Diğer yazılar

Sendai zirvesi, ‘afet riski azaltımında bir kilometre taşı olacak’

Japonya’nın Sendai kentinin adını duymadıysanız, hem bu sene, hem de bu seneden itibaren bol bol duyacaksınız. Çünkü büyük büyük gündemlerin içinde maalesef pek konuşulmayan bir konuda, afet risklerinin azaltılması konusunda, büyük bir zirveye ev sahipliği yapacak Sendai, önümüzdeki ay.

_LoveLife

Korkunç sayılara varan can kayıpları afetlerin yol açtığı en büyük darbe. Ancak afetlerin etkisi insanlığın onlarca yıllık kalkınma birikimlerini de bir anda silebiliyor. Ekonomilerin aldığı ağır yaraların izlerini silmek ise uzun yıllar alabiliyor.

İklim değişikliğinin de etkileri ile dünyamızda artık hiç olmadığı kadar afetlere açığız. İklim değişikliği afetlerin hem sıklığını hem de şiddetini artırıyor. Kaynağı iklim değişikliği olan afetlerin başında kasırgalar, seller ve sıcak hava dalgaları geliyor.

Ancak tüm bu karamsar tabloya rağmen, afet risklerinin azaltılması konusunda yapılabilecek pek çok şey var.

Erken uyarı sistemlerinden etkili tahliye planlarına; güvenli okullar, hastane binaları, ev ve işyerlerinden, risk farkındalığına sahip iş modellerine kadar, afetlere karşı hazırlıklı olmanın yolu aslında çok açık. Ve bu yolu takip eden çok sayıda ülke de var.

2004 yılı sonlarında Hint Okyanusu kıyısındaki ülkeleri vuran yıkıcı tsunaminin de ortaya çıkışını hızlandırdığı Hyogo Eylem Çerçevesi, insanlık tarihinin afet riski azaltımı konusundaki en kapsayıcı uluslararası anlaşmasıydı.

İşte bu anlaşmanın onuncu yılında, 14-18 Mart 2015 tarihleri arasında Japonya’da (Miyagi bölgesinin başkenti) Sendai kentinde düzenlenecek olan Dünya Afet Riski Azaltımı Konferansı da afet risklerine karşı güvende olabileceğimiz bir geleceğe dair kapsamlı bir yol haritası ortaya koymayı amaçlıyor.

İlk Dünya Afet Riski Azaltımı Konferansı (DARAK), 2005 yılında yine Japonya’da, ama bu kez (Hyogo bölgesinin başkenti) Kobe’de düzenlenmişti. Konferans aynı zamanda büyük Kobe depreminin de onuncu yıldönümüne denk gelmişti.

Peki Hyogo Eylem Çerçevesi (HEÇ) neydi?

Hyogo Eylem Çerçevesi, 2005 Kobe Dünya Afet Riski Azaltımı Konferansı’nın sonuç belgesiydi. HEÇ, beş öncelikli eylem saptamıştı:

  1. Afet riski azaltımını bir önceliğe dönüştürmek
  2. Risk bilgilendirmesi ve erken uyarıyı geliştirmek
  3. Emniyet ve dayanıklılık kültürünü geliştirmek
  4. Başlıca sektörlerdeki riskleri azaltmak
  5. Afetlere müdahale hazırlığını güçlendirmek

2005 Kobe konferansı aynı zamanda bir Uluslararası Erken Uyarı Programı (IEWP) geliştirilmesi planını da onaylamıştı. Bu plan ise daha 2003 yılında Bonn’da düzenlenen İkinci Uluslararası Erken Uyarı Konferansı’nda önerilmişti.

Erken uyarı sistemleri pahalı değil mi?

Büyük Okyanus çevresi tsunami uyarı sistemi, maliyet açısından uygun olan uyarı sistemlerine bir örnek teşkil ediyor. Bu sistemin yıllık işletim maliyeti 4 milyon dolar.

Tasarım halinde olan küresel bir uyarı sisteminin maliyeti ise tahminen 30 milyon dolar.

2004 yılında Hint Okyanusu’nda meydana gelen deprem ve tsunami sonrasında toplanan uluslararası yardımlar ise 8 milyar dolara yaklaşmıştı.

Ciddi ölçülerde farklı olan bu rakamlar arasındaki basit bir kıyaslama bile, erken uyarı sistemlerinin maliyetinin aslında ne kadar uygun olduğunu gösteriyor.

Kyoto ile Hyogo arasındaki fark nedir?

