Diğer yazılar

Sürdürülebilir kalkınma ne demek?

9780231173155

Sürdürülebilir kalkınma, giderek daha fazla karşımıza çıkan bir kavram. Dünyamızı anlamanın ve küresel sorunları çözmenin başlıca yöntemi aslında bu kavram.

Sürdürülebilirlik kavramını anlamak için ilk bakmamız gereken nokta, dünyamızın nüfusu. Şu anda 7,2 milyar insanız dünya üzerinde. Sanayi devriminin başlarında, 1750 yılında, 800 milyon civarında olan dünya nüfusunun kabaca 9 kat üzerine çıkmış durumdayız yani. Nüfusumuz çok hızlı artıyor ve aramıza her yıl 75-80 milyon yeni birey ekleniyor. 2020’li yıllarda sayımız 8 milyara çıkmış olacak. Hatta 2040’lara gelindiğinde 9 milyarı da bulmuş olabiliriz.

Dünya ekonomisinin bu milyarlarca insanın karnını doyurması gerekiyor. Yoksul insanların sadece hayatta kalabilmek için yiyecek, temiz su ve barınağa ihtiyacı var. Yoksulluk çizgisinin hemen üzerinde yer alanlar için, refahtan biraz daha pay alabilmek ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlayabilmek önem taşıyor. Yüksek gelir düzeyindeki ülkelerde yaşayanlar, teknolojik gelişmelerin kendilerine ve ailelerine daha fazla rahatlık getirmesini umuyorlar. Süper zenginler ise dünyanın en zenginleri sıralamasında daha iyi bir yer edinmenin peşinde denebilir.

Kısacası 7,2 milyar insan ekonomik yönden sürekli ilerlemek istiyor. Bu esnada dünya ekonomisi de ticaret, finans, teknoloji, üretim akışı, göç ve sosyal ağlar yoluyla giderek daha fazla bütünleşiyor. Dünya ekonomisinin yıllık büyüklüğü, yani yıllık toplam küresel üretim, şu an tahminen 90 trilyon dolar düzeyinde. Bu rakam, insanlık tarihi açısından tam anlamıyla bir rekor. Küresel hâsıla, şu anda 1750’deki düzeyin en az 100 kat üzerinde. Aslında böyle bir kıyaslama çok da anlamlı değil. Çünkü şu anda kullandığımız mal ve hizmetlerin çoğu 250 sene önce hiçbir şekilde mevcut değildi.

Dünya ekonomisi çok büyük. Hızla da büyümeye devam ediyor. Yıllık artış yüzde 3-4 seviyelerinde. Ancak gelir dağılımı hem ülkeler arasında, hem de ülkelerin kendi içinde hiç de eşit değil. Dünyamız, daha önceki nesillerin hayal edemeyeceği kadar uzun ve sağlıklı yaşayan bireylerin, hem muhteşem bir zenginlik, hem de aşırı yoksulluk ile iç içe yaşadıkları bir gezegen.

Sadece hayatta kalabilmek için her gün mücadele etmek zorunda olanların sayısı ise en az 1 milyar. Dünyadaki bu en yoksul bireylerin ölüm kalım mücadelesinde yetersiz beslenme, sağlık hizmetlerinden mahrumiyet, güvensiz yaşam alanları, temiz su ve sıhhi koşullardan yoksun olmak gibi birçok tehdit yer alıyor.

Dünya ekonomisi sadece eşitsiz olmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyamızın kendisini de tehdit ediyor. Tüm canlılar gibi insanlar da yiyecek ve su ihtiyaçları için, hayatta kalmalarını ve güvenliklerini sağlayan her türlü malzeme için doğaya bağımlı. Ayrıca salgın hastalıklar ya da doğal felaketler gibi çevresel tehditlerden korunabilmek için gerekli olan şeyler de doğanın kendisinde mevcut.

Ancak doğanın insafına ya da bilim insanlarının deyimiyle “çevresel hizmetlere” bağımlı bir canlı türü olmamıza rağmen, hayatta kalmamızın başlıca temelini oluşturan dünyamızı korumakta hiç başarılı değiliz. Çünkü devasa dünya ekonomisi, dev çevresel krizler de üretiyor. Bu durum ise sadece insanlığın geleceğini değil, diğer milyonlarca canlının da yaşamlarını tehdit ediyor.

Çevresel tehditlerin pek çok kaynağı var: Her şeyden önce insanoğlu yeryüzünün iklimini değiştiriyor. Temiz su kaynaklarını tüketiyor, okyanusların kimyasını değiştiriyor, diğer canlıların yaşam alanlarını yok ediyor. İnsanlardan kaynaklanan bu etkiler o kadar güçlü ki, yeryüzü şu anda temel döngülerinde bile kuşku götürmez değişikliklerden geçiyor. Oysa su döngüsü, nitrojen ve karbon döngüleri, yaşamın kendisi için vazgeçilmez. Bu değişikliklerin kesin büyüklüğünü, zamanlamasını ve sonuçlarını tam olarak bilemiyoruz. Ancak bunların çok tehlikeli değişiklikler olduğu, ayrıca 10 bin yıllık medeniyet tarihimizde bir benzerinin görülmediği çok açık.

Üç farklı sistem

İşte sürdürülebilir kalkınma kavramı tam da burada başlıyor. Sürdürülebilir kalkınma derken, temel olarak üç farklı ve karmaşık sistemin uyumlu işleyişinden bahsediyoruz: Dünya ekonomisi, toplumlar ve yeryüzünün fiziki yapısı.

7,2 milyar insandan ve 90 triyon dolarlık yıllık üretimden oluşan bir dünya ekonomisi nasıl değiştirilebilir? Ekonomik büyümenin kaynağı nedir? Yoksulluk neden giderilemiyor? Milyarlarca insanın piyasalar, teknoloji, finans ve sosyal ağlar yoluyla birbirine bağlı olmasının sonucu nedir? Gelir, refah ve güç eşitsizliği içindeki bir küresel toplum nasıl işleyebilir? Yoksullar kaderlerini tersine çevirebilir mi? İnsanlığın karşılıklı güven ve anlayışı, sınıf ve güç çatışmalarını giderebilir mi? Dünya ekonomisi ile dünyanın fiziki yapısı çarpıştıklarında ortaya nasıl bir sonuç çıkacak? Gidişatı değiştirmenin, ekonomik kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlik ile birleştirmenin bir yolu var mı?

Sürdürülebilir kalkınma kavramı, temel olarak dünyaya birtakım idealler sunuyor. Yani dünyamızın yerine getirmesi gereken bir dizi hedefi ortaya koyuyor. İşte bu kuralcı (ya da etik) bakış açısı içinde sürdürülebilir kalkınma kavramı, ekonomik ilerlemenin eşitçe paylaşıldığı, aşırı yoksulluğun giderildiği, isabetli politikalar yoluyla toplumsal güvenin tesis edildiği, ayrıca çevremizin insan kaynaklı bozulmalardan korunduğu bir dünya çağrısında bulunuyor. Burada sürdürülebilir kalkınma kavramının ekonomik, sosyal ve çevresel hedefleri olan bir küresel toplumu, yani bütünleşik bir çerçeveyi önerdiğinin altını çizmekte fayda var. Bu nedenle zaman zaman tanımı kısaca şöyle de yapıyoruz: “Sürdürülebilir kalkınma, toplumsal olarak kapsayıcı ve çevresel yönden sürdürülebilir bir ekonomik büyüme çağrısıdır.”

İyi yönetişim

Ekonomik, sosyal ve çevresel hedefleri yerine getirebilmek için dördüncü bir hedefin daha yerli yerine oturması gerekiyor. O da iyi yönetişim. Hükümetlerin toplumları refaha kavuşturmak için pek çok temel vazifeyi düzgün bir şekilde yerine getirmesi gerekiyor. Bu vazifeler arasında sağlık ve eğitim gibi temel sosyal hizmetler; yollar, limanlar ve elektrik gibi temel altyapı hizmetleri; bireylerin suç ve şiddetten korunması; temel bilimlerin ve yeni teknolojilerin desteklenmesi; ayrıca çevrenin korunması için gerekli düzenlemelerin yapılması yer alıyor. Elbette bu saydıklarımız, insanların hükümetlerinden beklediği hizmetlerin çok kısa bir özeti. Gerçekte ise insanlık çoğu kez yolsuzluklarla, savaşlarla ve kamu hizmetlerinden mahrumiyetle yüzleşmek zorunda kalıyor.

İyi yönetişimi sadece hükümetlerle sınırlandırmak da doğru değil. Çok uluslu şirketler de dünya siyaseti ve ekonomisinin önemli aktörleri. Bu nedenle bu şirketlerin yasalara uyması, çevreye saygılı olması, ayrıca özellikle aşırı yoksullukla mücadele konusunda içinde faaliyet gösterdikleri toplumlara yardımcı olmaları hayati önem taşıyor. Ancak aynen hükümetler örneğinde olduğu gibi burada da pek çok sorun var. Çok uluslu pek çok şirketin yolsuzluk, rüşvet, vergi kaçırma, kara para aklama ve çevresel hasara yol açma gibi pek çok skandala imza attıkları da bir gerçek.

Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma idealinin temeline dört ana sütun yerleşiyor: Ekonomik refah, toplumsal kapsayıcılık ve kaynaşma, çevresel sürdürülebilirlik ve hükümetler ve özel sektör de dâhil olmak üzere başlıca sosyal aktörlerin iyi yönetişimi.

Sürdürülebilir kalkınmanın gerekleri belki çok fazla ve iddialı. Ayrıca bunları hayata geçirmenin önünde hiç de az engel yok. Ancak karşı karşıya olduğumuz tehlikeler de bir o kadar büyük. Bu kalabalık, eşitsiz ve kirlenmiş dünyamızda sürdürülebilir kalkınmayı başarabilmek, bizim neslimizin karşı karşıya olduğu en önemli sınav.

