlerimizi hazırlıyoruz. Eğitimimiz 4 başlıkta toplanıyor: ‘Bütçem’, ‘Harcamalarım’, ‘Borçlarım’ ve ‘Birikimim’. Bir örnek vermek gerekirse mesela, istek mi ihtiyaç mı diye düşünmelerini istiyoruz katılımcılarımızdan, bir satın alma kararı vermeden önce. 10 saniye düşünmelerini, kendilerine sormalarını ve gerçekten ihtiyaçları olan bir şey mi yoksa başka bir şekilde tolere edip de sadece arzuladıkları için mi satın almak istediklerini sormalarını bekliyoruz kendilerine. Çok da ilginç örnekler var. Mesela eğitimleri verdikten sonra bozuk paraları, daha önceden uçup giden küçük harcamalara minibüse veya sakız gibi şeylere giden o bozuk paraları biriktirerek ev kirasının büyük bir bölümünü karşılayabilen veya fotoğrafçılığa ilgi duyup iyi bir fotoğraf makinesi olmayan bir katılımcımızın finansal bir hedef koyarak 6 ay içerisinde bu hobisi için gereken parayı biriktirdiği gibi örneklerle karşılaşıyoruz. Çok da olumlu geri dönüşler alıyoruz.

Faik Uyanık: Projenin kamu politikalarına da etkisi oldu. 10. Kalkınma Planı’nda ‘finansal farkındalığın artırılması ve finansal eğitimin toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırılması’ şeklinde yer aldı. Çok kısaca bundan da biraz bahsedebilir miyiz?

Sait Çetin: 2009 yılında yola çıkarken en önemli hedeflerimizden bir tanesi bu hayat becerisinin herkese ulaşabilmesi için kamu politikasına dönüşmesiydi. Örnek vermek gerekirse, Milli Eğitim ile görüşülerek bunun örgün eğitim müfredatında tüm öğrencilere yaygınlaştırılması gibi. Kalkınma Bakanlığı’nın da projeye ortak olmasıyla beraber Visa Europe Türkiye’nin ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın da katkılarıyla çok önemli bir örnek sergiledik ortaya. Ve bu Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan 10. Kalkınma Planı’na ‘Toplumun Her Kesiminin Finansal Becerilerinin Geliştirilmesi’ gibi bir başlıkla girdi, yer aldı. Ve bu politika cümlesinin ardından da SPK, Sermaye Piyasası Kurulu’nun koordinasyonunda bir strateji dokümanı hazırlandı. Buna ek olarak da YÖK’ten, Yüksek Öğrenim Kurumu’ndan bütün üniversitelere 1. sınıflarındaki gençlerin finansal okuryazarlık konusunda kapasitesinin geliştirilmesi noktasında bir teşvik belgesi, bir mektup gönderildi. Bu gibi kamu içerisindeki gelişmeler projenin de aslında ne kadar başarılı olup bir değişim yaratmaya başladığının bir göstergesi.

Faik Uyanık: Bu bölümde konuştuğumuz konuya ilişkin yani Paramı Yönetebiliyorum projesine ilişkin düşüncelerinizi #yeniufuklar etiketiyle Twitter üzerinden bizlere aktarabilirsiniz diyelim. Son bir soru. Paramı Yönetebiliyorum projesi ne zamana kadar devam edecek, projede bundan sonraki hedefler neler olacak acaba?

Sait Çetin: Paramı Yönetebiliyorum projesi 5 yıldır devam ediyor ve daha da devam edecek gibi görünüyor çünkü çok başarılı bir proje. Bütün ortakları memnun, yararlanıcıları memnun ve sonuçlarını görebildiğimiz bir proje. Ağırlıklı olarak bireysel finansal okuryazarlık eğitimleri veriyoruz. Ama projemizin 5. aşamasında girişimciler için finansal okuryazarlık müfredatını ekleyerek bir işletmenin finansal yönetimi nasıl olmalı bu konuya da yoğunlaşmaya başladık. Yani projenin etki alanını genişletmeye, yeni fikirlerle devam ettirmeye çalışıyoruz ve bu alanda da başarılı olmaya gayret gösteriyoruz. Proje uluslararası arenada da çok büyük etkiler yaratıyor. Çeşitli ödüller aldı, hem Avrupa çapında hem de Türkiye çapında. Başarılı olarak başka kurumlar tarafından da gösteriliyor. 72 ilde yüz üze eğitimlerimiz devam ediyor, gönüllü eğitmenlerimiz tarafından verilen ama aynı zamanda www.paramiyonetebiliyorum.net üzerinden online eğitim de alabilir ilgilenen kişiler. Çok güzel bir online eğitim formatımız var. Aynı zamanda eğitime katılmak isterlerse veya eğitmen olmak isterlerse sosyal medya hesaplarımızı takip etmelerinde fayda var. Twitter’da “@paraniyonet” adresinden bizi takip edebilirler. Veya Facebook’ta http://facebook.com/paramiyonetebiliyorum adreslerinden proje aktivitelerine ulaşabilir ve gerekli bilgileri takip edebilirler.

Faik Uyanık: Mart ayının ortasında Küresel Para Haftası var. Bu hafta boyunca Paramı Yönetebiliyorum projesiyle nasıl etkinlikler yapılacak acaba?

Sait Çetin: 9-17 Mart Küresel Para Haftası olarak kutlanıyor ve bütün dünyada çeşitli ülkelerde birçok etkinlik yapılıyor, bütçe yapmanın, para kullanmayı bilmenin, bunun farkında olmanın ön plana çıkartıldığı. Türkiye de bunun en güçlü ayaklarından bir tanesi. Biz Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ve proje ortaklarımız olarak bütün eğitmenlerimizi bu haftada çeşitli etkinlikler yapmaya yöneltiyoruz. Birçok ilde aynı günlerde bu hafta içerisinde eğitimler düzenlenecek. Aynı zamanda üniversite konferansları düzenlenecek. Sosyal medya üzerinden yapılacak etkinliklerle bu konu daha görünür kılınmaya çalışılacak ve uluslar arası bir görünürlük de sağlanacak çünkü bu konuda çalışan ve ilgi duyan insanların takip ettiği platformda her ülkede yapılan etkinlikler görünüyor ve Türkiye de burada üst sıralarda yer alacak. Uluslararası görünürlük çok çok önemli ve bunun da meyvelerini gördük. Türkiye’deki bu proje örneğinden sonra Avrupa’da ve dünyada çeşitli ülkelerde benzeri projeleri başlatmaya başladılar. Örneğin Romanya, İspanya, İsrail, Bulgaristan gibi ülkeler bu projeyi ya başlattılar ya da başlatmak üzereler benzer mantıkta bir projeyi.

