Yeni Ufuklar

Güney-Güney İşbirliği ve Yükselen Donör Rolleri

Podcast 110

Bu bölümde, yükselen bir donör ülke olan Türkiye’nin uluslararası kalkınma işbirliğine katılımını güçlendirmeyi amaçlayan bir projeden bahsediyoruz.

Faik Uyanık: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programıyla karşınızdayız. Bu bölümde yükselen bir donör ülke olan Türkiye’nin uluslararası kalkınma işbirliğine katılımını güçlendirmeyi amaçlayan bir projeden ve bu anlamda Türkiye’de düzenlenecek olan bir konferanstan söz edeceğiz. Ve konuğum da UNDP’den Güney Güney İşbirliği projesinin Proje Yöneticisi Ebru Saner. Hoşgeldiniz!

Ebru Saner: Hoşbulduk. Teşekkür ederim.

Faik Uyanık: Öncelikle bu Güney Güney İşbirliği projesinden bahsedelim çünkü çok fazla anlam ifade etmiyor olabilir bizi dinleyen bazı dinleyicilerimiz için. 2013 yılında Türkiye’nin gelişmekte olan veya en az gelişmiş ülkelere yaptığı kalkınma yardımları 3 milyarı aştı, 3,28 milyar dolar. Ciddi bir seviyeye ulaştı. Türkiye bu anlamda yükselen bir donör ülke olarak ön plana çıkıyor. İşte sizin yöneticiliğini yaptığınız proje de bu konuda çalışmaları yapıyor. Projenizin ismi, başta biraz bahsettiğim gibi, ‘Güney Güney İşbirliği ve Yükselen Donör Rolleri Arasında Köprü Oluşturmak: Türkiye’nin Uluslararası Kalkınma İşbirliğine Katılımını Güçlendirmek’. Bu aslında Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin sekizincisi, değil mi? Uluslararası kalkınma işbirliği?

Ebru Saner: Evet, oraya denk geliyor.

Faik Uyanık: Bu proje nasıl ve ne amaçla başlamıştı? Güney Güney İşbirliği ne demek?

Ebru Saner: Şimdi, birazcık geriye gideyim o zaman bunu açıklayabilmek için. Bizim projemizin başlangıç yılı 2009 başı ama aslında çok eskilere dayanıyor. 1988 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Devlet Planlama Teşkilatı’yla yaptığı işbirliğiyle başlayan bir proje birinci fazı. O dönemde Güney Güney İşbirliği modalitesini yaygınlaştırmak amacıyla başlatılıyor. Güney Güney İşbirliği ne demek? Hepimizin bildiği gibi 1945 yılından sonra Batılı ülkeler diğer gelişmekte olan, kalkınmakta olan ülkelere ve en az gelişmiş ülkelere kalkınma yardımları vermeye başlıyorlar. Ancak Güneyli ülkeler de 1954 yılında yapılan Bandung Konferansı’yla başlayarak birbirileriyle teknik kapasitelerini paylaşmak, teknik işbirliğini geliştirme çalışmalarında bulunmaya başlıyorlar.

Faik Uyanık: Güney ülkelerden kasıt da gelişmekte olan ülkeler…

Ebru Saner: Gelişmekte olan ülkeler.

Faik Uyanık: Ve çoğunlukla yerkürenin güney yarımküresinde…

Ebru Saner: Güney ya da doğu. Doğu da deniyor zaman zaman buna. Evet, yani bildiğimiz en zengin, gelişmiş, Batılı ve Kuzeyli ülkeler dışında kalan dünyanın büyük çoğunluğu aslında. Ve Güney-Güney İşbirliği’nin amacı ne? Kendi sorunlarının farkında olan, kendine özgü çözümleri bulan gelişmekte olan ülkeler bunu bir diğeriyle paylaşmak istiyor. Kalkınma çabaları çok geçmiş yıllara dayanan ya da kalkınma süreçlerini Güney ve Doğu ülkelerinden farklı yaşayan Batı’dan almak yerine teknik işbirliğini, birbirlerinden alarak ortak sorunlara ortak çözümler bulmayı hedefliyor. Birleşmiş Milletler de 1970’li yıllardan itibaren bu modaliteye destek vermeye başlıyor. Türkiye’de de dediğim gibi 1988 yılında başlatılan bir projeyle bu modalite yaygınlaştırılmaya başlanıyor. 1992 yılında da TİKA kuruluyor. Ve aslında TİKA’nın yaptığı da yine diğer gelişmekte olan ülkelere kalkınma yardımlarını koordine etmek olduğu için yine Güney-Güney İşbirliği kapsamında değerlendiriyoruz. Bizim projemiz 2009 yılında bu 1988 yılında başlayan projenin üçüncü fazı olarak gündeme geldi ve başlatıldı. Diğer iki fazdan farkı ise daha önce bu modaliteyi yaygınlaştırma amaçlı çok başarılı çalışmalar, yapılan projeler ile şimdi artık Türkiye’nin diğer ülkelere verdiği kalkınma yardımlarına yönelik kurumsal kapasite geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bundan sorumlu kuruluş da TİKA- Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı. Biz şimdi projemizi TİKA’nın teknik kapasitesini, uzman kapasitesini, verdiği yardımların niteliğini daha uluslararası standartlara taşıyacak modaliteler geliştiriyoruz.