* Kaynak: Jeffrey Sachs: Age of Sustainable Development, Columbia University Press, Mart 2015

Reklamlar
Standart
New Horizons

UN İstanbul Regional Hub

Podcast 134

In this episode, we talk about new Istanbul Regional Hub, inaugurated in April.

Faik Uyanık: This is the New Horizons Podcasts prepared by United Nations Development Programme in Turkey. In this episode, we talk about new Istanbul Regional Hub, inaugurated in April. The United Nations and the Republic of Turkey on 23 April officially launched the new Istanbul Regional. The Hub also hosts UNICEF and UN Women regional offices. Helen Clark, UNDP Administrator, delivered a speech at the inauguration ceremony and said that a dream has come true:

Helen Clark: I think for so many of us today is a dream come through to have modern office here for regional activities of UNDP in İstanbul. We have had so many very productive conversations over several years now with a very very strong supporters and the Government of Turkey and the city of İstanbul. And you see throughout strongest supporters sitting here today, without whom it would be impossible. And you have always been so welcoming of us coming to a city which is no one else where East meets West and the vision for İstanbul has been to use its convening power of centuries in time to bring people together. And here in UNDP, we aim to bring people together for human progress.

Faik Uyanık: Helen Clark, UNDP Administrator. Helen Clark was joined by Mr. Mevlüt Çavuşoğlu, Minister of Foreign Affairs of the Republic of Turkey, and Mr. Kadir Topbaş, Mayor of the Istanbul Metropolitan Municipality, to inaugurate the new Hub and unveil a plaque on the premises in Key Plaza in Istanbul. Mevlüt Çavuşoğlu, delivering a speech at the ceremony, talked about why this Regional Hub is important for them:

Mevlüt Çavuşoğlu: There are different meanings for us to have this hub here in Turkey, in İstanbul. Above all, this is a reflection of our multi-dimensional and active foreign policy. One of the important elements of this multi-dimensional and active foreign policy is to support international and regional organizations and play an active role in these organizations. Today, Turkey is co-chairing many important UN initiatives, along with its role in the UN. Turkey is the co-chair, together with Spain, of the Alliance of Civilizations. Likewise, Turkey is the co-chair of Peace Mediation Initiative, together with Finland. On the other side, Turkey is also the co-chair, together with the USA, of Global Counterterrorism Forum.

Faik Uyanık: Mevlüt Çavuşoğlu, Minister of Foreign Affairs. The result of a strategic partnership, the new Hub recognizes the increasing role and engagement of Turkey and emerging economies in the region in shaping and contributing to global development issues. The Hub operates within a framework that will help deliver quality, accessible and locally relevant services to the 22 countries and territories in which UNDP works in Europe and CIS. Kadir Topbaş, Mayor of the İstanbul Metropolitan Municipality, stated that the inauguration of İstanbul Regional Hub is a historic moment for İstanbul and underlined the importance of Hub for İstanbul:

Kadir Topbaş: We, as the İstanbul Metropolitan Municipality, always tried to express that UN Offices can be located in İstanbul due to its geographic location, history and its importance in the region. We wanted İstanbul to be like a UN island. Today, here, we see this inauguration ceremony of İstanbul Regional Hub as the reflection of our intentions and wishes and, seeing the result, I would like to express my appreciation.

Faik Uyanık: Developing and transition economies of Europe and Central Asia are showing  poverty and inequality, even in some upper middle-income countries, as well as declining life expectancy relative to global averages in many countries, according to analysis in Poverty, Inequality and Vulnerability in the Transition and Developing Economies of Europe and Central Asia, recently released by UNDP. A changing climate and rapidly growing exposure to disaster risk also present the region with new and evolving challenges. The support of the Istanbul Regional Hub will enable countries to pursue development paths that are responsive to these and other issues, including sustainable growth, governance and peace-building, gender equality and women’s empowerment, energy, disaster resilience and climate change, and the protection of children’s rights. Helen Clark, UNDP Administrator:

Helen Clark: At this time, we already have more than 135 people in the hub from UNDP and from UN Women as well, a sister organization. And our people here are providing policy and programme support across everything UNDP does. All the policy areas across sustainable development, disaster risk reduction, climate change, rule of law, governance you name it, and we are well positioned to support our country offices and partner governments right through the European and Central Asia region.

Faik Uyanık: Helen Clark, UNDP Administrator.The Istanbul Regional Hub and the Republic of Turkey will jointly advance efforts to promote south-south cooperation and share Turkey’s important development experience with other countries. This strategic partnership recognizes the increasing role of Turkey as an emerging donor for development cooperation across the world. Helen Clark talked about the strategic partnership between UNDP and Turkey during her speech:

Helen Clark: We have really a unique relationship with Turkey which sees it active and supporting our affairs at every level, the country level where the programme of Turkey is growing, at this regional level where our move here has been facilitated by the Government but also the Government is backing an ongoing contribution to our regional programme. We have the support for the Global Policy Center on the private sector and development here in İstanbul. And of course Turkey has also become a core funding partner for UNDP and as well as very involved with us in dialogue and the convening around the big issues in global development. And we estimate that this regional hub already since it opens its doors to start work last year has organized and hosted more than twelve regional and global UN events. And that is really just the beginning. So, we are confident Mr. Minister, Mr. Mayor that with the strong support of the Government of Turkey and the dedication of all our colleagues who you see here, this İstanbul Regional Hub will be recognized as a Center of Excellence and Development and as a very important partner to countries throughout the region and beyond.

Faik Uyanık: Helen Clark, UNDP Administrator. Mevlüt Çavuşoğlu, Minister of Foreign Affairs, says that the partnership between Turkey and UNDP will strongly continue and adds the following:

Mevlüt Çavuşoğlu: İstanbul is now the second city in the world after New York, in terms of locating the most diplomatic missions and offices. In other words, it is not in competition with Ankara. İstanbul is the second city in the world after New York where there are 184 offices for foreign representations and international organizations. UNDP opening a regional hub here in İstanbul, Turkey is actually a strong indicator and also complementary with our idea of supporting and giving such importance to development projects and programmes. We, both as the Ministry of Foreign Affairs and İstanbul Metropolitan Municipality, have been giving logistical support to the Hub, and we will continue to do so. In addition, we will continue to give financial support in order to support the success of this Hub we are inaugurating today. We will voluntarily contribute 3 million dollars every year during the next five years in order to support the kick-off of the projects apart from other contributions we have made. In other words, we will contribute 15 million dollars to UNDP, voluntarily.

Faik Uyanık: We have come to the end of New Horizons prepared by UNDP in Turkey this week with the words of Mevlüt Çavuşoğlu, the Minister of Foreign Affairs of the Republic of Turkey. In this episode, we talk about new Istanbul Regional Hub, inaugurated in April. This program has been recorded at the studio of Radyo İlef of Ankara University Communications Department. You can follow our program on FM frequency in İstanbul, on Açık Radyo (Open Radio) on Internet, on university radios in our broadcasting network, on iTunes, Soundcloud, TuneIn, Pure Connect, Yodiviki, Audioboo and TTNET Müzik in podcast format, and also on tr.undp.org. Our user name for social media is undpturkiye. Hope to see you soon, good-bye!

Contributors:

Mevlüt Çavuşoğlu, Minister of Foreign Affairs of the Republic of Turkey

Helen Clark, UNDP Administrator

Kadir Topbaş, Mayor of the Istanbul Metropolitan Municipality

Standart
Yeni Ufuklar

BM İstanbul Bölgesel Merkezi

Podcast 134

Bu bölümde, Nisan ayında açılan Birleşmiş Milletler’in İstanbul Bölgesel Merkezi hakkında konuşacağız.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Nisan ayında açılan Birleşmiş Milletler’in İstanbul Bölgesel Merkezi hakkında konuşacağız. Birleşmiş Milletler ve Türkiye Cumhuriyeti, UNDP’nin Avrupa ve Bağımsız Devletler Bölgesi’nde çalıştığı ülke ve bölgelerde yerele yönelik kalkınma desteği sağlayan yeni İstanbul Bölgesel Merkezi’nin açılışını 23 Nisan’da resmi olarak yaptı. Merkez, aynı zamanda, UNICEF ve BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (BM Kadın Birimi – UN Women) ofislerine de ev sahipliği yapıyor. Açılışta konuşan UNDP Başkanı Helen Clark bir hayalin gerçekleştiğini belirtiyordu:

Helen Clark: Sanıyorum pek çoğumuzun UNDP’nin bölgesel çalışmaları için modern bir ofisin İstanbul’da kurulması hayali bugün gerçekleşmiş oldu. Çok güçlü destekçilerimiz, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yıllar süren çok verimli müzakereler yaptık. Destekçilerimizin pek çoğu bugün bu açılışta yerlerini aldı. Onlar olmasaydı bölgesel merkezimizin açılması imkânsız olurdu. Sizler her zaman Batı ve Doğu’nun bir araya geldiği bu eşsiz şehirde bizleri çok iyi misafir ettiniz. Yüzyıllardır, İstanbul’un vizyonu insanları bir araya getirmek oldu. Ve bizler de burada UNDP olarak insanları insani ilerleme için bir araya getirmeyi amaçlıyoruz.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. BM ambleminin üzerindeki örtünün kaldırıldığı İstanbul Şişli’deki yeni Bölgesel Merkezin açılışında BM Kalkınma Grubu ve UNDP’nin Başkanı Helen Clark’a Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş eşlik etti. Açılışta bir konuşma yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Bölgesel Merkezin kendileri için niye önemli olduğunu şöyle anlattı:

Mevlüt Çavuşoğlu: Bu merkezin İstanbul’da Türkiye’de açılmasının bizim için farklı anlamları var. Her şeyden önce bizim çok boyutlu ve aktif dış politikamızın bir yansımasıdır. Ve bu çok boyutlu, aktif dış politikamızın en önemli unsurlarından bir tanesi de Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel örgütlere verdiği destek ve buralarda aktif rol oynamasıdır. Bugün Türkiye, Birleşmiş Milletler’in orada aldığı görevlerin dışında çok önemli inisiyatiflerine eş başkanlığı yapıyor. Medeniyetler arası ittifakın İspanya’yla birlikte eş başkanlığını yürütmektedir, aynı şekilde Finlandiya ile beraber Barış için Arabuluculuk girişiminin de eş başkanlığını sürdürmektedir. Diğer taraftan, Terörle Mücadele Küresel Forumu’nun da Amerika’yla beraber, Amerika Birleşik Devletleri ile beraber eş başkanlığını yapmaktadır.