Faik Uyanık: Sait Çetin çok teşekkürler, programımıza katıldığınız için.

Sait Çetin: Ben çok teşekkür ederim.

Faik Uyanık: Bu bölümde 2009 yılında başlayan ve gençlerin finansal bilincini artırmayı amaçlayan Paramı Yönetebiliyorum projesi hakkında konuştuk. Projeye ilişkin daha ayrıntılı bilgilere http://paramiyonetebiliyorum.net üzerinden ulaşabilirsiniz. Konuğumuz Paramı Yönetebiliyorum Proje Koordinatörü Sait Çetin’di. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna gelmiş oluyoruz. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette açık radyodan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, TuneIn, PureConnect, Audioboo ve Yodiviki mobil uygulamasından, ayrıca tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuk:

Sait Çetin, Paramı Yönetebiliyorum Projesi Koordinatörü

Standart
Yeni Ufuklar

İnternetle Hayat Kolay

Podcast 119

Bu bölümde, gençlerin büyüklere internet okuryazarlığı eğitimi verdiği ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinden söz edeceğiz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, gençlerin büyüklere internet okuryazarlığı eğitimi verdiği ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinden söz edeceğiz. Türkiye’nin dört bir yanından gençler, büyüklere internetin güvenli kullanımı, e-posta kullanımı, e-devlet uygulamaları, görüntülü haberleşme, çevrimiçi bankacılık, sosyal medyanın bilinçli kullanımı gibi konularda eğitimler veriyor. ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinin Proje Koordinatörü Itır Akdoğan projenin amaçlarını şöyle anlatıyor:

Itır Akdoğan: İnternet üzerinde sunulan kamu hizmetleri ve özel hizmetler dünyada ve Türkiye’de birçok kişinin hayatını kolaylaştırıyor. Ülkemizde internet kullanımı hızla artıyor ancak hala tüm yurttaşlar bu teknolojiden eşit ölçüde yararlanamıyorlar. Özellikle daha az gelişmiş kentlerde 35 yaş üstünde özellikle kadınlar bu alandaki en büyük dezavantajlı grubu oluşturuyorlar. ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesi işte tam da bu grubu hedefliyor. Ve bu kişilere internet kullanımlarının artması için destek sağlıyor. Bu projenin 4 ana hedefi var. Bir tanesi Türkiye’de internet okuryazarlığı oranının artırılması. İkincisi kamu ve özel sektörün sunduğu e-hizmetlerin kullanımı için kapasite gelişimi desteği. Üçüncüsü sosyal medya araçlarının bilinçli kullanımı konusunda farkındalık sağlanması. Sonuncusu ise internetin güvenli kullanımı hakkında bilincin artırılması. Söylediğim gibi 35 yaş üstündeki yurttaşların ve özellikle kadınların bu eğitimlerden yararlanarak daha bilinçli internet kullanıcıları ve daha bilinçli e-yurttaşlar olmalarını hedefliyor proje.

Faik Uyanık: Proje Koordinatörü Itır Akdoğan’ı dinliyorduk.“İnternetle Hayat Kolay” projesi TTNET, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ve UNDP işbirliği ile yürütülüyor. Projenin internet sitesine internetlehayatkolay.com üzerinden ulaşabilirsiniz. Peki, proje nasıl yürütülüyor? Itır Akdoğan anlatıyor:

Itır Akdoğan: Proje gönüllülük üzerine yürüyor. 15-30 yaş arası gönüllü gençler, 35 yaş üstü yurttaşları eğitiyorlar. Bu gönüllü gençler projenin eğitmen eğitimini alıyorlar ve projenin gönüllüsü, gönüllü eğitmeni oluyorlar. Proje kalkınmada öncelikli 20 kentte uygulanıyor. Pilot aşamasında 123 genç eğitildi 20 kentte. Ve yine bu deneme aşamasında 3000’e yakın yurttaş bu eğitimleri aldı. Önümüzdeki dönemde bu proje 3 yıl olarak şimdilik planlandı. 2017’nin sonuna kadar 35,000 yurttaşın bu eğitimlerden geçirilerek daha bilinçli internet kullanıcısı ve daha bilinçli e-hizmetler kullanıcıları olması hedefleniyor.

Faik Uyanık: Itır Akdoğan’ı dinledik. Bu bölüme katkıda bulunmak isterseniz konuştuğumuz konuya ilişkin görüş ve katkılarınızı #yeniufuklar etiketiyle Twitter üzerinden bizlere aktarabilirsiniz. 2012 yılında başlatılan proje ile bu yıl, Mersin, Kahramanmaraş, Karaman, Yozgat, Ordu, Çorum, Artvin, Amasya, Bayburt, Bartın, Manisa, Çanakkale, Batman, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Erzincan, Bingöl, Erzurum ve Hakkari’den oluşan toplam 20 ilde 12 bin kişinin dijital dünya ile tanıştırılması hedefleniyor. Şırnak’ta gönüllü olarak internet okuryazarlığı eğitimi veren Mehmet Bilir bugüne kadar 19 eğitim verdi ve diğer gönüllü arkadaşlarıyla beraber Şırnak’ta yaklaşık 450 kişiye ulaştı. Mehmet, ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinin neden önemli olduğunu şöyle anlatıyor:

Mehmet Bilir: Günümüz gittikçe teknolojiyle tamamen haşır neşir olan bir statüye geçti, bütün işlemlerimizi artık internet üzerinden yapıyoruz. Özellikle doğu ve güneydoğuda bunun eksikliği iletişimde bizde sorun yaratıyor. Sivil toplum kuruluşu olarak çalıştığınızda genelde bütün eğitim programlarımız internet üzerinden ve buradaki doğu ve güneydoğu bölgesinde bu bir dezavantaj konumundaydı aslında. Hem elektrik sorunu var hem internet sorunu var. Yani internetle geç tanışmış bir bölgeydik biz. Şimdi bu böyle olunca insanlarımıza interneti anlatabilmenin interneti öğretebilmenin onlarla daha iletişim kurabilmenin buradan geçebileceğini düşündüm ben. Çok da işe yaradı zaten. Yaptığımız bütün eğitimlerde geri dönüşümlerde bunu alıyoruz.