Japonya’nın kentleri, iklim değişikliği ve afetlere hazırlık konusundaki en önemli belgelere ismini verdi. Örneğin Hyogo‘ya göre çok daha fazla bilinen Kyoto Protokolü var ki, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve, bu belge.

Kyoto, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanmıştı. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbondioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salım ticareti yoluyla haklarını artırmaya söz vermişti.

Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerektiriyor.

1997’de imzalanan protokol, 2005’te yürürlüğe girebilmişti. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990’daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun %55’ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya’nın katılımıyla ulaşılabilmişti.

G8 grubu, 2009 yılında küresel ısınmanın 2050’ye kadar 2 dereceden fazla artmaması için çaba harcanması hedefi üzerinde anlaşmıştı. Bu basit görünen hedef bile çok yönlü uluslararası bir çabayı gerektiriyor.

Kısacası artık her şey birbirine fena halde bağlı. Bir saat fazla yanan bir ampulün, Endonezya’da ölümcül dev dalgalar yaratması, Afrika’da kuraklık ve kıtlığa yol açması, Edirne’yi, Antalya’yı sular altında bırakması mümkün.

Bugün başımıza gelen pek çok felaket, kendi ellerimizle oluşturduğumuz kusursuz bir kıyamet senaryosunun eksik halkalarının her birimiz tarafından ustalıkla birleştirilmesi sonucunda oluşuyor. Bu gidişatın durdurulması için gösterilecek yüksek maliyetli çabanın da aynı ölçüde kolektif olması şart.


Sendai Zirvesi’nin resmi sitesi: http://www.wcdrr.org

UNISDR (BM Uluslararası Afet Azaltımı Stratejisi / BM Afet Riski Azaltımı Ofisi): http://www.unisdr.org

Sendai Zirvesi kampanya sitesi: https://www.thunderclap.it/projects/22008-lovelife-chooseresilience

UNFCC Haberleri: http://newsroom.unfccc.int

Kaynak: http://www.unisdr.org/we/coordinate/wcdrr

Reklamlar
Standart
Diğer yazılar

2015: İnsanlar ve Dünyamız için Küresel Eylem Zamanı

2015-Time-for-Global-Action_English

“2015 küresel eylem zamanı olabilir ve olmak zorundadır”. 

Ban Ki-moon, BM Genel Sekreteri

Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin (BKH) süresinin dolacağı 2015 yılında, dünyanın bu deneyimden alacağı derslerle sürdürülebilirlik konusunda yeni bir dönemi başlatmak gibi tarihi bir şansı bulunuyor.

Dünya liderleri Binyıl Kalkınma Hedefleri üzerinde 2000 yılında anlaşmıştı. Hedefler, 1 Ocak 2000 ile 31 Aralık 2015 tarihleri arasını kapsıyordu.

Sekiz hedef, aşırı yoksulluğa çözümler üretmeyi, eğitimi desteklemeyi ve hastalıklarla mücadeleyi de kapsıyordu. Artık sona ermek üzere olan bu 15 yıllık süreç gösterdi ki, uluslararası toplum bir arada çalıştığında, küresel kalkınma sorunlarında gerçekten ciddi ilerlemeler sağlanıyor.

Örneğin:

  • Aşırı yoksulluk yarı yarıya indirildi.
  • 15 yıl öncesine göre çok daha fazla çocuk okula devam ediyor.
  • Sıtma, AIDS ve veremle savaşa yapılan yatırımlar milyonlarca insanın hayatını kurtardı.

İşte 2015 yılı da bu nedenle ayrı bir önem kazanıyor. Bu yıl yapılacak üç üst düzey uluslararası buluşma küresel eylem için ciddi fırsatlar sağlayacak:

  • Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da Temmuz ayında düzenlenecek olan Üçüncü Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı
  • Eylül ayında New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenecek (ve dünya liderlerinin, BKH’nin yerini alacak “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” de dahil olmak üzere, 2030 yılı sonuna kadar devam edecek bir taslak eylem planı olan yeni küresel kalkınma gündemini açıklayacakları) Sürdürülebilir Kalkınma Özel Zirvesi
  • Evrensel ve anlamlı bir iklim değişikliği anlaşması ile sonuçlanması umulan ve Aralık ayında Paris’te düzenlenecek olan BM İklim Konferansı

Bu yıl boyunca dünya üzerindeki tüm bireyleri bu sürece dahil etmeyi hedefleyen bir dizi etkinlik ve kampanya da düzenlenecek. Bunlardan ilki 15 Ocak’ta başlatılan dijital kampanya oldu.