Faik Uyanık: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu. Türkiye Cumhuriyeti ile UNDP’nin stratejik ortaklığının bir sonucu olan İstanbul’daki yeni BM merkezi, küresel kalkınma konularının şekillenmesinde ve bu konulara katkı sağlanmasında Türkiye’nin artan rolünü ve taahhüdünü yansıtıyor. Merkez, UNDP’nin Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesi’nde çalıştığı 22 ülke ve bölgeye kaliteli, erişilebilir ve yerele yönelik hizmetler veren bir çerçeve içinde faaliyet gösteriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Bölgesel Merkezin açılmasının İstanbul için tarihi bir an olduğunu söylerken konuşmasında İstanbul için merkezin öneminin altını çizdi:

Kadir Topbaş: Biz İstanbul Belediyesi yerel yönetimi olarak bu kentin bulunduğu coğrafik konum itibariyle, geçmiş tarihi itibariyle, bölgede önemli bir yere sahip olması itibariyle Birleşmiş Milletler’in birçok temsilciliklerinin İstanbul’da olabileceğini hep dile getirmeye çalıştık. Ve istedik ki İstanbul, adeta İstanbul’da bir Birleşmiş Milletler adası olsun. Bugün burada Birleşmiş Milletler İstanbul Bölgesel Merkezi’nin açılışı da bizim niyetlerimizin, temennilerimizin bir yansıması olduğunu ve sonucu olduğunu görmekten duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.

Faik Uyanık: UNDP’nin yakın zamanda açıkladığı verilere göre, Avrupa ve Orta Asya’nın gelişmekte olan ve geçiş dönemi ekonomilerinde, hatta bazı üst orta gelirli ülkelerde de, yoksulluk ve eşitsizlikler görülüyor. UNDP’nin bu yılın başında açıkladığı “Avrupa ve Orta Asya’nın Geçiş Dönemi ve Gelişmekte olan Ekonomilerinde Yoksulluk, Eşitsizlik ve Kırılganlık” raporuna göre, bu ülkelerde beklenen yaşam süresi de diğer ülkelerin küresel ortalamalarına göre giderek azalıyor. Değişen iklim ve afet riskine giderek daha fazla maruz kalınması nedeniyle bölgede bir yandan mevcut güçlükler süregiderken bir yandan da yenileri ortaya çıkıyor. İstanbul Bölgesel Merkezi’nin desteği, ülkelerin bu güçlüklere ve sürdürülebilir kalkınma, yönetişim ve barışın inşası, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi, enerji, afetlere karşı dayanıklılık ve iklim değişikliği ayrıca çocuk haklarının korunması gibi konulara ve diğer benzer alanlara duyarlı bir kalkınma yolunu izlemelerini sağlayacak. UNDP Başkanı Helen Clark:

Helen Clark: Şu anda, merkezimizde UNDP’den ve kardeş kuruluşumuz BM Kadın Birimi-UN Women’dan 135 kişi çalışıyor. Buradaki çalışanlarımız UNDP’nin tüm çalışma alanları ile ilgili politika ve program desteği veriyor. Sürdürülebilir kalkınma, afet riski azaltımı, iklim değişikliği, hukukun üstünlüğü, yönetişim gibi birçok konuda Avrupa ve Orta Asya Bölgesi’ndeki ülke ofislerimizi ve paydaş hükümetleri desteklemeye hazırız.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. İstanbul Bölgesel Merkezi ve Türkiye Cumhuriyeti, Güney-Güney işbirliğinin teşvik edilmesi ve Türkiye’nin önemli kalkınma deneyimlerini diğer ülkelerle paylaşması için ortak çalışmalarını artıracak. Taraflar arasındaki stratejik ortaklık, Türkiye’nin dünya genelinde kalkınma işbirliğinde yükselen bir donör olduğunu da vurguluyor. UNDP Başkanı Helen Clark, konuşmasında Türkiye ile UNDP’nin stratejik ortaklığından şöyle bahsetti:

Helen Clark: Bize her anlamda destek veren Türkiye ile eşi benzeri olmayan bir işbirliğimiz var. Ülke seviyesinde Türkiye’deki program çalışmalarımız giderek artıyor. Bölge seviyesinde de İstanbul’a taşınmamız Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin kolaylaştırıcılığında oldu. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bölgesel programımıza da katkı sağlıyor. İstanbul’da kurulan Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi için de bizlere destek oldular. Ayrıca Türkiye, UNDP’nin finansman konusunda da ana paydaşlarından biri oldu ve küresel kalkınmadaki önemli konularda yapılan tartışmalara ve diyaloglara da aktif bir şekilde katıldı. Geçen sene çalışmalarına başlayan bu bölgesel merkez, pek çok bölgesel ve küresel Birleşmiş Milletler etkinliğine ev sahipliği yaptı. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin güçlü desteği ve buradaki tüm çalışma arkadaşlarımızın çalışma azmi ile İstanbul Bölgesel Merkezi Mükemmeliyet ve Kalkınma Merkezi olacaktır. Merkez, bu bölgedeki ve dünyanın diğer bölgelerindeki ülkeler için de çok önemli bir paydaş olarak görülecektir.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin UNDP ile işbirliğinin güçlü bir şekilde devam edeceğini belirtiyor ve şunları ekliyor:

Mevlüt Çavuşoğlu: İstanbul, artık dünyada diplomatik merkezler ya da ofisler bakımından New York’tan sonra ikinci sırada, yani Ankara ile yarışmıyor. 184 yabancı temsilcilik ve uluslararası kuruluşla bugün İstanbul New York’tan sonra en fazla diplomatik temsilciğin bulunduğu şehir oluyor. UNDP’nin aslında Türkiye’de ve İstanbul’da bu ofisini açması kalkınma projeleri ve programlarına birlikte verdiğimiz önemin göstergesidir ve birbiriyle örtüşüyor. Biz hem Dışişleri Bakanlığı olarak hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak Birleşmiş Milletlerin İstanbul’da ofis açması için her türlü lojistik desteği de veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Ve buradaki UNDP’nin bugün açacağımız merkezin de başarılı olabilmesi için maddi destek vermeye de devam edeceğiz. Önümüzdeki beş yıl süresince her yıl 3 milyon dolar gönüllü olarak katkı sağlayacağız diğer yaptığımız katkılardan başka sadece projelerin harekete geçebilmesi için. Yani önümüzdeki süreçte 15 milyon dolarlık ilave bir katkıyı da gönüllü olarak UNDP’ye sağlamış olacağız.

Faik Uyanık: Ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bu sözleriyle bu bölümün de sonuna gelmiş oluyoruz. Bu bölümde, Nisan ayında açılan Birleşmiş Milletler’in İstanbul Bölgesel Merkezi hakkında konuştuk. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef’te hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, TuneIn, Pure Connect, Yodiviki, Audioboo ve TTNET Müzik üzerinden, ayrıca http://tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuklar:

Mevlüt Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanı

Helen Clark, UNDP Başkanı

Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı

 

Standart
Diğer yazılar

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri neler?

2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’ne ilişkin Açık Çalışma Grubu, bu yılın sonunda 15 yıllık süresi dolacak olan 8 Binyıl Kalkınma Hedefi (BKH) yerine, 17 yeni Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKH) önermişti.

Bunların 169 alt amacı bulunuyor.

Önerilen hedef ve amaçların arasında küresel kalkınma açısından pek çok dönüştürücü unsur var. Çalışma Grubu bu anlamda çok önemli ve aynı zamanda kapsamlı bir belge ortaya koydu.

Ortaya çıkan gündem UNDP’nin yeni stratejik planı ile de gayet uyumlu. Ülkelerdeki çalışma deneyimlerimizden bildiğimiz ve yoksulluğun azaltılması veya sürdürülebilir kalkınma açısından kritik önem taşıyan pek çok konu başlığı bu belgede yer alıyor.

Bunların arasında mecut BKH’ler de yer alıyor. Ancak onun yanında enerji, iklim değişikliği, çevresel bozulma ve biyoçeşitlilik ayrıca barışçı ve kapsayıcı toplumların desteklenmesi gibi konu başlıkları da var.

ÖNERİLEN* SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ

1 – Yoksulluğun tüm biçimlerinin her yerde ortadan kaldırılması

Goal-1

2 – Açlığın sona erdirilmesi, gıda ve daha iyi beslenme güvencesinin sağlanması; sürdürülebilir tarımın desteklenmesi

Goal-2

3 – Sağlıklı yaşamların güvence altına alınması ve her yaşta esenliğin desteklenmesi

Goal-3

4 – Kapsayıcı ve eşitlikçi, nitelikli eğitimin güvence altına alınması ve herkes için yaşam boyu öğrenimin desteklenmesi

Goal-4

5 – Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve tüm kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesi

Goal-5

6 – Herkes için suyun ve hijyenin erişilebilirliği ve sürdürülebilir yönetiminin güvence altına alınması

Goal-6

7 – Herkes için uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjinin güvence altına alınması

Goal-7

8 – Kesintisiz, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin, tam ve üretken istihdamın ve herkes için insana yakışır işlerin desteklenmesi

Goal-8 (1)

9 – Dayanıklı altyapıların inşası, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmenin desteklenmesi ve inovasyonun güçlendirilmesi

Goal-9

10 – Ülkeler içinde ve arasında eşitsizliklerin azaltılması

Goal-10

11 – Şehirlerin ve insan yerleşimlerinin kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılınması

Goal-11

12 – Sürdürülebilir tüketim ve üretim kalıplarının güvence altına alınması

Goal-12

13 – İklim değişikliği ve etkileri ile mücadele konusunda acilen eyleme geçilmesi

Goal-13

14 – Sürdürülebilir kalkınma için okyanuslar, denizler ve deniz kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı

Goal-14

15 – Karasal ekosistemlerin sürdürülebilir kullanımının korunması, geliştirilmesi ve desteklenmesi, ormanların sürdürülebilir yönetimi, çölleşme ile mücadele, karasal bozulmanın durdurulması ve iyileştirilmesi ve biyoçeşitlilik kaybının engellenmesi

Goal-15

16 – Sürdürülebilir kalkınma için barışçı ve kapsayıcı toplumların desteklenmesi, herkes için adalete erişimin sağlanması ve her düzeyde etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumların inşası

Goal-16

17 – Uygulama araçlarının güçlendirilmesi ve kalkınma için küresel ortaklığın canlandırılması

Goal-17


Kaynak: Suggested UNDP Senior Management Talking Points on Post-2015, 7 Ocak 2015

* Henüz onaylanmamış olan önerilerdir.