Faik Uyanık: Proje eğitmenlerinden Mehmet Bilir’i dinliyorduk. Mehmet, verdiği eğitimlerle kendi hayatında nelerin değiştiğini ise şöyle anlatıyor:

Mehmet Bilir: Zaten eğitimin en güzel tarafı da bu. Öğretirken kendiniz de öğreniyorsunuz aslında. Yani ben onlara interneti öğretirken içinde bulunduğum durum aslında bir nevi bu bir intikam alma. Çünkü bugüne kadar beni dinlememiş kesim söz hakkım olmadığı ortamlarda genellikle 35 yaş üstü insanlardan bahsediyorum. Meclislerde sözü geçen insanlara bu sefer eğitimi ben veriyorum. Yani bugüne kadar benim üzerimde söz hakkı olan insanlar beni bir yerlere yönlendirenler eğitimimi sağlayanlar bu sefer onlara eğitim vermek bir nevi intikam oldu. Bugüne kadar bana söz hakkı vermediler ama şimdi onlara eğitmenlik yapıyorum. Yani işin biraz da ironik tarafı var.

Faik Uyanık: ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinde gönüllü eğitmen olan Mehmet Bilir, eğitimlerin çok eğlenceli ve faydalı olduğunu söylüyor. Ayrıca engelli bir gruba verdikleri eğitimden sonra bu grubun hayatında neler değiştirdiklerini ise şöyle anlatıyor:

Mehmet Bilir: Bu engelli grubumuz hemen ilk iş olarak eğitimin ikinci gününden sonra örgütlenmeye başladılar. Kendi web sitelerini nasıl açabiliriz, duyurularımızı nasıl yapabiliriz. Bizim şuan bulunduğumuz yerde engellilere yönelik herhangi bir çalışma yok. Kamu kurum ve kuruluşlarının bina girişlerinde engellilere göre yapılandırılmamış. Bununla ilgili nasıl bir çalışma yaparız diye başladılar. Hemen zaten 1 ay sonra bize geri dönüş yaparak teşekkür ettiklerini söylediler. Hemen bir programa katılmışlar. Programda ilin valisinden söz almışlar. Hemen baktık ki kamu kurum ve kuruluşlarının girişleri engellilere yönelik değiştirilmeye başlanmış. İnternette başlatmış oldukları bir kampanyayla bunu dile getirdiler. Hemen bir ay içinde çözüme kavuştu. Bu inanılmaz güzel şeyler. Bizi motive eden şeyler aslında. İşte projenin en güzel tarafları da bu.

Faik Uyanık: Mehmet Bilir’i dinledik. Şanlıurfa’da ‘İnternetle Hayat Kolay’ gönüllüsü olan Şengül Ayık, kendi bölgesindeki kadınların da bu projeden yararlanmasını istediği için bu projede yer aldığını söylüyor. Eğitim verdiği grupların internetle ilgili önyargılarındansa şöyle bahsediyor:

Şengül Ayık: Projedeki eğitimleri sunarken gerçekten şunu gördüm. Hani kadınlar benim düşündüğüm düzeyin çok daha altındaydılar. Ve hayatında hiç bilgisayar görmeyen kadınlar vardı. Ben onlarla karşılaştım. Hani bilgisayara dokunursak patlar, fareyi ellersek yanlış klavyeyi tuşlarsak falan filan gibisinden. İnternet çok kötü, internet bağımlılık yapıyor, internet bütün gününü öldürüyor, internet bütün zamanını öldürüyor, bilgisayara dokunursak patlar, internet sadece alışveriş için, internet sadece televizyon izlemek için. Sadece bu düşünceleri var basit şekilde. Ama biz onlara bunun olmadığını gösterdik. Mesela internet sadece kızlar kullandıkları zaman mesela sadece evlenme programı tarzında kullanıyorlar ben çok bunu duydum kadınlardan. Bunun öyle olmadığını aslında internetin hayatımıza sağladığı yararlar üstünde durdum ve en azından çok olmasa da biraz da olsa onlara hitap edecek şekilde kafasındaki soru işaretlerini gidermeye çalıştık. Başarılı da oldu gördüm çünkü.

Faik Uyanık: Şengül Ayık’ı dinledik. Şengül verdiği bu eğitimlerde deneyimlediklerini ise şöyle anlatıyor:

Şengül Ayık: Bu benim ilk projemdi. Aktif olarak çalışabileceğim ve kendimi gösterebileceğim ilk gönüllülük çalışmamdı. Daha önce biz çocuklar üzerinde ama ilk defa kadınların karşısına çıktım. Ve bunlardan çoğunluğu kendi memleketim olduğu için akrabalarım oldu. Onların karşısında ilk başta bir heyecan oluyor. Ama daha sonra her şeyden önce ben onun karşısında heyecanımı yenebilmeyi öğrendim. Tabi ki de olacaktı çünkü sonuçta kolay bir iş yapmıyoruz. Kadınlara bir şey vermeye çalışıyoruz. Ve onların düşüncelerini kırmak da onların bilgisayarla olan düşüncelerini internetle olan düşüncelerini kırmak da daha çok teşvik ediyor bu projeyi.

Faik Uyanık: Şanlıurfa’dan İnternetle Hayat Kolay gönüllüsü olan Şengül Ayık’ı dinliyorduk. Peki, projeye sizler nasıl gönüllü olabilirsiniz? Proje Koordinatörü Itır Akdoğan:

Itır Akdoğan: 15-30 yaş arası gençler 35 yaş üstü yurttaşları eğitiyorlar bu projede. Projenin yürütücü ortağı Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği. Bizim açtığımız açık duyurulara gençler başvuru yapıyorlar. Proje söylediğim gibi 20 kentte kalkınmada öncelikli ve internet penetrasyonunun düşük olduğu 20 kentte uygulanıyor. Bu 20 kentte yaşayan ya da bu 20 kentte okuyan gençler başvuruda bulunabiliyorlar. Projenin her yıl için kendine koyduğu bir eğitmen sayısı hedefi var. Bu hedef ışığında yapılan başvurularda elemeler yapılıyor. Telefon mülakatı yapılıyor. Bu telefon mülakatını da geçen arkadaşlar eğitmen eğitimlerine davet ediliyorlar. Projenin eğitmen eğitimini aldıktan sonra da projenin gönüllü eğitmeni oluyorlar. Daha sonra da kentlerinde her biri bir yıl boyunca 100 35 yaş üstünde yurttaşı eğitiyorlar. Bunun için yerel ortaklıklar kuruyorlar. Tabi ki biz destekliyoruz 3 ortak olarak da UNDP, TTNET ve Habitat olarak. Ama bu gençlerin hem eğitmen olarak hem de yerel paydaşlarla ortaklıklar kurmaları açısından onlara çok önemli deneyimler kazandıran çok ilginç ve eğlenceli bir deneyim olmuş oluyor bu gönüllülük tecrübesi arkadaşlar için.