Sosyal medya üzerindeki tartışmalara #action2015 üzerinde katılmak ve konuya dair gelişmeleri takip edebilmek için BM’nin BKH (MDG) hesaplarına Twitter ve Facebook üzerinden ulaşmak mümkün.

Küresel Eylem Zamanı kampanyası STK'ların desteğiyle başlarken, BM Genel Sekreteri, 15 yaş grubu çocuklar ile beraber bu yılın önemini vurgulayan bir video çekimi yaptı.

15 Ocak 2015 – Küresel Eylem Zamanı kampanyası STK’ların desteğiyle başlarken, BM Genel Sekreteri, 15 yaş grubu çocuklar ile beraber bu yılın önemini vurgulayan bir video çekimi yaptı.

Linkler:

Kaynak: blogs.un.org

Standart
Diğer yazılar

‘Sürdürülebilir kalkınma çağı’

Profesör Jeffrey Sachs geçenlerde LSE’de “Sürdürülebilir Kalkınma Çağı” (The Age of Sustainable Development) adlı yeni kitabını tanıttı.

 

Sürdürülebilir kalkınma kavramının üç önemli ayağı var. Ve kavram da zaten bu üç unsur arasındaki etkileşimlerin anlamlı bir şekilde düzenlenmesini içeriyor: Dünya ekonomisi, küresel toplum ve dünyamızın fiziki şartları.

Sürdürülebilir kalkınma konusunda Sachs bütünleşik bir yaklaşımı öneriyor. Yani çevresel yönden sürdürülebilir, toplumsal yönden kapsayıcı bir kalkınma ortamı; ve iyi bir yönetişim yapısı.

Kitapta küresel düzeyde kapsayıcı ve sürdürülebilir bir büyüme için yapılabilecekler sıralanıyor.

Bu arada Columbia Üniversitesi, Coursera üzerinde, kitabın kapsadığı konulardan oluşan bir çevrimiçi kurs hazırladı. Buradan katılmak mümkün.


 

Etkinliğin ayrıntıları burada

LSE Youtube kanalı: YouTube – The Age of Sustainable Development

Etkinliği düzenleyen kuruluş: International Growth Centre

Kitap tanıtımı: The Age of Sustainable Development

Standart
Diğer yazılar

2015 İnsani Gelişme Raporu’nun teması “Çalışma”

UNDP’nin çıkardığı tüm rapor ve yayınlar arasında “amiral gemisi” sıfatını hak edeni, belli istisnalar dışında 1990’dan bu yana her yıl yayımlanan İnsani Gelişme Raporu.

misi-women-2

Bursa’nın Misi köyünde UNDP’nin de desteklediği bir sürdürülebilir turizm projesi, kadın istihdamını sağlamayı da hedefliyor

İnsani Gelişme Raporu (HDR ya da Human Development Report) her yıl belli bir tema etrafında yayımlanıyor.

Bu yılki temayı UNDP İnsani Gelişme Raporu ofisi direktörü Selim Jahan 3 Şubat’ta açıkladı. Yukarıdaki ses kaydında Selim Jahan’ın açıklamasını dinlemek mümkün.

Kasım 2015’te açıklayacağımız yeni İnsani Gelişme Raporu’nun başlığı ise “Rethinking Work for Human Development”.

Bu başlığın Türkçe çevirisi için biraz düşünmemiz gerekti. Özellikle de “work” kelimesinin çevirisi için. Çünkü rapora bu başlığın konulma nedeninin açıklaması şöyle.

İnsani gelişme bakış açısıyla, iş ya da istihdamdan ziyade “çalışma” (work) kavramı, amaca daha uygun bir kavram.

İş kavramı bir kişinin üstlendiği, önceden belirlenmiş, zamanla bağlı görev veya etkinlikleri tanımlıyor. Girdiler ve çıktılardan oluşan bir çerçevede iş gücü bir girdiyi, mal ya da hizmet ise çıktıları temsil ediyor.

Ancak “iş” kavramı, bir yazarın ya da ressamın yaptığı türden, tanımlanmış görevlerden fazlasını içeren yaratıcı çalışmaları çok fazla kapsamıyor veya çağrıştırmıyor. Ya da mesela ücretsiz bakım hizmetini veya gönüllü çalışmaları da kapsamıyor.

Bu nedenle çalışma kavramı “iş”i de kapsayan daha geniş bir kavram. Ancak yukarıda sözü edilenlerden de öteye geçiyor.

Çalışma kavramı insani potansiyeli, yaratıcılığı, yenilikçiliği ve insan ruhunu da kapsıyor. Çalışma, insan hayatını üretken, yaşamaya değer ve anlamlı kılan bir kavram.