Standart
New Horizons

GAP Energy Efficiency Incubation Center

Podcast 133

In this episode, we will talk about GAP Energy Efficiency Incubation Center which was established in April in Gaziantep.

Faik Uyanık: This is the New Horizons Podcasts prepared by United Nations Development Programme in Turkey. In this episode, we will talk about GAP Energy Efficiency Incubation Center which was established in April in Gaziantep. Energy Efficiency Incubation Center, which is established to improve the energy efficiency sustainably in Southeast Anatolia Region, was inaugurated by Cevdet Yılmaz, Minister of Development of the Republic of Turkey and Helen Clark, UNDP Administrator. The ceremony was hosted by President of Southeast Anatolia Project Regional Development Administration (GAP RDA). The incubation center is established within the framework of “Utilization of Renewable Energy Resources and Increasing Energy Efficiency in Southeast Anatolia Region” project. Project is being implemented by the Southeast Anatolia Regional Development Administration of Turkish Ministry of Development (GAP RDA), with the technical support of the United Nations Development Programme (UNDP). Establishment of an Energy Efficiency Incubation Center, which will be used by the Energy Efficiency Audit Companies, is one of the key project activities and it is established with the cooperation of Gaziantep Chamber of Industry and Gaziantep University. Helen Clark, UNDP Administrator, made a speech at the opening ceremony on 22 April and talked about the cooperation of UNDP with its stakeholders in Southeast Anatolia Region:

Helen Clark: UNDP has been working with partners in this part of Turkey for more than 15 years, and we have valued the very strong partnership with the Southeast Anatolia Regional Development Administration, GAP, since the mid-1990s. It has been one of the key partnerships in Turkey. We share the vision of the Competitiveness Agenda, which has been developed for the region, that vision for transforming part of the region known as the Fertile Crescent, or the Cradle of Civilization, into a Cradle of Sustainable Civilizations. Over the years, we have been part of a number of projects and support of the competitiveness agenda. So, together with the Southeast Anatolia Project Regional Development Administration and other partners, we have been pleased to be a part of promoting organic agriculture and rural competitiveness, capitalizing on the fertile land of the region. We have also been a part of showcasing how “greening” the local economy by tapping into the energy from the sun can help boost competitiveness, and we are supporting now the use of more renewable energy across all sectors, following the adoption in the region of its first-ever regional energy efficiency and renewable energy strategy and action plan in recent years. We have also been jointly supporting women’s economic empowerment, by promoting locally produced, traditional fabrics at the national markets.

Faik Uyanık: We listened to Helen Clark, UNDP Administrator. In her speech, Ms. Clark highlighted that she considers GAP Energy Efficient Incubation Center as a part of significant efforts made to support sustainable and inclusive development in the region. Cevdet Yılmaz, Minister of Development, also made a speech at the opening ceremony, underlined that energy efficiency is one of 25 critical areas identified in the tenth 5 year Development Plan and explained why the Center was established:

Cevdet Yılmaz: We give such an importance to energy efficiency and renewable energy in the GAP region. In the upcoming period, as we pay attention to renewable energy in the upcoming action plan, we want GAP region to be examplary as well in terms of energy efficiency. In this scope, Second Phase of Energy Efficiency project, whose first phase started in 2009 by GAP Regional Development Administration, kicked off in 2012 and it continues this year. We expect here to increase energy efficiency especially in industry and buildings. In this respect, Gaziantep again is a significant city; it is a city where industry is intensively situated. With the realization of these energy efficiency projects especially in Gaziantep, both the competitiveness of our industries will increase and we will pollute the environment less and we will decrease foreign dependency[on energy]. However, for all these to happen, improvement of energy efficiency audit companies at the local level are significant. That is why this Incubator is so valuable. Thanks to this Incubator, we both expect the improvement  of energy efficiency audit companies at the local level and to come up with important benefits for all industry.

Faik Uyanık: Cevdet Yılmaz, Minister of Development. The Energy Efficiency Incubation Center will contain technical and modern testing and measurement equipment and laboratory which are necessary for conducting energy efficiency audits in the industry and building sectors. Helen Clark talked about the features of the Incubation Center:

Helen Clark: This Incubation Centre’s business model and its services are absolutely designed so that they are in line with the local needs and local realities and a fully owned by the main local stakeholders: the Chamber of Industry and the University. The Centre will be providing technical capacity for energy efficiency consultancy services and audits and so will be contributing to making the region’s industries more energy efficient.

Faik Uyanık: Helen Clark, UNDP Administrator. The building of the center which is provided by Gaziantep Chamber of Industry is designed and renovated according to the German Passive House Institute’s EnerPHit criteria. The Energy Efficiency Incubation Center building will be the first and the only renovated energy efficient building to have the EnerPHit certification in Turkey. Passive House is an internationally recognized energy efficient building standard provided by German Passive House Institute. Passive Houses make efficient use of the sun, internal heat sources and heat recovery, rendering conventional heating systems unnecessary throughout even the coldest of winters. Cevdet Yılmaz, Minister of Development:

Cevdet Yılmaz: In the building, especially in this building, we expect a 74 percent of energy saving on annual basis. I thank everyone for their efforts in this pilot project. On this opportunity, I want to reemphasize that these projects are significant in all respects.

Faik Uyanık: We listen to Cevdet Yılmaz, Minister of Development. Helen Clark, UNDP Administrator, in her speech also emphasized that this center is a sample and thanked all stakeholders for their contributions:

Helen Clark: This is a great example to me of how UNDP can support partners which want to move towards greener and sustainable growth. And we will be sharing experiences of being a part of this project of the Energy Efficiency Incubator with other areas of not only this country but in other regions in which we work and other countries in which we work. I would like to thank all the partners who have been so closed to us on this project and indeed in this region of Turkey; the Chamber of Industry, the University, many other local partners, and of course the engineers who have made this Centre possible. And we thank the Southeast Anatolia Project Regional Development Administration for the longstanding partnership with you, and wish you well as you continue to implement the regional development action plan. I believe that the path to a better future for all of us – one where people have better life prospects, higher incomes, both sustainable economy and environment always begins with thinking and acting locally. And here in Gaziantep, we see you walking along that path acting locally also thinking globally.

Faik Uyanık: We have come to the end of New Horizons prepared by UNDP in Turkey this week with the words of Helen Clark, United Nations Development Programme (UNDP) Administrator. In this episode, we talked about GAP Energy Efficiency Incubation Center, which was established in April in Gaziantep. This program has been recorded at the studio of Radyo İlef of Ankara University Communications Department. You can follow our program on FM frequency in İstanbul, on Açık Radyo (Open Radio) on Internet, on university radios in our broadcasting network, on iTunes, Soundcloud, TuneIn, Pure Connect, Yodiviki and Audioboo in podcast format, and also on tr.undp.org. Our user name for social media is undpturkiye. Hope to see you soon, good-bye!

Contributors:

Cevdet Yılmaz, Minister of Development

Helen Clark, UNDP Administrator

Standart
Yeni Ufuklar

GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi

Podcast 133

Bu bölümde, Nisan ayında Gaziantep’te açılışı yapılan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi hakkında konuşacağız.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Nisan ayında Gaziantep’te açılışı yapılan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi hakkında konuşacağız. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde enerji verimliliğinin sürdürülebilir bir şekilde artırılması amacıyla kurulan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’nin açılışını, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve Birleşmiş Milletker Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark birlikte yaptı. Törene, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Sadrettin Karahocagil ev sahipliği yaptı. Kuluçka Merkezi, “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı ve Enerji Verimliliğinin Artırılması” projesi kapsamında kuruldu. Proje, T.C. Kalkınma Bakanlığı Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (GAP BKİ) tarafından, UNDP’nin teknik desteği ile yürütülüyor. Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketleri tarafından kullanılacak olan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi, projenin en önemli faaliyetlerinden biri ve merkez, Gaziantep Sanayi Odası ve Gaziantep Üniversitesi’nin işbirliği ile kuruldu. 22 Nisan’da düzenlenen açılış töreninde konuşan UNDP Başkanı Helen Clark, UNDP’nin paydaşlarıyla birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaptığı çalışmalardan şöyle söz ediyordu:

Helen Clark: UNDP, Türkiye’nin bu bölgesinde paydaşları ile 15 yıldan fazla bir süredir birlikte çalışıyor ve Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi ile 1990’ların ortasından bu yana var olan güçlü ortaklığımıza büyük bir değer veriyoruz. GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Türkiye’deki en önemli paydaşlardan biri.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi için Rekabet Gündemi vizyonunu paylaşıyoruz. Bu vizyon, bölgenin ‘Bereketli Hilal’ ya da ‘Medeniyetlerin Beşiği’ olarak bilinen bölümünü Sürdürülebilir Medeniyetlerin Beşiği olarak dönüştürmeyi amaçlıyor. Yıllardır rekabet gündemini destekleyen pek çok proje yürütüyoruz ve rekabet gündemini destekliyoruz. Bu yüzden, GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve diğer paydaşlarla birlikte, bölgenin verimli topraklarından yararlanarak organik tarım ve kırsal rekabet edebilirliği teşvik eden çalışmaların bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz.