Faik Uyanık: ‘İnternetle Hayat Kolay’ projemizin Proje Direktörü Itır Akdoğan’ın bu sözleriyle Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna gelmiş oluyoruz. Bu bölümde gençlerin büyüklere internet okuryazarlığı eğitimi verdiği ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinden bahsettik ve UNDP Türkiye’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef’de hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, TuneIn, Pure Connect ve Audioboo üzerinden, Yodiviki mobil uygulamasından, ayrıca tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuklar:

Itır Akdoğan, Proje Koordinatörü
Mehmet Bilir, Proje Gönüllü Eğitmeni
Şengül Ayık, Proje Gönüllü Eğitmeni

Standart
Yeni Ufuklar

Öznesi Erkek

Podcast 115

Bu bölümde kadınların insan haklarıyla ilgili ve erkeğin özne olduğu bir projeden bahsedeceğiz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile yeniden karşınızdayız. Bu bölümde kadınların insan haklarıyla ilgili ve erkeğin özne olduğu bir projeden bahsedeceğiz. Ve konuğum da UNDP Türkiye’den Feyhan Evitan Canbay. Hoşgeldiniz.

Feyhan Evitan Canbay: Hoşbulduk. Teşekkürler davetiniz için.

Faik Uyanık: Biz teşekkür ederiz. Öncelikle projeyi çok kısaca anlatayım. Türkiye Diyanet ve Vakıf Hizmetleri Kolu Diyanet Vakıf Çalışanları Sendikası, ki DİVASEN diye kısa ismi var. Onun Maraş şubesi ve Başkent Kadın Platformu Derneği’nin birlikte yürüttüğü ve Birleşmiş Milletler Kadınların İnsan Haklarının Geliştirilmesi Ortak Programı, Sabancı Vakfı Hibe Programı ile desteklenen bir proje bu. ‘Öznesi Erkek’ ismini taşıyor. Kadına şiddet konusuna farklı bir yöntemle dikkat çekmeyi amaçlıyor. Peki, bu projenin diğer kadına yönelik şiddet projelerinden farkı nedir? ‘Öznesi Erkek’ dediğimiz zaman bir çağrışım veriyor ama sizden dinleyelim.

Feyhan Evitan Canbay: Şimdi bu zamana kadar genellikle kadına şiddeti önleme projeleri yapıldığı zaman nedense failden ziyade kurban eğitilmeye, onun rehabilitasyonunun sağlanmasına ve özellikle de onun güçlenmesi, ekonomik olarak daha iyi duruma gelmesi üzerine projeler yürütülmüştü. Bu projedeki en temel farklılıklardan bir tanesi ilk defa bu şiddete uğrayan kadın üzerinden değil, şiddeti uygulayan erkek üzerinden bir proje yürütülmesine karar verilmiş olmasıdır. Özellikle erkeklerin seçilerek onların eğitilmesi, şiddetin ne kadar zararlı olduğu, sonuçlarının aile için ne kadar yıpratıcı olduğu, ama aynı zamanda kendilerinin de bundan olumsuz yönde etkilendiğinin anlatılması vasıtasıyla bir proje gerçekleştirilmiş oldu.

Faik Uyanık: Ekim 2013’de başlamıştı proje ve Eylül 2014’de sona erdi Öznesi Erkek projesi. Proje kapsamında neler yapıldı? Biraz faaliyetlerden söz edelim ve projesinin en önemli sonucu sizce ne oldu? Çünkü artık sonuçlardan söz edebiliyoruz bugün itibariyle.

Feyhan Evitan Canbay: Proje aslında 8 tane erkek 8 tane kadının eğitimci olarak yetiştirildikten sonra Maraş’ın merkez ve ilçelerinde bulunan kahvehanelerde, camilerde, meslek odalarında şiddete karşı önleme eğitimi vermelerini planlıyordu. Proje genel faaliyeti böyleydi. Bu 8 tane kadının ve 8 tane erkeğin özelliğinden bir tanesi erkek öğreticiler cami imamlarıydı, kadınlar da kuran kürsü öğretmenleriydi. Dolayısıyla aslında bizim bugüne kadar birlikte çalışmaya çok da alışık olmadığımız bir grupla ilk defa toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet kavramlarını ele almış olduk. Ama bence en önemli çıktılarından bir tanesi yaklaşık 780-800 erkeğe ulaşıldı proje kapsamında. Yani bu kişiler eğitime alındı. Ve bu kişiler aslında bizim kendi proje personelimiz yani ortak program personeli tarafından ulaşılması en zor kitleydi. Bu kişiler cami imamları vasıtasıyla kahvehanelere toplandı, camilere toplandı. Sebze meyve halinde, Zabıtalar Odasında dahi bu eğitim verildi. Ve bu şekilde aslında bizim ulaşma imkânımız hiç olmayan ve belki de bugüne kadar kadına karşı şiddet nedir, toplumsal cinsiyet eşitliği nedir, hiç bu konularda en ufak bir farkındalık eğitimi dahi almamış olan bir kitle, ilk defa bu kavramları hem de kendi cemaati içerisinde en çok güvendiği insanlardan duymuş oldu.

Faik Uyanık: Peki, hiç dinleme imkânınız oldu mu projeden yararlananların düşüncelerini? Nasıldı gözlemleri, neler söylediler?

