Diğer yazılar

Sürdürülebilir kalkınma ne demek?

9780231173155

Sürdürülebilir kalkınma, giderek daha fazla karşımıza çıkan bir kavram. Dünyamızı anlamanın ve küresel sorunları çözmenin başlıca yöntemi aslında bu kavram.

Sürdürülebilirlik kavramını anlamak için ilk bakmamız gereken nokta, dünyamızın nüfusu. Şu anda 7,2 milyar insanız dünya üzerinde. Sanayi devriminin başlarında, 1750 yılında, 800 milyon civarında olan dünya nüfusunun kabaca 9 kat üzerine çıkmış durumdayız yani. Nüfusumuz çok hızlı artıyor ve aramıza her yıl 75-80 milyon yeni birey ekleniyor. 2020’li yıllarda sayımız 8 milyara çıkmış olacak. Hatta 2040’lara gelindiğinde 9 milyarı da bulmuş olabiliriz.

Dünya ekonomisinin bu milyarlarca insanın karnını doyurması gerekiyor. Yoksul insanların sadece hayatta kalabilmek için yiyecek, temiz su ve barınağa ihtiyacı var. Yoksulluk çizgisinin hemen üzerinde yer alanlar için, refahtan biraz daha pay alabilmek ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlayabilmek önem taşıyor. Yüksek gelir düzeyindeki ülkelerde yaşayanlar, teknolojik gelişmelerin kendilerine ve ailelerine daha fazla rahatlık getirmesini umuyorlar. Süper zenginler ise dünyanın en zenginleri sıralamasında daha iyi bir yer edinmenin peşinde denebilir.

Kısacası 7,2 milyar insan ekonomik yönden sürekli ilerlemek istiyor. Bu esnada dünya ekonomisi de ticaret, finans, teknoloji, üretim akışı, göç ve sosyal ağlar yoluyla giderek daha fazla bütünleşiyor. Dünya ekonomisinin yıllık büyüklüğü, yani yıllık toplam küresel üretim, şu an tahminen 90 trilyon dolar düzeyinde. Bu rakam, insanlık tarihi açısından tam anlamıyla bir rekor. Küresel hâsıla, şu anda 1750’deki düzeyin en az 100 kat üzerinde. Aslında böyle bir kıyaslama çok da anlamlı değil. Çünkü şu anda kullandığımız mal ve hizmetlerin çoğu 250 sene önce hiçbir şekilde mevcut değildi.

Dünya ekonomisi çok büyük. Hızla da büyümeye devam ediyor. Yıllık artış yüzde 3-4 seviyelerinde. Ancak gelir dağılımı hem ülkeler arasında, hem de ülkelerin kendi içinde hiç de eşit değil. Dünyamız, daha önceki nesillerin hayal edemeyeceği kadar uzun ve sağlıklı yaşayan bireylerin, hem muhteşem bir zenginlik, hem de aşırı yoksulluk ile iç içe yaşadıkları bir gezegen.

Sadece hayatta kalabilmek için her gün mücadele etmek zorunda olanların sayısı ise en az 1 milyar. Dünyadaki bu en yoksul bireylerin ölüm kalım mücadelesinde yetersiz beslenme, sağlık hizmetlerinden mahrumiyet, güvensiz yaşam alanları, temiz su ve sıhhi koşullardan yoksun olmak gibi birçok tehdit yer alıyor.

Dünya ekonomisi sadece eşitsiz olmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyamızın kendisini de tehdit ediyor. Tüm canlılar gibi insanlar da yiyecek ve su ihtiyaçları için, hayatta kalmalarını ve güvenliklerini sağlayan her türlü malzeme için doğaya bağımlı. Ayrıca salgın hastalıklar ya da doğal felaketler gibi çevresel tehditlerden korunabilmek için gerekli olan şeyler de doğanın kendisinde mevcut.

Ancak doğanın insafına ya da bilim insanlarının deyimiyle “çevresel hizmetlere” bağımlı bir canlı türü olmamıza rağmen, hayatta kalmamızın başlıca temelini oluşturan dünyamızı korumakta hiç başarılı değiliz. Çünkü devasa dünya ekonomisi, dev çevresel krizler de üretiyor. Bu durum ise sadece insanlığın geleceğini değil, diğer milyonlarca canlının da yaşamlarını tehdit ediyor.

Çevresel tehditlerin pek çok kaynağı var: Her şeyden önce insanoğlu yeryüzünün iklimini değiştiriyor. Temiz su kaynaklarını tüketiyor, okyanusların kimyasını değiştiriyor, diğer canlıların yaşam alanlarını yok ediyor. İnsanlardan kaynaklanan bu etkiler o kadar güçlü ki, yeryüzü şu anda temel döngülerinde bile kuşku götürmez değişikliklerden geçiyor. Oysa su döngüsü, nitrojen ve karbon döngüleri, yaşamın kendisi için vazgeçilmez. Bu değişikliklerin kesin büyüklüğünü, zamanlamasını ve sonuçlarını tam olarak bilemiyoruz. Ancak bunların çok tehlikeli değişiklikler olduğu, ayrıca 10 bin yıllık medeniyet tarihimizde bir benzerinin görülmediği çok açık.