İlk bölgesel enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji stratejisi ve eylem planının yakın zamanda kabul edilmesinden sonra, güneş enerjisinin kullanılmasıyla yerel ekonominin daha yeşil olmasının rekabet edebilirliği artırmaya nasıl yardımcı olduğunu gösteren çalışmaların bir parçası olduk ve şimdi de tüm sektörlerde yenilenebilir enerjinin kullanılmasını destekliyoruz. Aynı zamanda, geleneksel kumaşlarla yerelde üretilen ve ulusal pazarlarda kendine yer bulan ürünleri teşvik ederek kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesini de birlikte destekledik.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark’ı dinliyorduk. Clark konuşmasında UNDP’nin GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’ni bölgede sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınmanın desteklenmesi için yapılan bu önemli çalışmaların bir parçası olarak gördüğünün de altını çiziyordu. Açılış töreninde konuşma yapan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da, 10. Beş Yıllık Kalkınma Planında belirlenen 25 kritik alandan birinin enerji verimliliği olduğunu belirtti ve merkezin neden kurulduğunu şöyle anlattı:

Cevdet Yılmaz: GAP bölgemizde de enerji verimliliğini ve yenilenebilir enerjiyi çok önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde, önümüzdeki eylem plânında yenilenebilir enerjiyi çok önemsediğimiz gibi enerji verimliliği açısından da GAP bölgemizin örnek bir bölge haline gelmesini istiyoruz. Bu kapsamda GAP Bölge Kalkınma İdaremizin 2009’da başlattığı Enerji Verimliliği projesinin 2. safhası 2012’de başladı ve bu yıl devam ediyor. Burada özellikle sanayide ve binalarda enerji verimliliğini artırmayı öngörüyoruz. Yine Gaziantep bu açıdan önemli bir ilimiz, sanayinin yoğun olduğu bir il. Özellikle Gaziantep’te bu enerji verimliliği projelerimizin hayata geçmesiyle hem sanayimizin rekabet gücü artmış olacak hem çevreyi daha az kirletmiş olacağız hem de [enerjide] dışa bağımlılığımızı azaltmış olacağız. Yalnız bütün bunların yapılması için yerelde, mahallinde enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin gelişmesi çok çok önemli. İşte bu İnkübatör bu anlamda çok değerli. Bu İnkübatör vesilesiyle Gaziantep’te yerelde inşallah daha fazla enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin gelişmesini hem kendileri açısından hem de bütün sanayi açısından önemli faydalar üretmelerini bekliyoruz.

Faik Uyanık: Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz. GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’nde, sanayide ve binalarda enerji verimliliği uygulamalarının doğru ve çağdaş teknik ve yaklaşımlarla yapılması için gereken test ve ölçüm cihazlarının bulunduğu bir laboratuvar da yer alacak. Helen Clark, Kuluçka Merkezi’nin özelliklerinden şöyle söz ediyor:

Helen Clark: Kuluçka Merkezi’nin iş modeli ve hizmetleri yerel ihtiyaçlara ve gerekliliklere tamamen uygun hale getirildi ve yerel paydaşlar tarafından tam anlamıyla sahiplenildi: Gaziantep Sanayi Odası ve Gaziantep Üniversitesi. Merkez, bölgede enerji verimliği danışmanlık hizmetlerinin ve denetimlerinin gelişmesi için teknik kapasite sağlayacak ve böylece bölge sanayisinin daha enerji verimli olmasına katkıda bulunacak.

Faik Uyanık: UNDP Başkanı Helen Clark. Gaziantep Sanayi Odası tarafından tahsis edilen Merkez binası Alman Pasif Ev Enstitüsü’nün EnerPHit kriterlerine göre tasarlandı ve tadilatı buna göre yapıldı. GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi binası, Türkiye’de tadilat görmüş bina kategorisinde EnerPHit sertifikasına sahip ilk ve tek enerji etkin bina olacak. Pasif Ev, Alman Pasif Ev Enstitüsü’nün saptadığı ve uluslararası anlamda tanınan enerji verimli bina standardı anlamına geliyor. Pasif Evler güneşi, iç ısı kaynaklarını ve ısı kazanımını verimli bir şekilde kullanıyor ve en soğuk kış mevsimlerinde bile geleneksel ısıtma sistemlerine ihtiyaç duymuyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz:

Cevdet Yılmaz: Binada özellikle bu binada yılda %74 oranında enerji tasarrufu sağlanmasını öngörüyoruz. Bu öncü projeye emeği geçen herkese ben huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bu vesile ile bu bölgelerimizde bu projelerin her bakımdan anlamlı olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum.

Faik Uyanık: Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ı dinliyorduk. UNDP Başkanı Helen Clark da konuşmasında bu merkezin örnek bir çalışma olduğunu vurguladı ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkürlerini iletti:

Helen Clark: Bence bu merkez, UNDP’nin yeşil ve kapsayıcı büyümeye geçmeleri için paydaşlarını nasıl desteklediğini gösteren harika bir örnek. GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi’nin deneyimlerini sadece bu ülkenin diğer bölgeleri ile değil, çalıştığımız diğer bölgelerle ve diğer ülkelerle de paylaşıyor olacağız. Bu projede ve Türkiye’nin bu bölgesinde bize oldukça yakın olan tüm paydaşlarımıza ve Gaziantep Sanayi Odası’na, Gaziantep Üniversitesi’ne, diğer yerel paydaşlara ve mühendislere bu merkezin yapılması için sağladıkları katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Ve uzun süreli işbirliğimiz için Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi’ne teşekkür ediyoruz ve sizlere GAP Eylem Planı’nın uygulanmasında başarılar diliyoruz. Yoksulluğun daha az, yaşam koşullarının daha iyi, gelirin yüksek olduğu, çevrenin ve ekonominin sürdürülebilir olduğu, hepimiz için daha iyi bir geleceğe giden yolun yerelde düşünmekle ve yerelden hareket etmekle başladığına inanıyorum. Gaziantep’te sizler yerelde harekete geçip küresel düşünerek bu yolu takip ediyorsunuz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark’ın bu sözleriyle bu bölümün de sonuna gelmiş oluyoruz. Bu bölümde, Nisan ayında Gaziantep’te açılışı yapılan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi hakkında konuştuk. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu – Radyo İlef ile hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, Tuneİn, Pure Connect, Yodiviki ve Audioboo üzerinden, ayrıca http://tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuklar:

Cevdet Yılmaz, Kalkınma Bakanı

Helen Clark, UNDP Başkanı

Standart
Diğer yazılar

2015 Sonrası Kalkınma Gündemi nasıl olacak?

2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’ne ilişkin tüm dünyada süren istişarelerin ardından Genel Sekreter Ban Ki-moon bir “sentez raporu ” yayımlamıştı 2014’ün Aralık ayında.

ptda-tagcloud

Bu raporda Genel Sekreter yeni kalkınma gündeminin içermesi gereken altı ana unsurun altını çizmişti. Bu unsurların üye devletler tarafından sahiplenilmesi büyük önem taşıyor.

Buradaki en önemli unsur ise “yönetişim” kavramının yeni kalkınma gündemindeki altı ana unsurdan biri olarak görülmesi. Kalkınma finansmanını sağlayan çoğu donör açısından bu durum olumlu bir gelişmeye işaret ediyor.

Benzer bir şekilde Afrika’nın iktisadi kalkınmaya vurgu isteği de “refah” başlığı altında karşılanmış oluyor.

G77 ülkeleri açısından da kalkınma gündeminin uygulanabilmesi için elzem olan “ortaklıklar” kavramının gündemde yer alması önem taşıyor.

Açık Çalışma Grubu, bu yılın sonunda 15 yıllık süresi dolacak olan 8 Binyıl Kalkınma Hedefi (BKH) yerine, 17 yeni Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKH) önermişti. Bunların 169 alt amacı bulunuyor.

Genel Sekreter bu 169 amacın da BM tarafından teknik değerlendirmeye tabi tutulmasını önerdi.

Açık Çalışma Grubu’nun SKH raporu

Önerilen hedef ve amaçların arasında küresel kalkınma açısından pek çok dönüştürücü unsur var. Çalışma Grubu bu anlamda çok önemli ve aynı zamanda kapsamlı bir belge ortaya koydu.

Ortaya çıkan gündem UNDP’nin yeni stratejik planı ile de gayet uyumlu. Ülkelerdeki çalışma deneyimlerimizden bildiğimiz ve yoksulluğun azaltılması veya sürdürülebilir kalkınma açısından kritik önem taşıyan pek çok konu başlığı bu belgede yer alıyor.

Bunların arasında mecut BKH’ler de yer alıyor. Ancak onun yanında enerji, iklim değişikliği, çevresel bozulma ve biyoçeşitlilik ayrıca barışçı ve kapsayıcı toplumların desteklenmesi gibi konu başlıkları da var.

BM Kalkınma Grubu adına UNDP 2012 yılından bu yana 2015 sonrası kalkınma gündemine ilişkin istişarelerin başını çekiyordu. Açık Çalışma Grubu’nun raporunda bu sürece epeyce gönderme de yer alıyor. Süreç her ülkeden her kesimin görüşlerine açıktı. Örneğin MY World başlıklı ankete dünyanın dört bir yanından 7 milyondan fazla insan katıldı.

Raporda eşitsizlikler konusuna ayrıca güçlü bir vurgu yapılması da önem taşıyor. Sadece gelir ve refah eşitsizliği de değil. Ayrıca kadınlar ve kız çocuklarına yönelik ayrımcılık ve şiddet konusuna da güçlü bir vurgu var.