Feyhan Evitan Canbay: Elbette. Şimdi öncelikle eğitimleri kurgulamaları açısından hem proje yürütücüsü DİVASEN’e hem de proje ortağı Başkent Kadın Platformu’na çok teşekkür ediyorum ve naçizane çok takdir ediyorum kendilerini. Çünkü her ne kadar imamlar kolaylaştırıcı olarak orada o kişileri çağırmış olsalar da, eğitimi verenler kadın hafızlardı. Dolayısıyla düşünebiliyor musunuz? Bir erkek kitlesinin önünde, son derece muhafazakâr bir yapı içerisinde olduğunu tahmin edersiniz, bir kadın hafız çıkıp ‘ben de çocuk gelindim aslında ama şanslıydım kocam okumama izin verdi, vermeyebilirdi’ gibi cümlelerle onlara şiddetin farklı boyutlarını anlatabiliyor. Biz izledik evet bütün eğitimleri, izledikten sonra da nihai faydalanıcılarla da konuştuk. Zaten eğitim öncesi ve sonrasında anketler de gerçekleştirildi. Birçoğu bugüne kadar uyguladıkları bir sürü davranışın şiddet olduğunun farkına varmadıklarını, bunun farkında olmadıklarını söylediler. Örneğin ‘evden çıkarken kadın para istiyorsa eğer o gün harcayabilmesi için vermiyordum, yok param diyordum, ama sonra bunun aslında bir ekonomik şiddet unsuru olduğunu öğrendim ve ben artık çıkarken evden eşime soruyorum paraya ihtiyacın var mı diye’ bu lafı duyduk.

Faik Uyanık: Fiziksel şiddetin yanı sıra diğer şiddet türlerine de dikkat çeken bir eğitim programı. Şimdi bu bir Birleşmiş Milletler Ortak Programı. Çok kısaca hatırlatalım hangi Birleşmiş Milletler kuruluşları tarafından yapıldı?

Feyhan Evitan Canbay: Şu anda bizim Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nda toplam iki tane Birleşmiş Milletler kuruluşu var. Biz UNDP yani Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi yani UN Women, ikimiz birlikte çalışıyoruz. Ama tek başımıza değiliz Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi de bizimle birlikte çalışıyor. Bir de kamu kurumlarından destekleyici kuruluşlarımız var: İçişleri Bakanlığı, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Belediyeler Birliği. Fakat her bir kurum bir bileşenin yürütülmesinden sorumlu. Bu Sabancı Vakfı Hibe Programının yürütülmesinden de Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Sabancı Vakfı sorumlu. Aynı zamanda UNDP bütün programın yürütülmesinden de sorumlu.

Faik Uyanık: Pek çok projeye hibe sağlandı program kapsamında. Birleşmiş Milletler Ortak Programı yani bmopkadinhaklari.org yazdığınızda bu programa ilişkin detaylı bilgiye erişmeniz mümkün internette. Bu bölüme katkıda bulunmak isterseniz konuştuğumuz konuya ilişkin görüş ve katkılarınızı yeni ufuklar etiketiyle Twitter üzerinden bizlere aktarabilirsiniz diyelim dinleyicilerimize. Şimdi Sabancı Vakfı Hibe Programı tarafından verilen bir hibe bu. Bu projelere ve diğer projelere yaptığı katkı ne oluyor? Çünkü pek çok farklı yararlanıcı var bu örnekte gördüğümüz gibi. Birleşmiş Milletler’in Ortak Programı ve Sabancı Vakfı tarafından verilen bu katkı, sadece maddi katkının ötesinde nasıl gerçekleşiyor?

Feyhan Evitan Canbay: Sabancı Vakfı bu programda bizim donör kuruluşumuz yani maddi katkıyı tamamen sağlayan kuruluş. Ama aynı zamanda hibe programını teknik olarak yürütülmesinden sorumlu. Yani esas Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte yürütüyoruz. Ve şöyle bir şey söyleyeyim, biz burada hibe programında tamamen daha evvelden bu pilot illerimizde bir haritalama çalışması yaptık. Ve oradaki STK’ların özellikle de kadın STK’ların temel ihtiyaçları ne ise bu hibe programını ona göre tasarladık. Yani son derece talebe uygun ve onların kendilerini rahatça, özgürce ifade edebilecekleri kendi kafalarındaki projeleri rahatça uygulayabilecekleri bir hibe programı oldu. Bu açıdan gerçekten bütün projelerimizin, hibe verdiğimiz hemen hemen bütün projelerimizin çok başarılı olduğunu düşünüyoruz. Çok iyi örneklerimiz var. Sadece Öznesi Erkek değil. İnşallah bir fırsatımız olursa onlardan da bahsederiz.

Faik Uyanık: Diğer örnekleri de anlatırız. Elbette sadece parasal katkı değil. O zaman hem eğitim hem teknik destek hem uzmanlık desteği, bilgi birikimi yönünden pek çok alanda ihtiyaç duyulan ne ise onların verilmeye çalışıldığı bir programdan söz ediyoruz. Şimdi tekrar Öznesi Erkek ile ilgili son bir soru. Proje ile çok güzel sonuçlar elde edildi ancak bunların sürdürülebilirliğinin sağlanması da önemli. Sonuçların devamı, daha iyi sonuçların elde edilmesi için ne yapılacak acaba?

Feyhan Evitan Canbay: Aslında proje yürütücümüz DİVASEN kendisi bu eğitimlerin devam edebilmesi için gerekli önlemleri almıştı, yani gerekli mekanizmaları kurmuştu. Fakat aynı kapsamda Sabancı Vakfı hibe programının ikinci teklif çağrısına da başvurdu. Ve şuanda bu projelerin çıktılarını destekleyecek başka bir proje yürütüyor. O da Maraş bölgesinde bulunan yaklaşık 200 kadar imamın eğitilmesi. Bu 200 kadar imamın eğitilmesi demek hemen hemen bütün camilerde ve diğer kuran kurslarında bu kişilerin toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konularında temel, doğru ve tarafsız bilgiyi sunabilmeleri anlamına geliyor.

Faik Uyanık: Şimdi son olarak da şunu sorayım. Birleşmiş Milletler Kadınların İnsan Haklarının Geliştirilmesi Ortak Programı Öznesi Erkek gibi pek çok projeye destek veriyor dediğiniz gibi. Ve kadının insan haklarıyla ilgili pek çok çalışması var. Ortak Program Eylül 2012’de başlamıştı. Biz de geçen sezon programımızda bu çalışmaları anlattığımız bir bölüm de yayınlamıştık. Programdaki yeni gelişmeler neler? Öznesi Erkek bitti artık ama sizin programınız bir yıl daha devam ediyor değil mi?