İnsanların para kazandığı, toplumda bir yer edindiği, onlara güvence ve saygınlık duygusu sağlayan bir kavram.

Bu nedenle çalışma kavramı insani gelişme ile daha sıkı ve gerçekçi bir bağlantıya sahip. Ancak çalışma ve insani gelişme arasında her durumda muhakkak bir bağlantı olduğu da anlaşılmamalı. Ya da her türden çalışma da insani gelişmeyi desteklemiyor.

İstismara dayalı çalışma, özellikle de kadın ve çocukların istismarını içeriyorsa, insanların adil paylaşım haklarını ve saygınlıklarını da ellerinden alıyor.

Aynı şekilde, riskli (emniyet tedbiri alınmayan ya da işçi haklarını ya da sosyal güvenceyi içermeyen) çalışma türleri de insani gelişmeyi beslemiyor.

Bu arada çalışma kavramının da kendi içinde değiştiğini, çalışmayı kapsayan alanların ve çalışmanın işleyiş biçiminin de değiştiğini dikkate almak gerekiyor.

Tüm bu değişiklikleri de dikkate alarak çalışma kavramına insani gelişme perspektifinden farklı boyutlarıyla yeniden bakmakta fayda var.

Bu nedenle de 2015 İnsani Gelişme Raporu, İnsani Gelişme Bağlamında Çalışma Kavramını Yeniden Düşünmek başlığını taşıyacak.

İşte bu açıklamaya bakınca bizler work kelimesi için Türkçe çeviride çalışma kavramını kullanmayı tercih ettik.

Siz ne dersiniz?

Yoksa “emek” ya da “çalışma hayatı” gibi bir çeviriyi mi tercih etmeliydik?

2015 İGR hakkındaki blog yazısının tamamını okumak için tıklayınız

2015 İnsani Gelişme Raporu e-posta grubuna katılmak ya da bilgilerinizi güncellemek için burayı tıklayınız

Standart
New Horizons

Life is simpler with Internet

Podcast 119

In this episode, we talk about “Life is simpler with Internet” project where young volunteers train the elderly on digital literacy.

Faik Uyanık: This is the New Horizons Podcast Programme prepared by United Nations Development Programme in Turkey. In this episode, we talk about “Life is simpler with Internet” project where young volunteers train the elderly on digital literacy. Young people all around Turkey train the elderly on safe internet use, using e-mails, e-government applications, video communication, online banking and conscious use social media. Itır Akdoğan, Project Coordinator, talks about the objectives of the project:

Itır Akdoğan: Public and private services provided on the Internet make prople’s lives easier around the world and in Turkey. Although use of the Internet increases in our country, every citizen cannot benefit from this technology equally. Less developed cities and women above the age of 35 especially are the most disadvantaged group in this area. “Life is simpler with Internet” project targets exactly this group of people and support them to increase their use of the Internet. There are four primary objectives of the project which are increasing the rates of digital literacy in Turkey, supporting capacity building for the use of e-services provided by public and private sectors, raising public awareness on the use of social media tools, and lastly raising awareness on safe use of the Internet. As I mentioned earlier, the project aims to train especially women above the age of 35 and make them conscious Internet users and e-citizens.

Faik Uyanık: We were listening to Itır Akdoğan, Project Coordinator. “Life is simpler with Internet” project is implemented in partnership with TTNet, Habitat Development and Governance Association, and UNDP. The project’s website can be found at internetlehayatkolay.com. So, how is the Project put into practice? Itır Akdoğan tells us:

Itır Akdoğan: The Project is built on volunteerism. Young people between the ages of 15-30 train citizens above the age of 35. These young volunteers receive the trainings for trainers and become volunteers of the project. The project is implemented in 20 priority cities for development. In the pilot stage of the project, 123 young volunteers have been trained and nearly 3,000 citizens received the trainings in these 20 cities. The project will last for three more years. 35,000 citizens are planned to receive these trainings and made them more conscious Internet and e-service users until the end of 2017.