Elbette bazı kaygılar da yok değil. Örneğin UNDP’nin çalıştığı program ülkelerinin başlıca sorunlarından biri, kapasite ve veri eksiği.  Bu ülkelerde ilerleme nasıl izlenecek? Toplumsal cinsiyet eşitliği gibi temel bir unsur, diğer kalkınma öncelikleri arasında gözden kaçacak mı? Ülkeler önerilen 169 amaç arasından kendi kalkınma önceliklerine daha uygun olanlarına mı yönelecekler?

Kalkınmanın finansmanı

2015’in Temmuz ayında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da kalkınma finansmanı üzerine büyük bir konferans yapılıyor.

Buradan çıkacak bir anlaşma, SKH’lerin belirlenmesinde ve başarısında önemli bir rol oynayacak. SKH’lerin BKH’lerden farkı, yeni kalkınma gündeminin hem ulusal hem de küresel düzeyde daha zorlu politika tercihlerini gerektirecek olması.

Ancak mali desteğin sağlanıyor olması özellikle en az gelişmiş ülkeler (EAGÜ’ler) için çok önemli.

“Uygulama araçları” üzerinde de dikkatli bir şekilde çalışılması gerekiyor. Ve bunlar sadece resmi kalkınma yardımları (RKY’ler) da değil.

Finansman anlamındaki taahhütler, kayıtdışı sermaye akışları ile mücadele ve uluslararası vergi meseleleri konusunda daha fazla işbirliğini içerebilecek. Ayrıca ülke içi kaynakların kalkınma için harekete geçirilmesi konusunda bir kapasite geliştirilmesi de bu bağlamda ele alınıyor.

Finansmanın da ötesinde teknoloji ve ticaret bağlamında da atılabilecek adımlar bu bağlamda ele alınabilir. Böylece kalkınma gündeminin “ne olduğu”, “nasıl uygulanacağı” sorusuna rehin kalmamış olacak.

Bir sonraki kalkınma gündeminin daha geniş ve dönüştürücü olması beklendiğinden, kalkınma finansmanının da çok kapsamlı bir biçimde ele alınması gerekiyor.

2002 yılında Meksika’nın Monterrey kentinde düzenlenen uluslararası kalkınma finansmanı konferansında altı maddelik uluslararası bir uzlaşma ortaya çıkmıştı. 2008 yılında bu konudaki ilerleme Doha’da yeniden ele alınmıştı.

İşte Addis Ababa sonuç belgesinde de, Monterrey‘den bu yana yeni ortaya çıkan veya daha fazla telaffuz edilmeye başlanan yeni güçlüklerle nasıl başa çıkılacağının muhakkak yer alması gerekiyor. (Örneğin, iklim değişikliği ve eşitsizlikler meseleleri)

SKH’lerin ister ülke içi kaynaklar, ister RKY’ler olsun, sadece kamu finansmanı yoluyla başarılamayacağı çok açık.

2015 sonrası kalkınma gündeminin başarılı olabilmesi için özel sektörden de ciddi bir kaynağa ihtiyaç duyulacak. Özel sektörün yatırım kararlarının 2015 sonrası gündemle uyumlu olabilmesi için teşvikler ve düzenleyici çerçeveler de gerekli olacak.

Yeni kalkınma döneminin finanse edilmesine dair planlar sadece istikrar varsayımı ile de yapılmamalı. Uluslararası toplumun krizlerin nasıl daha iyi önlenebileceği ve risklerin nasıl yönetilebileceği üzerine de düşünmesi gerekiyor. Bunlar sadece ekonomik krizler de değil. Tabii afetler, çatışmalar ya da salgın hastalıklar da bu kriz olasılıkları arasında yerini almalı.

Şu anda örneğin kamu sağlığı ya da yenilenebilir enerji gibi kritik alanlara yapılacak yatırımlar, hem riski azaltacak hem de gelecekte oluşabilecek maliyetleri en aza indirmiş olacak.

Veri Devrimi Raporu

Sürdürülebilir kalkınma için veri devrimi konusunu ele alan, bağımsız uzmanlardan oluşan istişare grubunun raporu da bu sürecin önemli çıktılarından biri.

UNDP, ülkelerin veri sistemlerini güçlendirmeleri konusunda destek vermeye hazır.

ARKA PLAN

Şu anda neredeyiz?

70 ülke hükümetlerinden oluşan “Açık Çalışma Grubu”, bir yıllık yoğun bir çalışmanın ardından, BM sisteminden ve sivil toplumdan gelen teknik bilgi ve tavsiyeleri de dikkate alarak, 2015 yılı sonunda BKH’lerin yerini alacak olan bir dizi yeni SKH önerisi oluşturdu.

Ortaya çıkan hedeflerin sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması çabalarını desteklemesi umuluyor.

Öneride 17 hedef ve 169 amaç yer alıyor. Bu hedefleri aşağıda bulmanız mümkün.

İlk 16 hedefin odaklandığı öncelik alanları:

  • (Yoksulluk, sağlık, eğitim, toplumsal cinsiyet alanlarındaki) mevcut BKH’lerin iddiasını artırmak

İlk 16 hedef ayrıca BKH’lere şu konularda yeni boyutlar da ekliyor:

  • ekonomik sürdürülebilirlik (kapsayıcı büyüme, istihdam, altyapı, sanayileşme)
  • çevresel sürdürülebilirlik (iklim değişikliği, okyanuslar ve kara tabanlı ekosistemler, sürdürülebilir tüketim ve üretim)
  • ayrıca tüm bunları bir arada tutan bir unsur olarak da “sürdürülebilir kalkınma için barışçı ve kapsayıcı toplumlar” (yönetişim gündemi, hukukun üstünlüğü, şiddet)

17’nci hedef ise uygulama araçlarını içeriyor (finansman, ticaret, teknoloji, kapasiye geliştirme, ortaklıklar ve veri)

BM Genel Kurulu, AÇG’nin önerilerinin SKH’leri 2015 sonrası kalkınma gündemine entegre etmenin temelini oluşturacağına karar verdi.

İlgili karar 10 Eylül 2014 tarihli oturumda alındı  (A/68/L.61, sözlü düzeltme ile, resmi yayımı A/RES/68/309).

Rapora giden yol nasıl açılmıştı?

AÇG, bir yılı aşkın bir süre çalıştı. BM Sisteminin 2015 sonrası Görev Gücü de bu gruba 29 konuda bilgilendirme sundu, ayrıca üzerinde çalışılan her konuda istatistikler sağladı.

Bu yılın başlarında genel kurulda müzakereler başlamış olmakla beraber, AÇG, kendi içindeki anlaşmazlıklara rağmen bir uzlaşma içinde raporunu sundu. Elbette anlaşmazlık konularının süreç boyunca yeniden ortaya çıkması beklenebilir.

AÇG’nin çalışmasının dayandığı başlıca belgeler şunlardı:

  • BM Genel Sekreterinin ÜDP (Üst Düzey Panel) raporu – ekonomi, toplum, çevre ve yönetişimi kapsayan 12 entegre hedef
  • Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SKÇA) raporu – aynı boyutları içeren 10 entegre hedef
  • BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin raporu – ÜDP ve SKÇA raporlarına çok yakın bir belge
  • BM’nin kolaylaştırıcılığındaki ‘küresel diyalog’dan çıkan rapor – 2014 sonu itibariyle 7 milyon kişiye ulaşan bir istişarenin sonuçları. Bu istişare bir yönden de ilerici ve iddialı bir kalkınma gündemi için dış savunuculuğun sağlanmasını hedefledi.
  • BM Görev Gücü’nün 2015 sonrası raporu (Haziran 2012) – Hedef çerçevesinin dört temel alanı kapsaması gerektiğini belirten bir rapor (ekonomik, sosyal, çevresel boyutlar ve yönetişim/güvenlik konuları)

AÇG’nin çalışması açısından dikkat çekici olan husus şuydu: Tüm bu yolları dikkate alan, tutarlı bir metin oluşturması ve benzer hedef ve amaç önerilerini ortaya çıkarabilmesi.

AÇG’nin SKH önerilerinin başlıca güçlü yanları neler?

Önerilen gündemde temel kalkınma güçlüklerine son derece güçlü atıflar bulunuyor.

Örneğin:

‘Kimseyi geride bırakmamak’ olgusu, çerçeve boyunca yerini muhakkak alıyor. Hedeflerin pek çoğu sıfır seviyesini ya da tam kapsayıcılığı odağına alıyor. BKH’lerin güçlü bir biçimde ele aldığı alanlarda bile iddianın seviyesi yükseliyor.

En az gelir elde eden yüzde 40’lık kesimin gelirlerinin ortalamadan daha hızlı bir şekilde artırılması taahhüdü de önerilen hedefler arasında. Sosyal güvenlik sistemleri konusunda, ya da göçmenlik işlemlerinin daha düzenli ve güvenli yapılabilmesi konusuna da atıflar var.

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusu, bu kez başlıbaşına bir hedef olarak karşımıza çıkıyor. Bunun içinde şiddetin, ayrımcılığın, çocuk evliliklerinin ve kadın sünnetinin her türlüsünün önlenmesi de yer alıyor.

Çevre konuları da güçlü bir şekilde öneriler içindeki yerini almış durumda. Kalkınma ve çevre konuları arasında daha güçlü bir bağ kuruluyor.Bu konu başlıkları şunlar: İklim değişikliği, deniz ve kara tabanlı ekosistemler ile sürdürülebilir tüketim ve üretim.

Ancak bunların belki de hepsinden daha dikkat çekici olanı, hükümetlerin yönetişim ve barışçı toplumlar konu başlığındaki hedefleri, kalkınma gündeminin içine dahil etmiş olması.Bunların arasında yasal aidiyet, doğum kaydı, yolsuzluk ve rüşvetle mücadele gibi dönüştürücü etkisi olan konular da var.

Yönetişim ve barışçı toplumlar konusunun kalkınma gündemine eklenmesi ne anlama geliyor?