Feyhan Evitan Canbay: Evet. Programımız Eylül 2015’e kadar tüm bileşenleriyle devam edecek ama 2. Teklif çağrımızı da Mart 2014’de açtık. Ve ondan sonra da toplam 11 projeye yeniden hibe dağıttık. Bunların içerisinde de çok ön plana çıkan projeler var. İlk teklif çarımızda da vardı ama şimdi ikinci teklif çağrımızda örneğin Edirne’den toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ile ilgili çalışma yapacak sivil toplum örgütlerini kapsayan bir projemiz var. Kastamonu’dan yatılı okullarda ve yetiştirme yurtlarında kalan 15-18 yaş arasındaki kız çocuklarını toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet, üreme sağlığı gibi konularda eğitecek projemiz var. Onun haricinde Kayseri’den genç üniversiteli kızlara iş hayatında daha başarılı olabilmeleri için gerekli mentorluk ve eğitimleri sağlayacak bir projemiz var. Bunlar sadece şuanda ilk etapta aklıma gelenler.

Faik Uyanık: Kısacası yok yok.

Feyhan Evitan Canbay: Evet. Çok farklı skalada kadın güçlenmesinin farklı boyutlarını farklı projelerle ele aldığımızı düşünüyoruz. Bir de bir şey söyleyeyim, aslında bu projelerin en yüksek bütçelisinin meblağı 35.000 TL. 35.000 TL ile bir ilde neler yapabildiğimizi ilk teklif çağrısında kanıtlamıştık. Bu teklif çağrısında da gösterebileceğimizi düşünüyorum.

Faik Uyanık: Çok güzel hikâyeler var. bmopkadinhaklari.org üzerinden veya tr.undp.org üzerinden erişilebilir. Çok teşekkürler programımıza katıldığınız için. 

Feyhan Evitan Canbay: Ben teşekkür ederim.

Faik Uyanık: Bu bölümde kadınların insan haklarıyla ilgili ve erkeğin özne olduğu bir projeden ve bu projenin dâhil olduğu programdan söz ettik. Konuğumuzda UNDP Türkiye’den Feyhan Evitan Canbay idi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna gelmiş oluyoruz. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef’de hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes, Soundcloud, Tuneİn, Pure Connect ve Audioboo üzerinden, ayrıca tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuk:

Feyhan Evitan Canbay, UNDP Türkiye

Standart
Yeni Ufuklar

İnsani gelişme için kırılganlıkları nasıl azaltırız?

Podcast 114

Bu bölümde insani gelişmeyi tehdit eden sürekli kırılganlıkları inceleyen ‘İnsani İlerlemeyi Sürdürmek, Kırılganlıkları Azaltmak ve Dayanıklılık Oluşturmak’ başlıklı 2014 İnsani Gelişme Raporu’ndan bahsedeceğiz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde insani gelişmeyi tehdit eden sürekli kırılganlıkları inceleyen ‘İnsani İlerlemeyi Sürdürmek, Kırılganlıkları Azaltmak ve Dayanıklılık Oluşturmak’ başlıklı 2014 İnsani Gelişme Raporu’ndan bahsedeceğiz. Ve konuğumda UNDP Türkiye’den Kıdemli Ekonomist Cengiz Cihan. Hoş geldiniz.

Cengiz Cihan: Hoşbulduk Faik Bey, teşekkür ederim.

Faik Uyanık:  Sürekli kırılganlıklar insani gelişmeyi tehdit ediyor dedik. Söz konusu kırılganlıklar, politikalar ve toplumsal normlarla sistematik bir biçimde giderilemezse ilerleme ne adil ne de sürdürülebilir olacak. Bu da bir mesaj. Bu konu Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2014 İnsani Gelişme Raporu’nun temelini, mesajını aslında oluşturuyor. Öncelikle isterseniz kırılganlık kavramından söz edelim. Kırılganlık deyince ne anlamamız gerekiyor bu rapor bağlamında?

Cengiz Cihan: Tabiî ki. Kırılganlık denildiği zaman esasında toplumda bir takım azınlıkları temsil eden ya da farklılıkları temsil eden yoksul kesim gibi, yaşlılar gibi, çeşitli sıkıntıları olan toplum kesimlerinde grupları temsil ediyor esasında. Burada temel unsur esası itibariyle bakıldığında sağlık açısından, eğitim açısından ya da sosyal hizmetler açısından asgari alınması gereken temel içerikteki bilgi ve donanıma sahip olamamayı, bunlara ulaşamamayı gösteriyor. Ve bu açıkçası bütün dünyada bakıldığı zaman 1,5 milyar civarında bir insan gurubunun bu 3 eksende de ciddi sorunları olduğunu görüyoruz biz. Ve bu raporun ana teması bu bakımdan, özellikle yaşanmakta olan bu küresel kriz sonrasında bu konunun çok ciddi hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu BM olarak tekrar insanların göz önünde bulundurması gerektiğine dair bir dikkat çekmek istedik.

Faik Uyanık:  Şimdi kırılganlık o zaman eşitsizlikle bir anlamda paralel bir kavram sizin bahsettiğiniz kadarıyla. Nobel Ödüllü Joseph Stiglitz rapora katkıda bulunan isimler arasında yer alıyor. Hatta Türkiye’de bulundu. Rapor Temmuz ayında küresel olarak lanse edilmişti. Eylül ayında bizler Türkiye’de tanıttık bu raporu, İnsani Gelişme Raporu’nu. Şimdi O bu konudaki düşüncelerini şöyle ifade etmiş, okuyayım. Kırılganlığı azaltmak, insani gelişmeyi ilerletmeyi hedef alan her türlü gündemin kilit unsurudur. Kırılganlıklara daha geniş ve sistemli bir bakış açısıyla yaklaşmalıyız. Şimdi bu açıdan bakıldığında insani gelişme merceğinden kim kırılgan oluyor ve neden kırılgan?