Faik Uyanık: We were listening to Itır Akdoğan. If you wish to contribute to this episode, you can share your thoughts on the topic using #newhorizons hashtag on Twitter. The project started in 2012. This year, it is aimed to introduce digital world to 12,000 people in 20 cities, which are Mersin, Kahramanmaraş, Karaman, Yozgat, Ordu, Çorum, Artvin, Amasya, Bayburt, Bartın, Manisa, Çanakkale, Batman, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Erzincan, Bingöl, Erzurum and Hakkari. Mehmet Bilir, who lives in Şırnak, has given 19 Internet literacy trainings, has reached 450 citizens so far, together with his other volunteer friends. Mehmet talks about why he believes “Life is simpler with Internet” project is important:

Mehmet Bilir: Nowadays, people is more engaged with technology. We do everything through Internet. The lack of technology in especially Eastern and Southeastern parts of Turkey creates problems for our engagement in this kind of communication. NGOs have all their training programs through Internet so in this region it is a disadvantage in the sense that we have difficulties reaching electricity and Internet connection. So we live in a region that has a delayed access to technology. So given the circumstances, I thought if I volunteered to this project it would be a way to communicate with my people. After all, it has worked. We see this in every feedback.

Faik Uyanık: Mehmet Bilir, one of the trainers of the project was talking. Mehmet talks about what has changed in his life since he started giving trainings:

Mehmet Bilir: After all, that is the best part of the trainings. While you are teaching, you learn something as well. As I give these trainings to them about Internet use, this is kind of a revenge. It is so because I give trainings to people above the age of 35 who have given me a little chance to express myself until today. I give trainings to people who have a voice in the society. Giving trainings to people who had a word on me, who directed me, who trained me is kind of a revenge. They did not recognize me before but now I train them. So there is an ironic side of the story.

Faik Uyanık: Mehmet Bilir, a volunteer trainer of “Life is simpler with Internet”, finds the trainings entertaining and at the same time advantageous. Also, he talks about a group of persons with disabilities who took the trainings and changed their lives:

Mehmet Bilir: This group of persons with disabilities started to get organized the next day they started to take the trainings and they were thinking about how they could create a website of their own, how they could have their voices heard, etc. In Şırnak, where we live, there is nothing done for the benefit of persons with disabilitiese. No building is designed considering the persons with disabilities. So they started to think about what could be done about this, and they have contacted with the governor of the city. Suddenly, we started seeing that the building entrances are being redesigned for enabling persons with disabilities to enter without difficulties. All this is done by a campaign they ran on the Internet, and they found solution in a month. These examples are wonderful and they motivate us. I can say these are the best parts of the project.

Faik Uyanık: We have listened to Mehmet Bilir. Şengül Ayık, a volunteer trainer in Şanlıurfa, tells us that she volunteered to the project because she wanted the women in her region to benefit from the project. She talks about prejudices the people had about Internet before the training:

Şengül Ayık: While I was giving trainings, I have witnessed that women were in a way below the level than I thought they would be. I have encountered with women who have not seen a computer in their entire life. The common belief was the computer would explode if they touch it; the mouse and the keyboard would break down, etc. Their thoughts were; Internet is very bad, it leads to addiction, it kills your entire day, it consumes your whole time, and Internet is only for shopping or watching TV and so on. However, we showed them this was not the case. They believed the Internet was only for girls to find husbands, I have actually heard them say this. We have cleared this image of Internet they had in mind, and we have tried to tell them the benefits of Internet use. And I have witnessed that we were successful.

Faik Uyanık: Şengül tells us about her experiences she gained through trainings:

Şengül Ayık: This was my first project that I volunteer, actively work and express myself. I formerly trained children but I have never trained women. Most of these women were my relatives since I gave the trainings in my hometown. I was very anxious at first but I got over it eventually. It was normal because what we were doing was not easy; we were trying to teach them something they have never seen before and had prejudices about. So breaking down their prejudices motivated me a lot.

Faik Uyanık: We were listening to Şengül Ayık, a volunteer trainer of “Life is simpler with Internet” in Şanlıurfa. So, how can you volunteer for the project? Itır Akdoğan, Project Coordinator, gives the answer:

Itır Akdoğan: In this project, young people between the ages of 15-30 train citizens above 35. The implementing partner of the project is Habitat Development and Governance Association. Young people apply to the open announcements announced by us. As I said before, the project is implemented in 20 priority cities for development and where the Internet penetration is low. Young people living in these cities can apply to the project. There is a certain number of trainers determined to be achieved every year. Within the light of this target, selections are done through phone interviews. Once they pass the phone interview, young people are invited to trainings for trainers. Afterwards, they become volunteer trainers of the project and in the following year each trainer should give trainings to 100 people above the age of 35. They build up local partnerships for this, and of course we support them as three partners, TTNet, UNDP, and Habitat Development and Governance Association. Volunteerism is a great experience for the young people

Faik Uyanık: We have come to the conclusion of New Horizons this week with Itır Akdoğan’s words. In this episode, we talked about “Life is simpler with Internet” project where young volunteers train the elderly on digital literacy. This program has been recorded at the studio of Radyo İlef of Ankara University Communications Department. You can follow our program on FM frequency in İstanbul, on Açık Radyo (Open Radio) on internet, on university radios in our broadcasting network, on iTunes, Soundcloud, TuneIn, Yodiviki mobile application, Pure Connect and Audioboo in podcast format, and also on tr.undp.org. Our user name for social media is undpturkiye. Hope to see you soon, good-bye!