Her şeyden önce, yeni kalkınma gündeminin saptanması konusu, hükümetler öncülüğünde yürütülen bir süreç. BM Genel Sekreteri, hedeflerin BM’nin yetkisi ve çalışma alanı ile uyumlu olması konusunda özel bir çaba göstermemek konusunda özellikle ihtiyatlı davrandı.

Bununla beraber, hükümetlerin bu konu başlığını kendi istekleri ile kalkınma gündemi önerilerine eklemiş olmaları, UNDP’nin konu hakkındaki çalışmalarından edindiği tecrübe ile de uyumlu. Ülkeler seviyesinde sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması çabalarının başarıya ulaşması için yönetişim başlığı üzerine de dikkatle eğilmek gerekiyor.

Esasen UNDP’nin yeni stratejik planı da, edindiğimiz yoğun saha deneyimlerine dayalı olarak, ülkeleri yönetişim, kurumsal kapasiteler, barış ve güvenlik alanlarında desteklemeyi hedefliyor.

İklim değişikliğinin de kalkınma gündemine eklenmesini nasıl karşılıyoruz?

UNFCCC yoluyla yasal olarak bağlayıcılığı bulunan bir müzakere sürecinin varlığı, herhangi bir bağlayıcılığı bulunmayan 2015 sonrası kalkınma gündemine de iklim değişikliği konusunun eklenip eklenmeyeceği tartışmalarını da alevlendirmişti.

AÇG sürecinin başında çoğu hükümet, bu düşünceye karşı çıktı.

Ancak yeni kalkınma gündeminin politika ve eğitime dair boyutlarının da bulunması ve bu gündemin 15 yıl boyunca yürürlükte kalacak olması nedeniyle, çoğu hükümet o dönemden bu yana bu itirazlarından vazgeçti.

Bunun bir nedeni de, iklim değişikliği konusunun gündeme bir başlık olarak eklenmemesi durumunda hem sivil toplumdan hem de iş dünyasından gelmesi muhtemel tepkilerdi.

İklim değişikliği konusunun gündeme eklenmiş olması, yeni kalkınma gündeminin kredibilitesi açısından da önem taşıyor. Ayrıca UNDP’nin yeni stratejik planı ile de uyum arz ediyor.

Çünkü iklim değişikliği, kalkınma kazanımlarının hızla tersine çevrilmesini beraberinde getirebilen etkileri beraberinde getiren bir olgu.

‘Evrensel’ ne demek?

Yeni kalkınma gündeminin ‘evrenselliğinin’, hükümetlerin üzerinde anlaştığı bir unsur olması, bu gündemin en dönüştürücü özelliği olabilir.

BKH gündemi kabaca RKY ile desteklenen bir yoksullukla mücadele çabası olarak özetlenebilirken, yeni SKH gündemi tüm ülkeleri kapsayan ortak kalkınma güçlüklerine odaklanıyor: Eşitsizlikler, istihdam, nitelikli sağlık hizmetleri, mesleki beceriler vs.

Çoğu ülkeyi ilgilendiren başka kalkınma güçlükleri de yeni gündemin içinde yer alıyor: Mali istikrar, geliştirilmiş ticaret, istikrarlı bir iklim vs.

Eğer uygulama imkanı bulabilirse, evrensellik ilkesi, zamanla ülkelerin birbiri ile bağlantı kurma biçimlerini de değiştirebilir. Ayrıca gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki temel farklılıkları da hızla anlamsız hale getirebilir.

Evrensellik ilkesinin tanımı bu kadar basit olmakla beraber, yanlış yorumlanma ihtimali de mevcut. Bunlardan biri, diğer ülkelere yoksulluk ya da sürdürülebilir kalkınma güçlükleri ile mücadelede yardımcı olma sözü verirken, kendi coğrafyalarındaki benzer sorunlara yeterince eğilmemek olarak özetlenebilir.

Bu nedenle evrenselliğin herkesi kapsayan bir olgu olduğunun altının sıklıkla çizilmesinde de fayda var.

Yapılması gereken diğer işler neler?

AÇG önerilerindeki açıklar neler?

Önerilen kalkınma gündeminde cinsel sağlık ya da üreme sağlığına ve haklarına dair çok az atıf var. Ayrıca Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı ICPD çıktılarına göre de daha az iddialı olduğu söylenebilir.

Bu nedenle:

  • Toplumsal cinsiyet eşitliği hedefinin güçlendirilmesi gerekiyor
  • Çoğu hedef ve amaç pratiğe uygun değil, muğlak olduklarından ve ölçülemediklerinden, fiilen uygulanmaları da mümkün değil.
  • Müzakerelerin son günlerinde, hedefler ve amaçlara dair ifadeler yumuşatıldı. Bu nedenle hedeflerin çoğu şu anda muğlak ve ayrıca sayısal hedefler de “ciddi oranda düşürülecek” benzeri daha zayıf ifadelerle değiştirildi. 

Çerçevenin güncellenmesi için bir ölçek var mı?

SKH önerileri konusundaki en önemli kaygı, ayrıca bu önerilerin potansiyel etkisini de en fazla güçleştiren olgu, önerilen gündemin çok geniş bir alanı kapsaması.

BKH’lerin eylemleri harekete geçirebilmesinin bir nedeni, sadece 8 hedef ve 21 amaca odaklanmasıydı.

SKH önerilerinin genişliğine dair endişeleri üç başlık altında toplamak mümkün:

  1. Kamu ya da özel sektör açısından kapasiteleri daha az olan ülkelerin gündemi uygulaması ve ilerlemeyi izlemesi zor olacak. BKH’leri bir izlemek zorken, şimdi BKH’ler için gerekenden çok daha fazla veriye ihtiyaç duyulacak.
  2. Onlarca önceliğin bulunması, aslında bir önceliğin bulunmaması anlamına da geliyor. Ülkeler hak tabanlı ya da dönüştürücü etkisi bulunan bazı gündem başlıklarını pas geçebilecekler. Çünkü bu kadar büyük bir gündem içinde hesap verebilirlik olgusunu devreye sokabilmek çok kolay olmayacak.
  3. Yeni kalkınma gündeminin küresel iletişimini yapmak da zor olacak.

Genel sekreter 2015 sonrası gündemine ilişkin sentez raporunu Aralık 2014’te yayımladı.

Raporda 17 hedefin yanı sıra şu 6 ana unsur yer alıyor:

1. Saygınlık: Yoksulluğu sona erdirmek ve eşitsizliklerle mücadele etmek

2. İnsanlar: Sağlıklı hayatları, bilgiyi, kadınların ve kız çocukların dahil edilmesini güvence altına almak

3. Refah: Güçlü, kapsayıcı ve dönüştürücü bir ekonomi oluşturmak

4. Gezegen: Tüm toplumlar ve çocuklarımız için ekosistemlerimizi korumak

5. Adalet: Güvenli ve barışçı toplumları, ayrıca güçlü kurumları desteklemek

6. Ortaklıklar: Sürdürülebilir kalkınma için küresel dayanışmayı kaldıraç olarak kullanmak

Bazı üye ülkeler, hedeflerin bu şekilde kümelenmesi konusunda çok istekli değiller. Özellikle de G77 ülkeleri. Bu ülkeler, AÇG önerilerinin hedefler ve amaçlardan oluşan mevcut halinin, ilgili hedefleri 2015 sonrası kalkınma gündemine entegre etme konusunda bir temel teşkil etmesi gerektiğini düşünüyor.

Genel Sekreterin raporu, 169 amacın BM sistemi tarafından yapılan teknik değerlendirmesini içeriyor. Ancak elbette üye ülkelerin ne söyleyeceği, gündemin son şeklini almasında belirleyici olacak.

Bağımsız Uzmanlar İstişare Grubu’nun Sürdürülebilir Kalkınma için Veri Devrimi Raporu

Genel Sekreter, 2015 sonrası kalkınma gündemine ilişkin veri üretimi, veri arzı ve ilerlemenin analizi için BM sisteminin ve diğer ortakların “veri devriminden” nasıl istifade edebileceği konusunda kendisine tavsiyelerde bulunacak bir Sürdürülebilir Kalkınma için Veri Devrimi Bağımsız Uzmanlar İstişare Grubu oluşturdu.

Bu istişare grubunun – Saymaya Değer bir Dünya (A World That Counts) – başlıklı raporunundaki ana mesajlar şunlar:

  • Veri, karar alma sürecinin olmazsa olmazı. Hesap verebilirliğin de hammaddesi. Kimseyi geride bırakmayan etkili sürdürülebilir kalkınma politikalarının tasarım, izleme ve değerlendirme süreçlerinde, zamanında ve yüksek nitelikli veriye ihtiyaç duyuluyor.
  • Yeni teknolojilerin bu konuda büyük bir fayda potansiyeli var: Özellikle özel sektörün gerçekleştirdiği veri devriminde bu faktör önemli bir rol oynadı. Ancak yine de verilerin geliştirilmesi konusunda başlıca görev, ülke seviyesindeki istatistik kurumlarına düşüyor.
  • Kamu politikalarının iyiliği açısından, veri devriminin kaynaklar ve kapasite güçlendirme ile desteklenmesi gerekiyor. Bunda da BM kuruluşlarının aktif rol oynaması gerekecek.

Şimdi ne olacak?