Faik Uyanık: Özel olarak, TİKA özelinde Türkiye’nin diş yardımlarının, kalkınma yardımlarının koordinasyonunun ve bu konudaki altyapının…

Ebru Saner: Evet.

Faik Uyanık: …daha doğrusu, kapasitenin güçlendirilmesi konusunda UNDP’nin de katkıda bulunmuş olduğu bir projeden söz ediyoruz o zaman. Şimdi biraz somut çalışmalarınızdan da bahsedebiliriz belki biraz, çok kısaca. Bu projeyle şimdiye kadar ne gibi çalışmalar yapıldı? 2009 başından bugüne kadar?

Ebru Saner: Demin de söylediğiniz gibi Türkiye artık yükselen donör olarak kabul edilen birkaç önemli ülkeden biri. Diğer Çin, Hindistan, Brezilya, Meksika. Türkiye bunların arasında adı çok yaygın geçen ülkelerden biri. 2000’li yılların ortalarından itibaren çok hızlı bir artış gösteriyor kalkınma yardımlarında. Hatta son birkaç yıl içerisinde OECD Kalkınma Yardımları Komitesi’ne üye ülkeler arasında en hızlı, kalkınma yardımlarında en hızlı artışı gösteren ülke Türkiye seçildi. Geçen sene de Afet ve Acil Yardım veren ülkeler arasında dünya dördüncüsü Türkiye. Türkiye’nin kalkınma yardımlarının yapısına baktığımız zaman eskiden daha ziyade teknik işbirliği ya da uzman değişimi gibi yardımlar yaparken artık son yıllarda ciddi altyapı yatırımlarına yöneliyor. Okullar, hastaneler, yollar yapıyor. Program yardımlarına yönelmeye başladı. Tarım programlarına destek veriyor. Tabii bütün bunlar aslında iyi bir stratejik planlamayı ve programlamayı gerektiriyor. Türkiye aynı zamanda çok hızlı yardım yapabilme kapasitesine sahip bir ülke ve çok da esnek çalışıyor. Biz projemiz ile hem bu hızı ve esnekliği korumak hem de aslında Batı’nın ve diğer ülkelerin kalkınma yardımları verirken edindiği deneyimlerden yola çıkarak daha stratejik olarak planlanmış, programlanmış bir kalkınma yardımı vermesini sağlamaya çalışıyoruz Türkiye’nin. Neler yapıyoruz? Kısaca söz etmek gerekirse uzman kapasitesini güçlendirmek için TİKA’nın eğitim programları düzenliyoruz, stratejiler oluşturuyoruz TİKA için. TİKA’nın şu an pilot olarak üç ülkeye yönelik ülke stratejilerini hazırlıyoruz. Bunlar Bosna-Hersek, Tacikistan ve Senegal. Her kıtadan, bölgeden birer ülke, pilot ülke seçerek başladık. En önemlisi geçen sene Türkiye Kalkınma Yardımları Stratejisi’nin hazırlanmasına destek olduk UNDP olarak. Belli başlı kamu kurumları, Dışişleri Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, elbette ki TİKA ve diğer kalkınma yardımı hizmeti veren Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı gibi bütün kuruluşlar bir araya geldik ve Türkiye’nin kalkınma yardımlarında politika uyumunu gerçekleştirebilmek için bir genel strateji oluşturduk. TİKA’nın aynı zamanda proje döngüsü dediğimiz bir kalkınma yardımı projesinin en başından sonuna kadar izlediği döngüyü oturtmaya çalışıyoruz aynı zamanda çünkü bu kalkınma yardımlarının izlenebilir ve değerlendirilebilir olması da gerekiyor.