Contributors:

Itır Akdoğan, Project Coordinator
Mehmet Bilir, Volunteer Project Trainer
Şengül Ayık, Volunteer Project Trainer

Standart
Yeni Ufuklar

İnternetle Hayat Kolay

Podcast 119

Bu bölümde, gençlerin büyüklere internet okuryazarlığı eğitimi verdiği ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinden söz edeceğiz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, gençlerin büyüklere internet okuryazarlığı eğitimi verdiği ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinden söz edeceğiz. Türkiye’nin dört bir yanından gençler, büyüklere internetin güvenli kullanımı, e-posta kullanımı, e-devlet uygulamaları, görüntülü haberleşme, çevrimiçi bankacılık, sosyal medyanın bilinçli kullanımı gibi konularda eğitimler veriyor. ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinin Proje Koordinatörü Itır Akdoğan projenin amaçlarını şöyle anlatıyor:

Itır Akdoğan: İnternet üzerinde sunulan kamu hizmetleri ve özel hizmetler dünyada ve Türkiye’de birçok kişinin hayatını kolaylaştırıyor. Ülkemizde internet kullanımı hızla artıyor ancak hala tüm yurttaşlar bu teknolojiden eşit ölçüde yararlanamıyorlar. Özellikle daha az gelişmiş kentlerde 35 yaş üstünde özellikle kadınlar bu alandaki en büyük dezavantajlı grubu oluşturuyorlar. ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesi işte tam da bu grubu hedefliyor. Ve bu kişilere internet kullanımlarının artması için destek sağlıyor. Bu projenin 4 ana hedefi var. Bir tanesi Türkiye’de internet okuryazarlığı oranının artırılması. İkincisi kamu ve özel sektörün sunduğu e-hizmetlerin kullanımı için kapasite gelişimi desteği. Üçüncüsü sosyal medya araçlarının bilinçli kullanımı konusunda farkındalık sağlanması. Sonuncusu ise internetin güvenli kullanımı hakkında bilincin artırılması. Söylediğim gibi 35 yaş üstündeki yurttaşların ve özellikle kadınların bu eğitimlerden yararlanarak daha bilinçli internet kullanıcıları ve daha bilinçli e-yurttaşlar olmalarını hedefliyor proje.

Faik Uyanık: Proje Koordinatörü Itır Akdoğan’ı dinliyorduk.“İnternetle Hayat Kolay” projesi TTNET, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ve UNDP işbirliği ile yürütülüyor. Projenin internet sitesine internetlehayatkolay.com üzerinden ulaşabilirsiniz. Peki, proje nasıl yürütülüyor? Itır Akdoğan anlatıyor:

Itır Akdoğan: Proje gönüllülük üzerine yürüyor. 15-30 yaş arası gönüllü gençler, 35 yaş üstü yurttaşları eğitiyorlar. Bu gönüllü gençler projenin eğitmen eğitimini alıyorlar ve projenin gönüllüsü, gönüllü eğitmeni oluyorlar. Proje kalkınmada öncelikli 20 kentte uygulanıyor. Pilot aşamasında 123 genç eğitildi 20 kentte. Ve yine bu deneme aşamasında 3000’e yakın yurttaş bu eğitimleri aldı. Önümüzdeki dönemde bu proje 3 yıl olarak şimdilik planlandı. 2017’nin sonuna kadar 35,000 yurttaşın bu eğitimlerden geçirilerek daha bilinçli internet kullanıcısı ve daha bilinçli e-hizmetler kullanıcıları olması hedefleniyor.