Cengiz Cihan: Şöyle bahsetmek gerekiyor. Esasında Joseph Stiglitz daha evvelden bu milli gelirin alternatif yollarla ölçülmesi, alternatif olabilecek unsurlar üzerine de çok ciddi çalışmalar yapmış olan bir akademisyen. Bu alana son dönemde özellikle dikkat çekiyor. Temelinde yatan da yine az evvel ifade ettiğim gibi, yaşanmış olan bu küresel kriz sonrası özellikle geçmişte hep az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğunu düşündüğümüz yapısal sorunların esasında gelişmiş, sanayileşmiş ekonomilerde de söz konusu olabileceğini; çünkü son 10 yıllık döneme bakıldığı zaman özellikle refah artışında, zenginleşmede gelir dağılımının sadece gelişmiş ve gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde değil de gelişmiş, sanayileşmiş bölgelerde de, ülkelerde de söz konusu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu sorun sadece bir kesimi ya da bir coğrafyayı temsil eden bir sorun değil. Bütün dünya açısından önemli çünkü kalkınma ya da zenginleşme bir süreç. Ve bu süreci sağlıklı sürdürülebilir kılmak sadece belli bir kesimin sorunu değildir. Buna kolektif ve birlikte çözüm bulmak gerekiyor, üretmek gerekiyor. Sayın Stiglitz’in de esasında işaret etmek istediği, belirtmek istediği unsur, bu sorunu tüm dünyanın, tüm dünyadaki ülkelerin karar alıcılarının hep beraber birlikte istişare ederek ve çeşitli çözüm önerileri ortaya koyarak, çözmeleri gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde bu sorunlar çözülemezse, ciddi bir şekilde bu gelir dağılımı bozukluklarının ve dengesizliklerin daha da artabileceğini ve tüm dünya ekonomilerini hep beraber olumsuz yönde sürekli bir şekilde rahatsız edecek bir sorun teşkil edeceğini belirtmekte.

Faik Uyanık:  Şimdi kırılganlığın, eşitsizliklerin hem sebebi hem de bir sonucu olarak yoksulluk kavramı öne çıkıyor. Yoksulluk genel anlamda azalıyor aslında küresel olarak bakıldığında rakamlara. Ama yine de, yaklaşık 800 milyon kişi herhangi bir güçlük ortaya çıkarsa yaşamlarında, yoksulluğun pençesine düşme riski altında bulunuyor. Yani eşikte yer alıyor. Neredeyse 1 milyar insan dünya üzerinde. Tüm insanların kalkınma konusundaki ilerlemelerden eşit bir şekilde yararlanmasını sağlamak için kırılganlıklar nasıl etkin bir şekilde ele alınabilir Rapor’a göre?

Cengiz Cihan: Şöyle, burada bizim esasında dikkatini çekmeye çalıştığımız unsur bildiğiniz gibi İnsani Gelişme Endeksi’miz ve bu endeksin hesaplanmasında 3 ana eksen oluşmakta. Bunlardan birisi yaşam kalitesini hesap etmeye çalışıyor bir boyutuyla. Diğer bir boyutu eğitime ulaşma asgari düzeyde en azından. Eğitime ulaşmada fırsat eşitliğini sağlamak. Ve bir diğer boyutu da aslında ülkelerin gelişmişlik ve zenginleşme sürecinde gelir durumunda, gelir boyutuyla ele alıyor. Bu 3 boyutuna bakıldığı zaman esas itibariyle bahsettiğimiz o kırılgan kesimden bahsettiğimiz yoksul kesim dediğimiz grupta bunların her üçünde de çok ciddi biçimde açıklar, geride kalmışlıklar görüyoruz. Bu bölgeler arasında farklılıklar gösterebiliyor. Coğrafi alanlar, ülkeler grubu arasında farklılıklar gösterebiliyor ama nihai olarak bunu biz sadece yine altını çizerek söylüyorum gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler için değil de tüm dünya ülkeleri için, sanayileşmiş ülkelerde de bu farklılıkları görüyoruz. Eğitime ulaşma anlamında, sağlık hizmetlerini adil biçimde alabilme anlamında ve gelirden aldığı pay anlamında. Dolayısıyla bu konuların tüm bu eksenler üzerinden temsil edildiği bir gösterge ve BM bu konunun hakikaten gelecek 10 yıl 15 yıl sonrasında dünya ekonomileri açısından en kritik unsur olacağını, yani bu yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve bunun yaratacağı sosyo-ekonomik çöküşün bir ön işaretlerini göstermek, dikkat çekmek adına önemli bir katkıda bulunduğunu düşünüyorum.

Faik Uyanık: Şimdi Temmuz ayında yayınlandı, az önce söylemiştik.İnsani Gelişme Raporu 2014 kırılganlıklar konusuna odaklanıyor. Eylül ayında Türkiye’de lanse ettik. tr.undp.org adresinden yani UNDP’nin Türkiye’deki web sitesi üzerinden raporu indirmek, raporun özetini, Türkçe ve çeşitli bilgi notlarını indirmek mümkün. Bunu vurgulayalım. Bu bölüme ilişkin katkıda bulunmak isteyen dinleyicilerimiz Twitter üzerinden #yeniufuklar etiketini kullanarak bizlere düşüncelerini katkılarını iletebilirler. Hemen devam edelim. İnsani Gelişme Raporu’nun en çok konuşulan tarafı aslında İnsani Gelişme Endeksi. 2013 İnsani Gelişme Endeksi de 2014 yılının raporunun eki olarak yayınlandı. Şimdi burada en altta ve en üstte bulunan ülkeler var ki, üç aşağı beş yukarı bu sene de aynı kaldı İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında. Norveç, Avustralya, İsviçre, Hollanda, Amerika Birleşik Devletleri başı çekiyor. Sierra Leone, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo ve Nijer listenin sonlarında yer almaya devam ediyor. Türkiye’nin durumu ne bu seneki İnsani Gelişme Endeksi’nde?

Cengiz Cihan: Türkiye bu sene derece olarak 69. 187 ülke arasında 69. Sırada, seviyede performansa sahip. Ve değeri de 0,759 gibi bir rakam. Bu rakam 0 ile 1 aralığında değişen bir endeks üzerine.

Faik Uyanık:  Bu endekste bahsettiğiniz üç boyut üzerinde hesaplanıyor.