Faik Uyanık: Epeyce kapasite geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılmış anlaşılan bu projeyle ilgili olarak. Türkiye’nin kalkınma yardımlarındaki gelişmeyi destekleyici kapasite çalışmaları da yapılmış 2009 yılından bu yana. Elbette öncesi de var. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı değil mi? Eski ismi Kalkınma Ajansıydı. Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarını koordine eden kuruluştan bahsediyoruz. TİKA’ya ilişkin ve TİKA’yla UNDP’nin projesine ilişkin ayrıntılara UNDP’nin Türkiye’deki web sayfasından erişebilirsiniz, tr.undp.org adresinden. #yeniufuklar etiketiyle Twitter üzerinden bizlere bu programa ilişkin görüşlerinizi aktarmanız mümkün. Ve sıra geldi şimdi bu programın yayınlandığı günlerde, Haziran ayında yapacağımız konferansa. Haziran ayında İstanbul’da yapılacak bu konferansta Türkiye gibi diğer yükselen donör ülkelerinin temsilcileri bir araya geliyor ve bu konudaki eğilimleri, öne çıkan fırsatları tartışacak. Bu konferanstan biraz bahsedelim. Önemi nedir? Neler tartışılacak?

Ebru Saner: Sizin de söylediğiniz gibi 19-20 Haziran’da İstanbul’da çok büyük bir uluslararası konferans gerçekleştireceğiz. Oldukça üst düzey katılımlı. Başbakan Yardımcımız Sayın Emrullah İşler, UNDP Başkanı Sayın Helen Clark, Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun da katılacağı bir konferans bu. Söylediğiniz gibi yükselen donör ülkelerden de üst düzey katılım olacak ama aynı zamanda geleneksel donör ülkeler dediğimiz Batılı ülkelerin de katılımını öngörüyoruz. Aynı zamanda sivil toplum örgütlerinden, akademiden, pek çok düşünce kuruluşundan katılımcılarımız olacak. Neler tartışacağız? Tam da aslında son yıllarda yükselen donör ülkeler kalkınma yardımlarının yapısını da değiştiriyor. Farklı modaliteler geliştiriyorlar. Bu modaliteler tartışılacak. Yükselen donör ülkeler kalkınma yardımlarına nasıl bakıyorlar? Yardım etkinliğinin ötesine nasıl geçebiliriz? Etkinliği nasıl arttırabiliriz? En az gelişmiş ülkelere yönelik kalkınma işbirliği çabalarını nasıl arttırabiliriz? Binyıl Kalkınma Hedefleri 2015 yılında hedefler ölçülecek ve 2015 sonrası için planlamalar yapılıyor. Yeni gelişmekte olan ülkelerin bu donör ülkelerin, yükselen donör ülkelerinin 2015 sonrası Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne yönelik çabaları neler olacak onu tartışacağız. Son yıllarda özel sektörün ve bir takım yardım kuruluşlarının, vakıfların yani yine özel sektörden kaynağını alıp diğer ülkelere yardım yapan vakıfların öne çıktığını görüyoruz. Bu vakıfların ve özel sektörün yaptığı yardımlar ve bunların modaliteleri tartışılacak. Ve zamanlama itibariyle de çok önemli bir konferans bu. Hem Türkiye’nin görünürlüğünü artıracak kalkınma yardımları alanında hem de Nisan ayında, biliyorsunuz Meksika’da bakanlar düzeyinde bir küresel ortaklık toplantısı yapıldı. Temmuz ayında da Kalkınma İşbirliği Forumu New York’ta toplanacak. Tam da ikisinin ortasında hem Meksika toplantısının çıktılarını tartışabileceğiz konferansımız aracılığıyla hem de Kalkınma İşbirliği Forumu’na yönelik görüş oluşturabileceğiz.

Faik Uyanık:Bu durumda hem Binyıl Kalkınma Hedefleri açısından hem de 2015 sonrası küresel kalkınma gündemi açısından son derece önemli bir yer tutan kalkınma işbirliği, uluslararası kalkınma işbirliği konusunda önemli bir konferansa Türkiye’nin ev sahipliği yapıyor olması önemli ve bu konferansın çıktılarının da önemli bir girdi oluşturacağını söyleyebiliriz bundan sonra süreç hakkında.

Ebru Saner: Kesinlikle.

Faik Uyanık: Çok teşekkür ederiz Ebru Hanım programımıza katıldığınız için.

Ebru Saner: Ben teşekkür ederim.

Faik Uyanık: Bu bölümde yükselen bir donör ülke olan Türkiye’nin uluslararası kalkınma işbirliğine katılımını ele almaya çalıştık ve konuğumuz da UNDP’den Güney Güney İşbirliği Projesi Yöneticisi Ebru Saner idi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, UNDP Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu haftalık da sonuna gelmiş oluyoruz ve bu sezonun da son programı bu aynı zamanda. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu Radyo İlef’de hazırladık. Programımıza İstanbul’da FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, 50’ye yakın ilde Polis Radyosundan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, Kıbrıs’ta MYCY radyosundan ve podcast formatında iTunes, Soundcloud, Tuneİn, Pure Connect ve Audioboo üzerinden, ayrıca tr.undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Konuk:

Ebru Saner, UNDP Türkiye Proje Yöneticisi

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s