Faik Uyanık: Itır Akdoğan’ı dinledik. Bu bölüme katkıda bulunmak isterseniz konuştuğumuz konuya ilişkin görüş ve katkılarınızı #yeniufuklar etiketiyle Twitter üzerinden bizlere aktarabilirsiniz. 2012 yılında başlatılan proje ile bu yıl, Mersin, Kahramanmaraş, Karaman, Yozgat, Ordu, Çorum, Artvin, Amasya, Bayburt, Bartın, Manisa, Çanakkale, Batman, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Erzincan, Bingöl, Erzurum ve Hakkari’den oluşan toplam 20 ilde 12 bin kişinin dijital dünya ile tanıştırılması hedefleniyor. Şırnak’ta gönüllü olarak internet okuryazarlığı eğitimi veren Mehmet Bilir bugüne kadar 19 eğitim verdi ve diğer gönüllü arkadaşlarıyla beraber Şırnak’ta yaklaşık 450 kişiye ulaştı. Mehmet, ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinin neden önemli olduğunu şöyle anlatıyor:

Mehmet Bilir: Günümüz gittikçe teknolojiyle tamamen haşır neşir olan bir statüye geçti, bütün işlemlerimizi artık internet üzerinden yapıyoruz. Özellikle doğu ve güneydoğuda bunun eksikliği iletişimde bizde sorun yaratıyor. Sivil toplum kuruluşu olarak çalıştığınızda genelde bütün eğitim programlarımız internet üzerinden ve buradaki doğu ve güneydoğu bölgesinde bu bir dezavantaj konumundaydı aslında. Hem elektrik sorunu var hem internet sorunu var. Yani internetle geç tanışmış bir bölgeydik biz. Şimdi bu böyle olunca insanlarımıza interneti anlatabilmenin interneti öğretebilmenin onlarla daha iletişim kurabilmenin buradan geçebileceğini düşündüm ben. Çok da işe yaradı zaten. Yaptığımız bütün eğitimlerde geri dönüşümlerde bunu alıyoruz.

Faik Uyanık: Proje eğitmenlerinden Mehmet Bilir’i dinliyorduk. Mehmet, verdiği eğitimlerle kendi hayatında nelerin değiştiğini ise şöyle anlatıyor:

Mehmet Bilir: Zaten eğitimin en güzel tarafı da bu. Öğretirken kendiniz de öğreniyorsunuz aslında. Yani ben onlara interneti öğretirken içinde bulunduğum durum aslında bir nevi bu bir intikam alma. Çünkü bugüne kadar beni dinlememiş kesim söz hakkım olmadığı ortamlarda genellikle 35 yaş üstü insanlardan bahsediyorum. Meclislerde sözü geçen insanlara bu sefer eğitimi ben veriyorum. Yani bugüne kadar benim üzerimde söz hakkı olan insanlar beni bir yerlere yönlendirenler eğitimimi sağlayanlar bu sefer onlara eğitim vermek bir nevi intikam oldu. Bugüne kadar bana söz hakkı vermediler ama şimdi onlara eğitmenlik yapıyorum. Yani işin biraz da ironik tarafı var.

Faik Uyanık: ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinde gönüllü eğitmen olan Mehmet Bilir, eğitimlerin çok eğlenceli ve faydalı olduğunu söylüyor. Ayrıca engelli bir gruba verdikleri eğitimden sonra bu grubun hayatında neler değiştirdiklerini ise şöyle anlatıyor:

Mehmet Bilir: Bu engelli grubumuz hemen ilk iş olarak eğitimin ikinci gününden sonra örgütlenmeye başladılar. Kendi web sitelerini nasıl açabiliriz, duyurularımızı nasıl yapabiliriz. Bizim şuan bulunduğumuz yerde engellilere yönelik herhangi bir çalışma yok. Kamu kurum ve kuruluşlarının bina girişlerinde engellilere göre yapılandırılmamış. Bununla ilgili nasıl bir çalışma yaparız diye başladılar. Hemen zaten 1 ay sonra bize geri dönüş yaparak teşekkür ettiklerini söylediler. Hemen bir programa katılmışlar. Programda ilin valisinden söz almışlar. Hemen baktık ki kamu kurum ve kuruluşlarının girişleri engellilere yönelik değiştirilmeye başlanmış. İnternette başlatmış oldukları bir kampanyayla bunu dile getirdiler. Hemen bir ay içinde çözüme kavuştu. Bu inanılmaz güzel şeyler. Bizi motive eden şeyler aslında. İşte projenin en güzel tarafları da bu.