Cengiz Cihan: Evet bunu da vurgulamak lazım tekrar tabii. Üç eksen var burada. Bir boyutu sağlık anlamında ne boyutta bir gelişme sergilediği ülkelerin ki burada yaşam beklentisi, ömür yaşam ömür süresi ortalaması nedir ülkelerin, buna bakılmakta. Öte taraftan eğitime ulaşma, fırsat eşitliği anlamında bakıldığında da kullanılan iki değişken var. Bunlardan birisi işgücünün ortalama eğitim süresidir. Bir diğeri de ortalama olarak okullardaki ne kadar bir yıl beklenti olaraktan, kaç yıllık bir eğitim süresi beklendiği ilgili dönem itibariyle, bunu kullanıyoruz. Üçüncü eksen olarak da bir gelir göstergesi olarak da kişi başına gelir, kişi başına milli gelir olaraktan 2011 yılı satın alım gücü kalitesine göre Dünya Bankası’nın yeni hesapladığı kriterlere göre hesaplanmış olan bir kişi başına gelir bulunmakta. Bu üçünün ortalaması ülkeler için her bir endeks, 187 ülke için teker teker hesaplanmakta ve bunlara göre bir ağırlıklandırılmış ortalama çerçevesinde ülkelerin ortalama skoru çıkarılmakta ve sıralama buna göre belirlenmektedir.

Faik Uyanık:  Şimdi küresel lansman 24 Temmuz’da yapıldı. İstanbul ve Ankara’da Eylül başında tanıtıldı rapor. Elbette çok yankı yarattı. Epeyce basında da Türk basınında da ele alındı. Düzenlenen toplantılarda raporun özellikle Türkiye için neyi ifade ettiği akademisyenler, diplomatlar, sivil toplum örgütü temsilcileri ve uzmanlar tarafından tartışıldı. Bu toplantılarda ya da medyada öne çıkan başlıklar neydi? Türkiye’nin durumu nasıl ele alındı Türkiye’de?

Cengiz Cihan: Şöyle aktarayım. Öncelikle şöyle bir yanılsama içine girildi. Türkiye’nin bir önceki yıla göre çok ciddi bir 11- 12 sıra yukarı çıktığına dair bir ifade yer aldı basında. Bunu gördük. Aslında bu tür bir analiz çok doğru değil. Bu tür bir yorum çok doğru değil. Sebebi de aslında her yıl için hesaplanan bu İnsani Gelişme Endeksi o yılın değerlerine göre ileriye doğru bir takım tahminleri geriye doğru da tekrardan revize ederek hesaplamaları yapıyor. Dolayısıyla her bir yıl için hesaplanan serilerin birbirleriyle o yıl ki geçmiş dönem performansına göre kıyaslanması gerekiyor. Halbuki, bizde bu maalesef her bir yılın raporundaki değerler kıyaslanmaya çalışıldı. Bu çok doğru bir şey değil dediğim gibi. Çünkü varsayımlar ve ortaya konulan sayıların çıkarılma biçimleri, tahmin biçimleri çok farklı.

Faik Uyanık:  Hem yöntem değişebiliyor. Dolayısıyla bir yılın sıralamasını başka bir yılla kıyaslamak çok anlamlı değil. Son bir soru olarak da aslında şunu soralım. Türkiye şimdi yüksek insani gelişme kategorisinde yer alıyor bu sıralamada. Bu Türkiye açısından güzel ama bir de çok yüksek insani gelişme kategorisi var. Buraya yükselmesi için, Türkiye’nin daha üst sıralarda yer alması için ne yapması gerekir? Nerelerde iyileşme sağlanması gerekir?

Cengiz Cihan: Aslında bizim burada söylememiz ya da vurgulamamız gereken unsurlar yapısal nitelikteki konular. Biz aslında insani gelişme endeksinde bunların ana hatlarıyla içerildiğini, kapsandığını görüyoruz. Örneğin eğitim konusuna bakıldığında, iş gücünün ortalama eğitim süresinin Türkiye’de henüz daha bir meslek eğitimi alabilmiş bir yapıya dönüşmediğini, 7,6 şuan için ortalama bir işgücünün eğitim gördüğü, tamamladığı yıl sayısı bir meslek verecek düzeyde değil. Bahsettiğiniz o çok yüksek düzeydeki insani gelişmişlik endeksi skoruna sahip olan ülkelere bakıldığında bu ülkelerde artık üniversite düzeyinin bile üstünde 21-22 yıllık ortalama sürelerle insanların eğitildiğini görüyoruz. Tabi bu ister istemez, o ülkelerdeki insan kalitesinin belli bir düzeye eriştiğini, gelirden aldığı payın çok daha nitelikli olduğunu, oluşan büyümenin de daha kapsayıcı, gelir dağılımının daha az zedelendiği, yoksulluğun daha da küçültüldüğü bir yapıya dönüştüğünü görüyoruz. Keza, bunun sağlık konusunda da çok daha üzerinde  yapılması gereken, atılması gereken adımlar var. Bunun dışında birçok altyapıyla ilgili yapılması gereken halen daha açıklarımız var, yatırım açıklarımız var. Bunların da tamamlanması gerekiyor. Türkiye’nin sürdürülebilir ve nitelikli büyüme performansını sergilemesi durumunda esasında bunun bir kalkınma süreci açısından daha katkısı olan, daha yüksek katkı verdiği bir duruma gelmesini sağlayan bir sürece girecek. Ama unutmamak gerekiyor ki, bu biz hemen 3 günde 5 günde olacak bir süreç değil. Belli bir zaman ister bu yapısal reformların yapılması uygulanması ve bunun sonucunda muhakkak çok daha güzel günleri ülke olarak göreceğimizi düşünüyoruz.

Faik Uyanık:  Sonuçların elbette bu tür endekslere yansıması her türlü sosyal göstergede olduğu gibi epeyce bir zaman alıyor. Cengiz Bey çok teşekkürler programımıza katıldığınız için.

Cengiz Cihan: Ben teşekkür ederim bana bu değerli vaktinizi ayırdığınız için. Saygılarımı sunarım.

Faik Uyanık:  UNDP Türkiye’den kıdemli ekonomist Cengiz Cihan’dı konuğumuz. İnsani Gelişme Raporu 2014 Raporu’nu ele aldık bu bölümde. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna gelmiş oluyoruz. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef’de hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes, Soundcloud, Tuneİn, Pure Connect ve Audioboo üzerinden, ayrıca tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuk:

Cengiz Cihan, Kıdemli Ekonomist, UNDP Türkiye

Standart