2015 sonrası kalkınma gündemi için uluslararası müzakereler

18 Aralık 2014’te Genel Kurul, 2015 sonası kalkınma gündemine ilişkin hükümetler arası müzakere sürecinin yöntemleri konusunda şu kararı aldı:

Genel Kurul,

1. Genel Sekreter’in 2015 sonrası kalkınma gündemine ilişkin “2030’a kadar Saygınlığa Giden Yol: Yoksulluğu Sona Erdirmek, Tüm Hayatları Dönüştürmek ve Gezegeni Korumak” başlıklı sentez raporunu not eder

2. Şunlara karar verir:

  • 2015 sonrası kalkınma gündemine ilişkin hükümetler arası müzakere süreci Genel Kurul’un usule ilişkin kuralları ve müesses uygulamaları ile uyumlu, açık, şeffaf ve kapsayıcı olacak, ayrıca 2015 sonrası kalkınma gündeminin kabulüne ilişkin BM zirvesi düzenlenmesine ilişkin Aralık 2014 tarihli kararla tutarlılık arz edecektir;
  • AÇG’nin uygulamalarına, ayrıca 2015 sonrası kalkınma gündemi zirvesi düzenlenmesine ilişkin genel kurul kararına dayalı olarak, ortak kolaylaştırıcılar, başlıca gruplar, sivil toplum, bilimsel ve bilgiye dair kurumlar, parlamentolar, yerel makamlar ve özel sektör de dahil olmak üzere ilgili paydaşların sürece dahil edilmelerini güvence altına alacak, bunların görüşlerini alacaktır;
  • Eylül 2015’te kabul edilmek üzere hazırlanacak olan sonuç belgesi şu ana unsurları içerebilecek: Deklarasyon; Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Amaçları; Uygulama Araçları ve Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Ortaklık;  ayrıca izleme ve değerlendirme;
  • Genel Kurulun 68/309 sayılı kararı ile uygun olarak, diğer girdiler de dikkate alınmak kaydıyla, AÇG’nin önerileri, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin 2015 sonrası kalkınma gündemine entegre edilmesi için temel bir zemin teşkil edecektir;
  • 2015 sonrası kalkınma gündemine ilişkin bir BM zirvesi düzenlenmesine dair karar ve 68/279 sayılı karar ile uygun bir biçimde, tutarlılığın desteklenmesi, sinerji yaratılması ve aynı konuda iki kez çaba gösterilmemesi amacıyla, hükümetler arası müzakereler ve Üçüncü Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı, ayrıca diğer hükümetler arası BM süreçleri arasında etkili bir eşgüdüm sağlanması için her türlü çaba gösterilecektir
  • 2015 sonrası kalkınma gündemine ilişkin sonuç belgesinin ilk taslağı, ortak kolaylaştırıcılar tarafından üye devletlerce sağlanan görüşler temelinde ve hükümetler arası müzakere sürecinde oluşan kapsamlı tartışmaları dikkate alarak hazırlanacak ve Mayıs 2015’e kadar hükümetler arası müzakereler için üye devletlere sunulacaktır;

Genel Kurul, aşağı yukarı şöyle bir yol haritasına da karar vermiş bulunuyor:

  • 19-21 Ocak 2015 [3 gün] – Mevcut durumun saptanması
  • 17-20 Şubat 2015 [4 gün] – Açıklama
  • 23-27 Mart 2015 [5 gün] – Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Amaçları
  • 20-24 Nisan 2015 [5 gün] – Uygulama Araçları ve Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Ortaklık
  • 18-22 Mayıs 2015 [5 gün] – Takip ve gözden geçirme
  • 22-25 Haziran 2015 [4 gün] – Sonuç belgesi üzerinde hükümetler arası müzakereler
  • 20-24 Temmuz 2015 ve 27-31 Temmuz 2015 [10 gün] – Sonuç belgesi üzerinde hükümetler arası müzakereler

Genel kurul, uzlaşmayla varılan bir sonuç belgesine büyük önem atfediyor. Bu nedenle 2015 sonrası kalkınma gündemine dair sonuç belgesinin de tam bir uzlaşma içinde çıkması gerektiği üzerinde karara varıldı.

Zirvedeki etkileşimli diyalogların ortak teması “Dünyayı dönüştürmek: 2015 sonrası kalkınma gündemini ortaya çıkarmak” şeklinde olacak. Altı ayrı etkileşimli diyaloğun temaları da hükümetler arası müzakere süreci yoluyla saptanacak.

Genel Kurulun karar aldığı bir diğer konu da, bu yöntemlerin esnek olacağı ve gerektiğinde gözden geçirilebileceği.


Üçüncü Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı (Addis Ababa, Etiyopya, 13-16 Temmuz 2015)

Bu konferansın hükümetlerce müzakere edilen ve üzerinde uzlaşılan bir sonuç belgesini beraberinde getirmesi umuluyor. Konferansın sonuç belgesinde 2015 sonrası kalkınma gündeminin uygulanmasına katkıda bulunacak ve buna önemli katkılar sağlayacak unsurların yer alması bekleniyor.

Konferans şu konulara odaklanacak:

  • Monterrey Uzlaşması ve Doha Deklarasyonu‘nun uygulanmasındaki ilerlemenin değerlendirilmesi ve buralarda belirtilen hedef ve amaçların yerine getirilmesinde karşılaşılan güçlük ve kısıtların; ayrıca bu kısıtların aşılması için gerekli eylem ve girişimlerin değerlendirilmesi
  • Uluslararası kalkınma işbirliğinin desteklenmesi için son zamanlardaki çok taraflı çabalar bağlamındakiler de dahil olmak üzere, yeni oluşan ve gelişen güçlüklere, şunları dikkate alarak yanıt verilmesi:
    • değişmekte olan mevcut kalkınma işbirliği tablosu
    • Her türlü kalkınma finansmanı kaynağı arasındaki bağlantılar
    • Sürdürülebilir kalkınmanın üç boyutuna ilişkin finansman hedefleri arasındaki sinerjiler; ayrıca:
    • BM kalkınma gündeminin 2015 sonrasında da desteklenmesi ihtiyacı
    • Kalkınma finansmanı izleme sürecinin canlandırılması ve güçlendirilmesi.

Sürdürülebilir Kalkınma Finansmanı konusundaki Hükümetler Arası Uzmanlar Komitesi’nin raporu konferansın önemli girdilerinden biri olacak.

Bu rapor, bir yıllık bir çalışmanın ardından Ağustos 2014’te nihai halini almış ve ilgili taraflara sunulmuştu. UNDP bu komitenin çalışmalarına da katkıda bulundu.

Raporda, hükümetlerin aralarından seçim yapabilecekleri (kamu, özel sektör, ülke içi ve dışı kaynaklar için) bir dizi finansman seçeneği listeleniyor.

Rapor, tüm finansman biçimlerinin önemli ve birbirini tamamlayıcı olduğuna, ve herhangi birinin bir diğerinin yerini alamayacağına da vurgu yapılıyor.

Ancak kalkınma finansmanı için RKY’nin tek başına yeterli olamayacağı da belirtiliyor. Bu nedenle, kalkınma finansmanı için özel sektör kaynaklarının da harekete geçirilebilmesi gerekiyor.

Kısaca FfD (ya da KF) olarak anılan Kalkınma Finansmanı sürecinde başlıca altı resmi kurum rol oynuyor. UNDP de bunlardan biri. Diğerleri ise: DESA, UNCTAD, IMF, Dünya Bankası ve DTÖ.

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı DESA’nın rolü koordinasyon.

UNDP’nin politika ve program destek bürosu (BPPS) da, UNDP’nin sürece katkıları üzerine çalışmak amacıyla, aralarında dış ilişkiler ve savunuculuk bürosu (BERA) ve bölge ofislerinin de yer aldığı küçük bir teknik ekip oluşturdu.

Konferansın hükümetler arası hazırlık süreci, Genel Kurul Başkanı’nın himayesinde, 17 Ekim 2014’te başlamıştı.

Bu süreçte Ocak 2015 boyunca kapsamlı bilgilendirme oturumlarının yanı sıra, sivil toplumla ve özel sektörle gayrıresmi etkileşimli oturumlar da düzenlendi. Sonuç belgesinin kaleme alınabilmesi için de Ocak, Nisan ve Haziran 2015 için ayrı oturumlar planlandı.

Kapsamlı gayriresmi oturumlar, 10 Kasım 2014’te UNDP Başkanı Helen Clark’ın açılış konuşması ile başlamıştı.

ÖNERİLEN SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ

  1. Yoksulluğun tüm biçimlerinin her yerde ortadan kaldırılması
  2. Açlığın sona erdirilmesi, gıda ve daha iyi beslenme güvencesinin sağlanması; sürdürülebilir tarımın desteklenmesi
  3. Sağlıklı yaşamların güvence altına alınması ve her yaşta esenliğin desteklenmesi
  4. Kapsayıcı ve eşitlikçi, nitelikli eğitimin güvence altına alınması ve herkes için yaşam boyu öğrenimin desteklenmesi
  5. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve tüm kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesi
  6. Herkes için suyun ve hijyenin erişilebilirliği ve sürdürülebilir yönetiminin güvence altına alınması
  7. Herkes için uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjinin güvence altına alınması
  8. Kesintisiz, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin, tam ve üretken istihdamın ve herkes için insana yakışır işlerin desteklenmesi
  9. Dayanıklı altyapıların inşası, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmenin desteklenmesi ve inovasyonun güçlendirilmesi
  10. Ülkeler içinde ve arasında eşitsizliklerin azaltılması
  11. Şehirlerin ve insan yerleşimlerinin kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılınması
  12. Sürdürülebilir tüketim ve üretim kalıplarının güvence altına alınması
  13. İklim değişikliği ve etkileri ile mücadele konusunda acilen eyleme geçilmesi
  14. Sürdürülebilir kalkınma için okyanuslar, denizler ve deniz kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı
  15. Karasal ekosistemlerin sürdürülebilir kullanımının korunması, geliştirilmesi ve desteklenmesi, ormanların sürdürülebilir yönetimi, çölleşme ile mücadele, karasal bozulmanın durdurulması ve iyileştirilmesi ve biyoçeşitlilik kaybının engellenmesi
  16. Sürdürülebilir kalkınma için barışçı ve kapsayıcı toplumların desteklenmesi, herkes için adalete erişimin sağlanması ve her düzeyde etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumların inşası
  17. Uygulama araçlarının güçlendirilmesi ve kalkınma için küresel ortaklığın canlandırılması

Kaynak: Suggested UNDP Senior Management Talking Points on Post-2015, 7 Ocak 2015

Standart