Faik Uyanık: Mehmet Bilir’i dinledik. Şanlıurfa’da ‘İnternetle Hayat Kolay’ gönüllüsü olan Şengül Ayık, kendi bölgesindeki kadınların da bu projeden yararlanmasını istediği için bu projede yer aldığını söylüyor. Eğitim verdiği grupların internetle ilgili önyargılarındansa şöyle bahsediyor:

Şengül Ayık: Projedeki eğitimleri sunarken gerçekten şunu gördüm. Hani kadınlar benim düşündüğüm düzeyin çok daha altındaydılar. Ve hayatında hiç bilgisayar görmeyen kadınlar vardı. Ben onlarla karşılaştım. Hani bilgisayara dokunursak patlar, fareyi ellersek yanlış klavyeyi tuşlarsak falan filan gibisinden. İnternet çok kötü, internet bağımlılık yapıyor, internet bütün gününü öldürüyor, internet bütün zamanını öldürüyor, bilgisayara dokunursak patlar, internet sadece alışveriş için, internet sadece televizyon izlemek için. Sadece bu düşünceleri var basit şekilde. Ama biz onlara bunun olmadığını gösterdik. Mesela internet sadece kızlar kullandıkları zaman mesela sadece evlenme programı tarzında kullanıyorlar ben çok bunu duydum kadınlardan. Bunun öyle olmadığını aslında internetin hayatımıza sağladığı yararlar üstünde durdum ve en azından çok olmasa da biraz da olsa onlara hitap edecek şekilde kafasındaki soru işaretlerini gidermeye çalıştık. Başarılı da oldu gördüm çünkü.

Faik Uyanık: Şengül Ayık’ı dinledik. Şengül verdiği bu eğitimlerde deneyimlediklerini ise şöyle anlatıyor:

Şengül Ayık: Bu benim ilk projemdi. Aktif olarak çalışabileceğim ve kendimi gösterebileceğim ilk gönüllülük çalışmamdı. Daha önce biz çocuklar üzerinde ama ilk defa kadınların karşısına çıktım. Ve bunlardan çoğunluğu kendi memleketim olduğu için akrabalarım oldu. Onların karşısında ilk başta bir heyecan oluyor. Ama daha sonra her şeyden önce ben onun karşısında heyecanımı yenebilmeyi öğrendim. Tabi ki de olacaktı çünkü sonuçta kolay bir iş yapmıyoruz. Kadınlara bir şey vermeye çalışıyoruz. Ve onların düşüncelerini kırmak da onların bilgisayarla olan düşüncelerini internetle olan düşüncelerini kırmak da daha çok teşvik ediyor bu projeyi.

Faik Uyanık: Şanlıurfa’dan İnternetle Hayat Kolay gönüllüsü olan Şengül Ayık’ı dinliyorduk. Peki, projeye sizler nasıl gönüllü olabilirsiniz? Proje Koordinatörü Itır Akdoğan:

Itır Akdoğan: 15-30 yaş arası gençler 35 yaş üstü yurttaşları eğitiyorlar bu projede. Projenin yürütücü ortağı Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği. Bizim açtığımız açık duyurulara gençler başvuru yapıyorlar. Proje söylediğim gibi 20 kentte kalkınmada öncelikli ve internet penetrasyonunun düşük olduğu 20 kentte uygulanıyor. Bu 20 kentte yaşayan ya da bu 20 kentte okuyan gençler başvuruda bulunabiliyorlar. Projenin her yıl için kendine koyduğu bir eğitmen sayısı hedefi var. Bu hedef ışığında yapılan başvurularda elemeler yapılıyor. Telefon mülakatı yapılıyor. Bu telefon mülakatını da geçen arkadaşlar eğitmen eğitimlerine davet ediliyorlar. Projenin eğitmen eğitimini aldıktan sonra da projenin gönüllü eğitmeni oluyorlar. Daha sonra da kentlerinde her biri bir yıl boyunca 100 35 yaş üstünde yurttaşı eğitiyorlar. Bunun için yerel ortaklıklar kuruyorlar. Tabi ki biz destekliyoruz 3 ortak olarak da UNDP, TTNET ve Habitat olarak. Ama bu gençlerin hem eğitmen olarak hem de yerel paydaşlarla ortaklıklar kurmaları açısından onlara çok önemli deneyimler kazandıran çok ilginç ve eğlenceli bir deneyim olmuş oluyor bu gönüllülük tecrübesi arkadaşlar için.

Faik Uyanık: ‘İnternetle Hayat Kolay’ projemizin Proje Direktörü Itır Akdoğan’ın bu sözleriyle Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna gelmiş oluyoruz. Bu bölümde gençlerin büyüklere internet okuryazarlığı eğitimi verdiği ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinden bahsettik ve UNDP Türkiye’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef’de hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, TuneIn, Pure Connect ve Audioboo üzerinden, Yodiviki mobil uygulamasından, ayrıca tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuklar:

Itır Akdoğan, Proje Koordinatörü
Mehmet Bilir, Proje Gönüllü Eğitmeni
Şengül Ayık, Proje Gönüllü Eğitmeni

Standart