Üç farklı sistem

İşte sürdürülebilir kalkınma kavramı tam da burada başlıyor. Sürdürülebilir kalkınma derken, temel olarak üç farklı ve karmaşık sistemin uyumlu işleyişinden bahsediyoruz: Dünya ekonomisi, toplumlar ve yeryüzünün fiziki yapısı.

7,2 milyar insandan ve 90 triyon dolarlık yıllık üretimden oluşan bir dünya ekonomisi nasıl değiştirilebilir? Ekonomik büyümenin kaynağı nedir? Yoksulluk neden giderilemiyor? Milyarlarca insanın piyasalar, teknoloji, finans ve sosyal ağlar yoluyla birbirine bağlı olmasının sonucu nedir? Gelir, refah ve güç eşitsizliği içindeki bir küresel toplum nasıl işleyebilir? Yoksullar kaderlerini tersine çevirebilir mi? İnsanlığın karşılıklı güven ve anlayışı, sınıf ve güç çatışmalarını giderebilir mi? Dünya ekonomisi ile dünyanın fiziki yapısı çarpıştıklarında ortaya nasıl bir sonuç çıkacak? Gidişatı değiştirmenin, ekonomik kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlik ile birleştirmenin bir yolu var mı?

Sürdürülebilir kalkınma kavramı, temel olarak dünyaya birtakım idealler sunuyor. Yani dünyamızın yerine getirmesi gereken bir dizi hedefi ortaya koyuyor. İşte bu kuralcı (ya da etik) bakış açısı içinde sürdürülebilir kalkınma kavramı, ekonomik ilerlemenin eşitçe paylaşıldığı, aşırı yoksulluğun giderildiği, isabetli politikalar yoluyla toplumsal güvenin tesis edildiği, ayrıca çevremizin insan kaynaklı bozulmalardan korunduğu bir dünya çağrısında bulunuyor. Burada sürdürülebilir kalkınma kavramının ekonomik, sosyal ve çevresel hedefleri olan bir küresel toplumu, yani bütünleşik bir çerçeveyi önerdiğinin altını çizmekte fayda var. Bu nedenle zaman zaman tanımı kısaca şöyle de yapıyoruz: “Sürdürülebilir kalkınma, toplumsal olarak kapsayıcı ve çevresel yönden sürdürülebilir bir ekonomik büyüme çağrısıdır.”

İyi yönetişim

Ekonomik, sosyal ve çevresel hedefleri yerine getirebilmek için dördüncü bir hedefin daha yerli yerine oturması gerekiyor. O da iyi yönetişim. Hükümetlerin toplumları refaha kavuşturmak için pek çok temel vazifeyi düzgün bir şekilde yerine getirmesi gerekiyor. Bu vazifeler arasında sağlık ve eğitim gibi temel sosyal hizmetler; yollar, limanlar ve elektrik gibi temel altyapı hizmetleri; bireylerin suç ve şiddetten korunması; temel bilimlerin ve yeni teknolojilerin desteklenmesi; ayrıca çevrenin korunması için gerekli düzenlemelerin yapılması yer alıyor. Elbette bu saydıklarımız, insanların hükümetlerinden beklediği hizmetlerin çok kısa bir özeti. Gerçekte ise insanlık çoğu kez yolsuzluklarla, savaşlarla ve kamu hizmetlerinden mahrumiyetle yüzleşmek zorunda kalıyor.

İyi yönetişimi sadece hükümetlerle sınırlandırmak da doğru değil. Çok uluslu şirketler de dünya siyaseti ve ekonomisinin önemli aktörleri. Bu nedenle bu şirketlerin yasalara uyması, çevreye saygılı olması, ayrıca özellikle aşırı yoksullukla mücadele konusunda içinde faaliyet gösterdikleri toplumlara yardımcı olmaları hayati önem taşıyor. Ancak aynen hükümetler örneğinde olduğu gibi burada da pek çok sorun var. Çok uluslu pek çok şirketin yolsuzluk, rüşvet, vergi kaçırma, kara para aklama ve çevresel hasara yol açma gibi pek çok skandala imza attıkları da bir gerçek.

Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma idealinin temeline dört ana sütun yerleşiyor: Ekonomik refah, toplumsal kapsayıcılık ve kaynaşma, çevresel sürdürülebilirlik ve hükümetler ve özel sektör de dâhil olmak üzere başlıca sosyal aktörlerin iyi yönetişimi.

Sürdürülebilir kalkınmanın gerekleri belki çok fazla ve iddialı. Ayrıca bunları hayata geçirmenin önünde hiç de az engel yok. Ancak karşı karşıya olduğumuz tehlikeler de bir o kadar büyük. Bu kalabalık, eşitsiz ve kirlenmiş dünyamızda sürdürülebilir kalkınmayı başarabilmek, bizim neslimizin karşı karşıya olduğu en önemli sınav.

* Kaynak: Jeffrey Sachs: Age of Sustainable Development, Columbia University Press, Mart 2015

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s